Yazdır

NEMRUT DAĞI KRATER GÖLÜ

Osman Soysal tarafından yazıldı. Aktif .

Gevşek volkanik toprakta rastgele çizilmiş gibi kıvrılarak yükselen toprak yolun işaretlediği soluk coğrafya. Buraya yaz erken gelmiş. Van Gölü’nün kıyısındaki yamaçlar çorak; renk değiştirmeye başlamış parça parça düzlüklerde uzanan buğday ve arpa tarlaları dışında yeşillik kalmamış.

Tatvan’ı Çekmece (Şehmiran) Köyü’ne bağlayan yoldan ilerledikten sonra sağa, yani doğuya sapıp kışın çalışan telesiyej tesislerini geçerek Turşuktepe’nin yanından Nemrut Dağı Kraterine giriyorum. İçeride bir anda manzara değişiveriyor. Uzakta gölün üstünde masmavi deniz gibi büyük bir göl, boy boy küçük göller, kayalılara vuran berrak duru içilebilir nitelikte su; yeşillikler, ağaçlar, burası çöl içerisinde dev bir vaha gibi. Doğu Anadolu’da değil de bakir Akdeniz kıyılarındayım sanki.

Nemrut Dağı Krater Gölü’nü çevreleyen dört tane yüksek tepe var. Bunlar güneyde Turşuktepe (2828 m), batıda Nemrut Dağı Tepesi (2801 m), kuzeyde Sivritepe (2935 m) ve doğuda ise Doğu Nemrut olarak adlandırılan tepe (2625 m). Burası çoğu zaman Adıyaman Kahta’da, zirvesinde bir tümülüs ve Tanrı heykelleri bulunan Nemrut Dağı ile karıştırılıyor. Krater Gölü, Van Gölü’nden sadece 600 metre, ancak deniz seviyesine göre 2247 metre yüksekte bulunuyor. Yani yeterince ‘yüksekte’ olduğumdan fazla tırmanman gerekmiyor ama uzaklıklar çok olduğundan sıkı bir şekilde yürümem lazım.

1 nci Derece Sit Alanı ilan edilen bölgede iki tane büyük koyun sürüsüne rastlıyorum. Tatvan yol sapağında milli park lehvası olmasına karşın bölgede tek bir resmi görevliyle karşılaşmıyorum: Jandarmayla bile. Büyüklük açısından, Krater olarak dünyada 16 ncı ve Krater Gölü olarak ise 6 km’lik çapıyla dünyada ikinci konumda. Kaldera içinde beş tane göl bulunuyor. Krater Gölü’nün dışında, onun hemen doğusunda yer alan ve kışın 40, yazın 60 derece sıcaklıktaki suyuyla Ilıgöl ve yine kalderanın değişik yerlerinde yazın sıcak dönemlerinde, Haziran sonundan itibaren kurumaya başlayan, fazla derin olmayan üç küçük göl daha var. Nemrut Dağı volkanik patlamadan önce yaklaşık olarak 4100 m yüksekliğindeymiş. Patlamayla birlikte oluşan Rahva Düzlüğü Bitlis vadisini doldurmuş ve böylece Van Gölü ortaya çıkmış.                           

Kraterin kendine özel mikrokliması zaman içinde burada ayrı bir floranın oluşmasına neden olmuş. Flora kısmen ayakta kalmaya çalışmakla birlikte geçmişte burayı yurt edinmiş hayvanlardan, yani faunadan pek eser kalmamış. Gölün sularında hâlâ serinlik ve yaşam alanı arayan göçmen kuşlar bulmak mümkün. Ancak en son örnekleri 20 yıl öncesinde vurulan dağ keçilerinden ve ayılardan eser kalmamış. Keklik, tavşan, ördek, tilki, çulluk gibi hayvanlar ise bazı göçmen kuşlarla birlikte bölgede görülebilecek nadir hayvanlardan. Büyük gölde aynalı sazan ve alabalık bulunuyor.

Krater içerisinde zengin bir bitki örtüsü bulunuyor. Kendine özgü nemli mikrokliması sayesinde Akdeniz Bölgesi bitkilerine dahi rastlamak mümkün. Özellikle Ilıgöl’ün güneyinde küçük bir ağaç topluluğu oluşturan bölgeye özgü kısa boylu titrek kavaklar ilgi çekici.

Yol, kratere girdikten sonra güney yamacından aşağıya doğru hafif bir eğimle alçalıyor. Kurumaya yüz tutmuş sığ ama büyük bir gölün yanından geçip, kraterin orta kısmında bulunan ve taş yıkıntıların yer aldığı bölüme varıyorum. Küçübaş hayvanlar için sığınağa dönüştürülmüş bol miktarda taş ve birkaç tane duvar kalıntısı; burada eskiden bir yerleşim olduğunun kanıtları. Muhtemelen kraterin bu korunaklı ve nispeten yüksek noktası zamanında buraya yakın köyler tarafından yaz aylarında yayla olarak kullanılmış.

Gölün kenarındaki dar çimenlik alanda kamp kuruyorum.Krater gölünün masmavi görüntüsünün yanında Ilıgöl’ün yeşil rengi, sulardaki farklılığı gösteriyor. Yolun kenarında, gölün Kuzey kıyısında taşların arasında bir sıcak su kaynağı var. Bunun dışında Ilıgöl’ün tabanında kaynayan volkanik sıcak su kaynakları bu gölün ısısını yükseltmiş. Taşlarla oluşturulmuş küçücük havuza elimi zor sokuyorum. Su çok sıcak. Nemrut gölü çevresindeki göl ya da yeraltı suları, kızgın kuru kaya ortamında ısınmayla sıcak suya dönüşerek, yüzeye çıkması ile oluşmaktadır.

Çadırımı kurduktan sonra büyük gölün kenarına gidiyorum. Turistler için derme çatma bir kafeterya ve rasgele tuvaletler yapılmış. Göl üstünde küçük bir tekne gelenlere göl turu yaptırıyor. İsteyenlere balık ikram ediliyor. Su masmavi ve tertemiz; içilebilir nitelikte. İlginç ama bu kadar su içindeyken mataramı doldurabileceğim tek bir çeşme bulamıyorum. Klor hapıyla birlikte büyük gölün suyunu kullanıyorum.

Krater Gölü ve Ilıgöl arasında 40-50 metre yüksekliğinde taşlıklı bir tepe var (bu belki de aşınmış bir parazit koni). İri kaya aralarında kimi noktalarda taş duvarlar örülmüş. Burada eski bir kale ya da yerleşim olduğu kesin. Kayaların arasında ise irili ufaklı çok küçük mağaralar var. Ancak bunlar sözü edilen ‘buz mağarası’ değil. Buzlu mağara bu tepenin Ilıgöl’e bakan eteğinin tabanında bulunuyor. İri kaya bloğunun altında küçük bir delikten oluşan mağaraya yaklaşıp eğildiğimde, içerideki serinliği hemen fark ediyorum. Mağaranın derinliğinde küçük bir buz parçası da var. Köylüler buraya koydukları meşrubatları soğutarak turistlere satış yapıyorlar. Volkanik yapıdan sızan bir tür gazın yarattığı bu yaz başındaki soğukluk oldukça ilginç.

Mağaranın yanından bu kez Ilıgöl’ün batı kıyısındaki kayalıkların üzerinde yer alan titrek kavak ağaçlarının arasından geçerek sıcak buhar püskürten mağaraya yöneliyorum. Buradan çıkan buharın, solunması halinde astım ve bronşit hastalarına iyi geldiği söylenmekte.

Olanağınız varsa, buraya kadar gelmişken gün doğumunu izlemek üzere Ilıgöl’ün hemen kuzeyinde bulunan ve buranın en yüksek noktası olan Sivritepe’ye tırmanmaya sakın üşenmeyin. Bunun için gölün kuzeyinde önce iri taş çarşakla başlayan yamaçtan tırmanıp daha sonra çürük kayadan oluşan dik duvarda macera yaşamak yerine, Ilıgöl’den 500 metre doğuya kadar ilerleyip oradan sırt hattına tırmandıktan sonra zirveye yönelmek daha mantıklı. Kraterin içerisindeki olağanüstü manzaraya, doğuda 4000 metreyi aşan yüksekliğiyle Süphan Dağı’nın karanlık kütlesi ve renk oyunlarıyla Van Gölü’nün muhteşem görüntüleri ekleniyor.

Krater Gölü’ne çevreden günübirlik gezi için gelenler çoğunlukta. Geceleri ise arasıra gelen gezgin turistler ve göl kıyısındaki tesiste çalışanlar dışında burada kalan çok az kişi var. Kalmak için en uygun yer Ilıgöl’ün çimenlik kıyısı. Tatvan merkezine 27 km uzaklıkta olan bölgeye toplu ulaşım yok.

Dönüşte kraterin girişine 4 km uzaklıkta, eski bir Ermeni yerleşimi olan Çekmece (Kürtlerin Şehmiran’ı/ Ermenilerin Şamiram’ı) Köyü’ne uğrayabilirsiniz Köy içinde yörenin taşları kullanılarak yapılmış çok güzel eski Ermeni evleri var. Bir kısmı halen kullanılıyor, bir kısmı ise ahıra dönüştürülmüş. Köyün arkasında bir iki kilometre geride yer alan yanyana üç parazit koniye Nemrudi Develer deniliyor. Yamaçlarında eski yerleşimlerin olduğu rivayet edilen ve deve hörgüçüne benzeyen bu tepeler köyün arka tarafında ilginç bir manzara oluşturuyorlar.

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

( http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&kid=23&hn=10966 )

( http://www.aksav.com/yazi/nemrutun-zirvesinde-krater-golu... )

( http://www.meteorhaber.com/content/view/483/405/ )

( http://www.emlaktimes.com/news/detail/748/NEMRUTun-Zirvesinde-Krater-Golu )

( http://www.kolayeval.com/news/detail/748/NEMRUTun-Zirvesinde-Krater-Golu )

( http://www.buyfromdeveloper.com/news/detail/748/NEMRUTun-Zirvesinde-Krater-Golu )