Skip to main content

Kongo: Batı'yı zenginleştiren soykırım

1996'dan beri Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda 7 milyondan fazla kişi öldü... Ve Güney Afrika'nın bu dev ülkesinde, « seçilmiş » devlet başkanı kim ya da yarı hileli seçimlerin sonucu ne olursa olsun her şey eskisi gibi devam ediyor. Frantz Fanon, « Afrika, tetiği Kongo'da olan bir tabancadır » diye yazmıştı. Neredeyse 30 yıldır, devletin soykırıma varan vahim sonuçlar doğuran şekilde talan edilmesinin destekçilerine yönelmeden Kongoluları hedef alan bir tetiktir bu.

19 Şubat'ta, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusundaki Goma şehri, Ruanda hükümetinin suç ortaklığıyla desteklemekle suçlandığı M23 grubunun şiddet ve terörizminin ve Batılı güçlerin, ABD'nin ve Avrupa Birliği'nin Kigali’ye verdikleri desteğin kınandığı halk gösterilerine sahne oldu.

Göstericilerin ellerindeki pankartlardan birinde, söz konusu ülke birçok uluslararası STK tarafından M23 isyancılarına yaptığı para ve silah yardımı nedeniyle Kongo’nun doğusundaki savaşı körüklemekle suçlanmasına rağmen, Brüksel'in Ruanda'daki yatırım programları yürütmesine atıfta bulunan « Avrupa Birliği Ruanda'nın suç ortağı » sloganı yer alıyordu.  

Ruanda ve Avrupa Birliği, gerçekten de birkaç aydır duyurulduğu üzere « hammaddeler için sürdürülebilir değer zincirleri » konusunda bir anlaşmanın müzakeresini yürütüyordu. Goma’da gösterilerin yapıldığı gün, Avrupa Birliği'nden yapılan bir basın açıklaması, Brüksel ile Kigali arasında imzalanan anlaşmanın içeriğini şu şekilde açıklıyordu: « Kritik ve stratejik hammaddelerin sürdürülebilir ve sorumlu bir şekilde üretilmesi ve değerlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi de dahil olmak üzere, hammadde değer zincirlerinin geliştirilmesi için gerekli altyapının konuşlandırılması amacıyla fonların seferber edilmesi için işbirliği ».

Brüksel'in kullandığı örtmece dilini tercüme edip basitleştirelim. Bu, Brüksel'in, Kigali'nin Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusunda bulunan kritik ve stratejik hammaddeleri yağmalamasına ve ihraç etmesine olanak tanıyan altyapıyı finanse etmeye kararlı olduğu anlamına geliyor.

Stratejik yağma ve soykırımsal kaos

Tabi tüm hammaddeler değil, özellikle « kritik » ve « stratejik » olarak adlandırılan hammaddeler söz konusudur. Avrupa Birliği'nin 13 Kasım 2023 tarihli genelgesinde kritik hammaddeleri şu şekilde tanımladığını anımsatalım: « Bunlar, Avrupa Birliği için ekonomik açıdan büyük öneme sahip olan ve kaynaklarının yoğunlaşması ve kaliteli ve uygun fiyatlı seçeneklerin bulunmaması nedeniyle tedarik kesintisi riski yüksek olan hammaddelerdir ». Aynı genelge, öncelikli olarak bataryalar için kullanılan malzemeler ve nadir toprak elementlerinin söz konusu olduğunu belirtiyor.

Batılı çokuluslu şirketlerin Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde süregelen ölümcül ve soykırım niteliğindeki kaosu sürdürme konusunda çekince duymadığı bu ünlü « nadir toprakların », adından da anlaşılacağı gibi, çağdaş yüksek teknoloji endüstrisi için gerekli metalleri çok düşük oranda içeren toprakları nitelediğini de hatırlayalım.

Bu topraklarda bulunan farklı malzemelerin çıkarılması, saflaştırılması, arıtılması ve ayrıştırılması büyük miktarda malzemenin çıkarılmasını gerektirmektedir. Somut olarak bu nadir toprak elementleri, sayısal endüstrinin yani cep telefonlarının, sabit disklerin ve ekranların üretiminde, enerji endüstrisinin örneğin rüzgar enerjisinde kullanılan türbinlerin, elektrikli otomobillerin ve hibrit otomobil motorlarının,  tıp endüstrisinde örneğin robot ve tarayıcıların ve son olarak silah endüstrisinde radarların üretiminde vazgeçilmez olan 34 elementten oluşmaktadır.

Bu 34 kritik hammaddeden 17'si stratejik hammadde olarak kabul edilmektedir, çünkü gelecek yıllarda bunlara yönelik talepte patlama yaşanması beklenmektedir. Dolayısıyla çok uluslu şirketler ve sanayileşmiş ekonomiler için bu stratejik hammaddelere en düşük maliyetle erişim konusu hayati önem taşıyor.

Uzun süren « jeolojik rezalet » ve teröristler

Toprakaltındaki minerallerin zenginliği nedeniyle uzun süredir « jeolojik rezalet » ile anılan Kongo Demokratik Cumhuriyeti, bu kritik ve stratejik malzemelerin çoğu açısından önemli yataklara ev sahipliği yapıyor. Ülkede Altın, Niyobyum, Kobalt, Bakır, Elmas, Nadir Topraklar, Kalay, Tantal, Tungsten vb. gibi madenlere ait çok zengin maden yatakları ve rezervleri vardır. Bu yatakların çoğu Kongo’nun Doğusu ve özellikle da Kivu’da yoğunlaşıyor.

Çok sayıda terörist grubun yıllardır toplumsal barışın geri gelmesini engellemek, Ruanda üzerinden Batılı çokuluslu şirketlere satılmak üzere stratejik malzemeler çıkardıkları bölgeleri denetlemek için faaliyet gösterdiği bu bölgede hüküm süren istikrarsızlığın nedeni budur.

2012 yılında kurulan M23, bu kritik ve stratejik maddeleri çekincesiz bir şekilde kullanmaya devam etmek için Kongo'nun doğusunda terör eken ve Ruanda tarafından desteklenen bu gruplardan biridir. 3 Ocak 2024 tarihli bir Birleşmiş Milletler raporu, Ruanda'nın M23 terörist grubuna verdiği desteği açıkça kınamaktadır: « Kivu'daki durumla ilgili Birleşmiş Milletler uzmanlar grubunun elinde, Ruanda Savunma Kuvvetleri’nin (RDF) doğrudan müdahalelerine ve silahlı birlik takviyelerine ilişkin somut kanıtlar bulunmaktadır » .

İnvestig'action tarafından yayınlanan Afrika için stratejik kılavuzumuzda, Ruanda'nın bu kritik ve stratejik madenlerini Batılı çokuluslu şirketlerin ve onların devletlerinin aralarında vardıkları mutabakatı ve madenleri suç ortaklığıyla yağmalamak ve ihraç etmek için doğrudan ve/veya dolaylı askeri müdahaleleriyle öne çıkan bu konunun tarihini ve sorunlarını anlattık.

Araştırmacılar Roland Pourtier veya Gérard Prunier, süregelen bu istikrarsızlığın ve bitmek bilmeyen savaşın 1996 ile 2003 yılları arasında 3 ila 5 milyon kişinin ölüme neden olduğu tahmin ediyor. Buna en az yaklaşık 3 milyon kişinin ölümünün de eklenmesi gerekiyor...

Doğrudan ve dolaylı olarak etkilenen mağdurların sayısının değerlendirilmesi konusunda uzmanlar arasındaki tartışmalar devam etse de, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük katliamla karşı karşıya olduğumuz zaten kanıtlanmış olur. İnternational Rescue Committee (Uluslararası Kurtarma Komitesi) adlı STK, Kongo'nun 2006'daki durumunu şu şekilde tanımlıyor: « İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiçbir çatışma bu kadar çok kurbana neden olmadı, ancak yedi yıl sonra, çatışmanın ölçeği ve sonuçlarıyla ilgili evrensel cehalet hala gücünü kaybetmedi yer ve uluslararası taahhüt insani ihtiyaçların çok gerisindedir. »

Ruanda ihracatına basit bir bakış, bu soykırımın sonuçlarını anlamak için yeterli olacaktır. Ruanda, yurt içinde üretmediği ya da yeterince üretemediği büyük miktarda stratejik maddeyi ihraç ediyor. Bu durum özellikle koltan, kasiterit ve elmas için geçerlidir. Böylece 2014 yılında Ruanda dünyanın önde gelen koltan ihracatçısı durumuna geldi.

Araştırmacı Pierre Jacquemot, bu örgütlü yağmayı şu şekilde özetliyor: « Yeni büyük şirketler için güvensizlik ortamının sürdürülmesi, zenginleşmenin temel aracı haline geldi » ve bu savaşlar, « Ruanda ve Uganda askeri-ticari lobilerin denetimi altındaki doğal kaynaklara el koyma sürecinin başlangıcıydı ».

Avrupa Birliği, Ruanda ile stratejik ve kritik madenler konusunda bir anlaşma imzalayarak, nesnel olarak bu devlet eşkıyalığının suç ortağı haline geliyor.

Bu bağlamda ana akım Batı basınında Ruanda'yı bir « ekonomik mucize » ya da « kalkınma modeli » olarak sunan rezil haberlere şaşırmamak gerekiyor. Kongoluların hayatları, gözleri sadece kar oranlarına odaklanmış olanlar için pek bir önem taşımıyor.

Kongo halkının yaşadığı trajediyi sonlandırmayı ancak bu ardı arkası gelmeyen müdahaleyi gerekli tüm araçlarla reddetmeye ve bağımsız bir ekonomi politikası oluşturmaya kararlı bir Devlet başarabilir. Goma'daki göstericilerin haklı olarak talep ettiği şey budur.

Saïd BOUAMAMA

Daha ayrıntılı bilgi için:

« Rwanda : Déstabiliser le Congo pour mieux le piller », 25 Ocak 2022, https://lvsl.fr.

« Stratégie militaire du M23, soutien du Rwanda, rôle du Burundi… Ce qu’il faut rappeler du rapport de l’ONU », Jeune Afrique, 3 Ocak 2024.

(İnvestigaction sitesinde 27 Şubat 2024 tarihinde Saïd BOUAMAMA imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir https://investigaction.net/congo-le-genocide-qui-enrichit-loccident/)