Kanyon boyu

Le chemin des touristes reste gravé dans la pierreİçinden kanyon geçen şehir Konstantin’in değişik bölgelerinde, köprülerden ya da kanyon kenarındaki seyirliklerden aşağıya baktığımda, kenti ikiye bölen derin ve dik duvarların alt kısmında basamak, küçük geçitler gibi insan izlerini gördüğümde bunların eski dönemlerden kalma hizmet amaçlı yapılan işlerin izleri olduğunu düşünüyordum. 

 
 
 

Ancak konuyu biraz araştırınca, eskiden, Fransız sömürgecilerin döneminde kentin en güzel yerinde ‘turistik amaçlı’ bir yürüyüş parkurunun yapıldığını öğreniverdim.

Bugünlerde oldukça bulanık akan Rhumel nehrinin oluşturduğu güzelim kanyonu biraz daha düşük irtifadan gezmek amacıyla elin gavuru sömürgeci Fransızlar yaptıkları bu yürüyüş parkuruna “turistlerin patikası” anlamına gelen “le chemin des touristes” adını vermişler.

1895 yılında açılışı yapılan turistik yürüyüş yolu, Fransız inşaat mühendisi Frédéric REMES’in eseri. Yaklaşık iki buçuk kilometre uzunluğundaki yolun büyük bir bölümü uçurumun duvarına monte edilmiş ve yer yer bir yakadan diğer yakaya geçiyormuş.

Parkur, Sidi Rached köprüsünün tam altında, aynı adla anılan Caminin karşı yakasında, şehitler kayası ve Şeytan köprüsü (Le pont du Diable) yanından merdivenler inilerek başlıyormuş. Burası kanyonun güneyi ve bu mevkide 66 metre yüksekliğe ulaşan kanyonun başlangıcı. Şehitler Kayasının altına Osmanlılar tarafından inşa edilen taş köprü birçok kez bu noktada daralarak kanyona sıkışan Rhumel ve Boumerzoug nehirlerinin birleşmesiyle oluşan sellerde yıkılmış. İsmini muhtemelen bu noktada kanyona dalan suların çıkardığı dayanılmaz gürültüden alıyor. Şeytan Köprüsü hemen hemen Sidi Rached Köprüsünün iz düşümünde yer alıyor. Viyadükü ile birlikte kesme taştan yapılan 447 metre uzunluğundaki bu köprünün yapımına 1907 yılında üç milyon Fransız Frangı bedeli karşılığında başlanmış. Toplam 27 kemerin üstüne oturan köprü tren garı çevresiyle şehir merkezini ve güney tarafından yol ayrımıyla El Khroub, Batna ve Biskra yönlerine geçit veriyor.

Biraz ilerleyince küçük bir baraj, nehir sularını sol yakada bulunan ve Lavie değirmeninin 128 metrelik yapay şelalesine akmak taşımak üzere bir yer altı tünelinden geçiriyor. Bugün Mellah Slimane adı verilen Perrégaux asma köprüsüne gelmeden, Roma devrinden kalma, muhtemelen eski bir Roma köprüsü (Antonin Köprüsü) ya da bir tapınak veya değirmene ait olan iki büyük temel ile karşılaşılıyor.

125 metre uzunluğundaki Perrégaux asma köprüsü 1917 ve 1925 yılları arasında yapılmış ve yine tren garının bulunduğu mevkii bir merdiven ya da Merdersa asansörü aracılığıyla şehir merkezine (Yahudi Mahallesine) bağlıyor.

Asma köprü geçildikten sonra patika ziyaretçileri kanyona hakim konumda bulunan Sezar hamamlarının bulunduğu noktaya taşıyormuş. Hamamlar küçük bir şelale ve termal bir kaynaktan besleniyor. Kanyonun sağından devam eden yol bir süre sonra yine sıcak su kaynaklarıyla beslenen Salih Bey hamamına ulaşıyor. Salih Bey bu noktaya, bugün Medersa’nın altında hala izlerini görebileceğimiz kayaya oyulan bir merdiveni kullanarak inermiş. Karşı tarafta, sol yakada bir Roma su kemerinin kalıntıları hala görülebilir.

Biraz daha ileride El Kantara Köprüsünden önce, gar hizasında, her iki yakada da eski bir Roma köprüsünün temelleri görünüyor.

Eski Konstantin’in ana giriş yolu olan El Kantara köprüsü yanından turist yoluna bir başka iniş daha görünüyor. Burası şehir belli başlı ulaşım yeri olduğundan birçok çarpışmaya sahne olmuş. 1185 yılında kentteki tüm Roma köprüleri yıkıldığında burası da yıkılmış. 1792 yılında Salih Bey köprünün onarımını yaptırmış. Köprüyle birlikte inşa edilen sifonlu Roma su kemeri de yeniden yapılmış. Onarım için gerekli taşlar eski Roma amfi tiyatrosundan alınmış. 18 Mart 1857’de bir piyade birliği geçerken köprü yıkılmış ve bu esnada su kemeri de yerle bir olmuş.   

Kantara Köprüsüyle birlikte turist yolu yaklaşık 300 metrelik mağaraya giriş yapıyor. Bu bölümün üst tarafı park olarak düzenlenmiş. Bugün bu ‘kimsesiz’ park uyuşturucu ve alkol bağımlılarının uğrağı haline gelmiş. Biz sevgili Murat ile geçen yıl buraya inmeye çalışırken girişteki polis bizi dikkatli olmamız konusunda uyarmıştı. Bugün pislik, çöp ve alkolün yasak olduğu bir ülkede ilginç bir şekilde Hanneken biralarının yeşil şişelerinin cam kırıklarıyla dolu parkın belediye tarafından düzenlenip halkın kullanımına açılmaması çok ilginç.  

Mağara iki noktada çöküntüye uğramış. İki metal köprücük önce sol yakaya geçiyor ardından da çok daha alt seviyeden sağ yakaya. Yine mağara içerisinde devam edilince sarkıt ve dikitler ve bir su kaynağının ürkütücü havuzu yer alıyormuş.

Bir sonraki daha küçük mağarada, ermiş Ben Mahluf’un mağarası bulunuyor. Turistik patika Sidi M’Cid Köprüsü altına çıkmadan önce son bir doğal kemerin altından geçiyor. Bu devasa kemer kanyonun en güzel yeri; kartpostallarda kullanılan fotoğraflar buraya ait.

Parkur son bölümde sağ yakayı izleyerek Şelale Köprüsü’ne (Pont des Chutes) kadar ulaşıyor. Buradaki su depoları ve diğer düzenekler aşağı vadideki bostanların sulaması için kullanılıyor. Buradan itibaren Rhumel’in suları 80 metre yükseklikten Hamma ovasına doğru dökülüyor.

Bugün yukarılardan dikkatlice bakıldığında turist yolunun kalıntıları, kireçtaşı kaya duvarlarına çakılı kazıklar yer yer çökmüş çelik platformlar kolaylıkla seçilebiliyor. Kentte yaşayan yurttaşlar, yurtdışındaki Cezayirlilerin de desteğini alarak bu yolu günümüz teknolojisiyle muhtemelen şeffaf cam seyir terasları ve yürüyüş parkuruyla yeniden canlandırma çabası içerisindeler.  

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.