Massinissa

Résultat de recherche d'images pour "Massinissa tombeau" Hayat da fotoğrafları, anlıkları ve değişen manzaraları ve sürprizleriyle birlikte bir tür avare gezintidir aslında. Yüklediğimiz büyük anlamlara, çaresiz gerekçelendirmelere, içi boş ‘yaşamın gayesi’ hikayelerine aldanmamalıyız.

İçimden hiç bunu söylemek gelmiyor ama acı gerçek bu. Güneşten itibaren sistemin dördüncüsü ve her anlamda geleceğimiz olan, hayatın bizden önce başladığı Kızıl Gezegene bakıp bakıp afallayan insanlar grubundanım ben de. Hemcinslerim gibi Spirit’in bir anlamda Dünyanın geleceğine ilişkin verdiği haberleri coşkuyla izleyip, bugün her şeyi kenara bırakıp bir an önce yapmaya başlamamız gerekenleri erteleyenlerden yani.

Tamam, çöpe ekmek atmıyorum, havaya mermi sıkmıyorum, gereksiz yanan ışıkları elim yetiştiğince söndürüyorum, olabildiğince gereksiz tüketimden sakınıp israftan kaçınıyorum. Yaşarken, ölürken ve hatta öldükten sonra bile alışılageldik mezar simülasyonların dışına çıkma hayalleri kurraarak, varoluşumla, yok oluşumla çevreyi kirletmekten nasıl uzaklaşabilirimin alıştırmalarını yaparken, bu israftan kaçınma halleri güzel ve rahatlatıcı bir başlangıç gibi görünse de, ipin ucu, işin boyutu çoktan kaçmış gibi görünüyor. Size de öyle gelmiyor mu? Yoksa siz hala kendinizi aldatmayı sürdürme taraftarı mısınız?

Bu arada hazır kıyamet demişken…

Hayat kısa, Katil uzun!

‘Tüyü bitmemiş yetimin’ hakkını yedi ceddine yedirerek kanlı saraylarda saltanat sürenlerin devrinde, bizzat ‘live’ olarak içerisinde bulunduğumuz kıyametin işareti niyetine boş yere sakallı bebek bekledik duruyoruz. Haraç kesilen paralarımızla beslenen, korunan ve yönlendirilen ve kanser hücreleri gibi kontrolsüz bir şekilde bölünerek çoğalan sakallı caniler, Suriye’de Beyrut’ta Paris’te aniden ortaya çıkarak, müesses nizamı korumada asıl hedeften alıkoyan, dikkat dağıtan, bizzat yaşamımızla oyalayan ses bombaları işlevi görmedeler. Zaten olan biteni anlamlandırmada, önümüze koyduklarını yutmada zorlanan havsalamızı, kuş beyinlerimizi daha da bulandırmadalar.   

Alın size koskocaman, bize, bizden çok önce yaşadıklarımızı kulak zarlarımızı yırtarcasına fısıldayan bir öncü gösterge daha: Mars gezegeni! Tepe tepe inceleyin ve görün nereden gelip nereye gittiğimizi. 

Sürdürülebilir kıyametin planlanarak inşası

Benim gibi bir yersiz yurtsuzun, yerini yurdunu terk ederek, fanus cennetinden önce büyük şehir cehennemine geri dönmesi; oradan da Allahın ceza yerinin Konstantin elinde, El Khroub ilçesi Massinissa mevkiinde, asırlar boyunca buğday büyütmekten yorgun düşmüş bereketli topraklar üzerine hileli bir Monopoly oyunu içerisinde beton bloklar yerleştirme işi karşılığında kazanacaklarını ‘boş zaman etkinliklerine’ ayıracak olması, suçu değil ama kişiliği ‘hafifletici’ bir neden olsa gerek.

Her ne kadar mahalleleri birbirine bağlayan ana yolların kotları birbiriyle bir türlü uyuşturulamasa da, genel anlamda oyunun tüm parçaları öngörülmüş; kentsel planlama diyorlar buna. Bayağı bilim insanları, mimarlar, ciddi adamlar, ciddi kadınlar masa başında saatlerce kafa patlatıp, insanların ömürlerinin düzüleceği kentsel alanları bir güzel kurguluyorlar.

Tünel kalıpla dökülen mantar evler arasında, daha sonradan inşa edilecek beşeri hizmet binaları serpiştirilmiş. Bizzat hayatımızı ‘işleyecek’, öğüterek un ufak edecek olan kurumlar: ‘vejetatif’ gelişmemizi sağlayacak olan su depoları, ticaret merkezleri, dükkanlar, otoparklar, alışveriş mekanları, okul, kaymakamlık, adliye, karakol, hastane, cami ve tabi ki son durak, 'inmeyen kalmasın' mezarlık.      

Bu güzel isimli Massinissa da mı kim?         

BERBER KRALI MASSİNİSA

Burada Berber, saç kesen değil Kuzey Afrika’daki en eski yerli halka verilen ad anlamında kullanılmıştır. Göçebe ya da yarı-göçebe olarak yaşayan eski bir kabile bunlar (Amazig dilini konuşan Kabiller de Berberlerin bir kolu aslında). Günümüz İbranicesine çok benzeyen bir alfabesi olan Berberice konuşurlar. İslam’ın yayılmasıyla ancak 7nci yüzyılda Müslüman olmuşlar. Hıristiyan olan Kabiller de vardır.

Doksan yaşında, ölmeden iki yıl önce elinde kılıç hala halkı için savaşan, elli çocuk sahibi, yaşarken olduğu gibi öldükten sonra da tanrısallaştırılan asırlık bir çınar düşünün. İşte Kral Gaïa’nın oğlu, Zelalsan’ın torunu ve birleşik Numidya’nın ilk Kralı olan Massinissa öyle biri!

Az sonra ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz günümüz Konstantin’i Cirta’daki mezarında bulduğumuz sadece sessiz harflerden oluşan MSNSN (Amazig dilinde mass nsn «Efendileri» anlamına gelmektedir) yazısından ismini öğrendiğimiz Massinissa, Romalı General Scipion’la birlikte M.Ö.202 yılında Zama’da Masil Krallığını (bugünkü Tunus ve doğu Cezayir topraklarında M.Ö.IIIncü yüzyılda hüküm süren) işgal eden Hannibal’i yenmeyi başarmıştır.   

Kartacalıları da yenmesini bilen Massinissa yaşamı boyunca Roma ile ittifakını korumuştur. Biz Ortadoğu Ortadoğu halklarının diye haykıraduralım, yüzyıllar önce « Afrika Afrikalılarındır » sloganı ondan çıkmıştır. Gerçek bir PanAfrikanist mi yani? Roma’ya yaşamı boyunca sürdürdüğü ilişkiyi nereye oturtalım dediğinizi duyuyor gibiyim. Ben de bilmiyorum.  

Massinissa askeri alanda olduğu kadar toplumsal ve siyasal alanda da başarılara imza atmıştır. Göçebe olan Numidiyalıları yerleşikleştirmiş ve yasalara ve kurumlara sahip güçlü bir devlet kurmuştur. Ulusal para bastırmış ve kimi zaman Roma’nın da hizmetine sunduğu düzenli bir ordu ve donanma kurmuştur. Ünü tüm Akdeniz ülkelerine yayılmış, Yunanistan’da bile onun adına toplam üç adet heykel dikilmiştir. Yaşamının son günlerinde Kartaca’yı ele geçirip başkent yapmak istese de, bu poposu kalkmış Kral ileride başımıza bela olur diyen Roma’nın engellemesiyle karşılaşmıştır.

Ölümünden sonra adına Cira yani Konstantin yakınlarında bir anıt mezar ve Tunus’ta bugünkü Dougga’da bir tapınak yapılmıştır.   

Kendi ayakları üzerinde duran anıt

Bu mübarek topraklara üçüncü ayak basışımdan beri iki buçuk yıldır her sabah köründe çevresini tavaf ederek koşuya başladığım bu anıt, internette bulduğum birkaç Fransızca kaynaktan yaptığım derlemeyle ayrıntılı olarak anlatılmayı hak ediyor doğrusu.

Cirta topraklarında, Konstantin merkezinin 14 kilometre doğusunda, Arapça kalıntı anlamına gelen Khroub ilçesinde 570 metre irtifalı bir tepe üzerinde kare biçimindeki anıtı inşa edenler, sanki M.Ö.148 yılında (Massinissa’nın öldüğü tarih) bilinen tek anıt mezar olan Imedghacen’in daha sonra bakımsızlıktan, yağmadan ve tahribattan yıkılacağını önceden hissetmişler gibi.

Kartaca ve Numidya geleneklerinin bir bileşimi olarak değerlendirebileceğimiz kare biçimli Numidya anıt mezarlarından bugüne kalan üç tanesini sayabiliriz: Dougga, Makhtar ve Khroub.

Birleşik Numidya Kralının en az kendisi kadar karizmatik olması gereken anıt mezarı yapılırken birbiriyle bağlantılı taş bloklarının kullanılmasının, yapının korunması açısından iki bin yıl sonra çok yerinde olduğu anlaşılıyor.

Temelinin geniş bir alana oturması, taşları birbirine bağlamaya yarayan kurşun sabitleme sistemi ve taş blokların ağırlığı sayesinde, simgesel önemi yüksek olan bu anıt mezar, iki bin yıl süresince kısmen depremlere ve iklimin zararlı etkilerine dayanmış, özellikle ilk iki katta kullanılan iri kesme taşlar her türlü sarsıntıya karşı büyük bir destek sağlamıştır.

Kare biçimli 10,50 metrelik ve 2,80 metre yüksekliğinde ilk temel katı üç kademeyle 8,40 metre kenarlı ve 1 metre yüksekliğinde yine kare bir ikinci katla devam etmektedir. Bunun üzerinde 5,5 metre kenarlı bir karenin dört tarafını kaplayan 1,75 metre kenarlı 1,25 çapında yuvarlak kabartma bir kalkanla süslü dört parça vardı ki bunlar artık günümüzde ayakta değiller. Muhtemelen yaşanan bir deprem sonucunda yıkıldılar, çünkü malzemenin büyük bir bölümü anıtın çevresine dağılmış duruyor.

Anıt mezara ilişkin günümüze ulaşan ilk yazılı belge 1838 yılında Fransız işgali sırasında yapılan bir tanımlamadır. 1862 yılında Konstantin Bölge Valisine burada bakım ve kazı yapılması için bir rapor yazılmış olsa da, bölgede gerçek bir çalışmanın yapılması için 1915-16 yıllarında Konstantin Arkeoloji Şirketinin Mimar M.Bonnell başkanlığında yapacağı kazıları beklemek gerekecektir.

1915 kazısına kadar 2 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde ve 0,90 metre yüksekliğindeki küçük mezar odasına girilmediği anlaşılmaktadır. Kazı ekibi odaya ulaştığında Kralın külleri ve yanmış kemiklerinin geniş gümüş bir çanağın içerisine konduğunu gördü.

Bonnell’in anlattıklarına göre (emperyalistlerin kalıtsal hastalığı aşırma yani yerel deyimle ‘Ali Baba’ olduysa artık günahı kendi boynuna) mezardan 27 cm çapında gümüş bir vazo ya da kap, bir başlık, bir örgü zırh, kılıç ve farklı silahlar ve gümüş kap kacak çıkmıştır.

Bu bir kral anıt mezarıdır. Burada yatanın önce bir komutan ardından da Massinissa’nın oğlu ve ardılı Kral Micipsa, yani seslilerin olmadığı tifinagh dilinde MKWSN olduğu düşünüldü. Sonra bulunan tarihi eserlerin tarihlenmesiyle birlikte anıtmezarın Massinissa’ya ait olduğu anlaşıldı.   

Almanya’daki Bonn Müzesi’nin 1979-1980 yıllarında düzenlediği « Die Numider » (Numidyalılar) sergisi, kazıdaki buluntuların yeniden değerlendirilmesi, başta metal olanlar olmak üzere bazı nesnelerin elden geçirilmesi ve anıt mezarın restorasyonuna ilişkin yeni bir yaklaşımın oluşturulması için bir fırsat oluşturmuştur.

Konstantin vilayeti kurumlarınca bir ilk ‘modern’ onarım operasyonu gerçekleştirilmiş ve ziyaretçiler için bir araç otoparkı, geniş bir dinlenme parkı ve iki ayrı çit engel oluşturulmuştur. Öte yandan bu olumlu müdahalenin yanı sıra anıt mezarın süslemeli cephesini güzelleştiren ve mezarda yatanların kimliğini simgeleyen iki kalkan arasında bulunan bir sahte kapı yerinden sökülmüş ve yerine yapının bütünlüğüyle hiç uyuşmayan, renkli harçla örülmüş ve hatalı bir şekilde girişilen bir onarım faaliyetiyle yapıldığı açıkça belli olan küçük bir duvar dikilmiştir.

Bu aynı onarım operasyonu sırasında, anıt mezarın taşlarının görünen yüzlerinde bulunan sprey boyayla işlenmiş yazıların silinmesi için taşlar aşındırılarak kazınmış ve yapının tarihlendirilmesine yarayan unsurlar yıpratılarak okunamaz hale getirilmiştir.

O dönem Kültür Bakanı olan Khalida Toumi yapılanları gördükten sonra yaşanan skandal karşısında hayrete düşerek bunu “katliam” olarak nitelemişti. Verilen zararı kısmen düzeltmek üzere 2012 yılında yapılan plan ise Konstantin’de çok da itibar görmeyen benzer tasarılar gibi henüz uygulanma imkanı bulamamıştır.   

Massinissa’nın kutsal varlığı umurlarında olmayan, kendi varoluşuna küsmüş bir gençliğin yaşamına isyan ederek yere fırlattığı yeşil bira şişelerinin kırıkları arasından yara almadan son geçişlerimi denerken, kış döngüsünde gündönümüne çok yakın bu saatlerde atmosfere girerken yanan gök cisimlerini ‘kayan yıldız’ niyetine izlemeyi sürdürüyorum.

Yeni kıblemiz Mars ne tarafa düşüyor hemşerim?  

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.