Şeft Şehristanı

imamzadeh ibrahim ile ilgili görsel sonucu

Şeft, Gilan Eyaletinin en « kırsal » şehristanıdır. Burada çeltik tarlaları ve meyve bahçeleriyle çevrili, muhteşem orman ve dağ manzaralarına sahip çok sayıda köy yer almaktadır. 681,3 kilometre kare yüzölçümüne sahip Şeft Şehristanı 71 000’ni aşan bir nüfusa (2011’deki sayıma göre) sahiptir  ve bu da kilometre kare başına 104 kişilik bir nüfus yoğunluğu demektir ki bu oran toplam nüfusu 2 481 000 kişiyi aşan Gilan Eyaletinin (kilometre kareye 177 kişi) ortalama yoğunluğunun altında kalmaktadır.

2011’de 6533 nüfusa sahip olan Şeft ve Ahmetsar Gurab (2538 nüfus) şehristanın başlıca şehirleri olup halkın geri kalanı (61 000 kişiden fazlası) şehristan sınırları içerisindeki 91 köyde yaşamaktadır.

Topografya, net olarak üç ayrı bölge halinde bölünen şehristanın doğal özelliklerini belirlemektedir: Kuzeyde deniz seviyesine göre 100 metrenin altında yüksekliğe sahip bir ova, merkezde 100 ila 500 metre yüksekliklere sahip küçük tepeler ve güneyde en yüksek noktası 1840 metreye ulaşan dağlık bölge (500 metrenin üzerinde). Şehristan topraklarından üç küçük nehir geçmektedir: Siyah Mazgui, Çubar, Kenar Rudhan.

Kuzeydeki ova pirinç üretimi için elverişli bir iklim ve çok verimli bir toprağa sahiptir. Ovanın hemen hemen tüm topraklarında çelti tarımı yapılmaktadır. Şehristanın orta kısmında yer alan tepelerde yaşayan halk da teras halinde düzenledikleri çeltik tarlalarında pirinç üretmekle birlikte ormancılık ve hayvancılık ile de uğraşmaktadırlar. Güneydeki dağlar geniş yapraklı ağaç ve Hazar Denizinin Hyrkania ormanlarıyla kaplıdır. Bu ormanlarının tabanını kaplayan nebati toprak katmanı çok incedir ve tarıma elverişli değildir.

Gilan Eyaletinin ortası ve Batısındaki tüm bölgelerde olduğu gibi, Şeft Şehristanının yerli halkı Gilakiler ve Talışlardır (ya da Taleşiler). Gilakiler çoğunlukla eyaletin kuzeyindeki ovalarda yaşarken, Talış halkı daha çok güneydeki dağlık bölgenin yamaçlarında ve ovalarında toplanmıştırç

Eskiden Şeft bölgesi Kadusilere ait toprakların doğu ucunda, Amardlara (ya da Mardlar) komşu topraklarda yer alırdı [1]. « Kadusiler Gilan ve Tapuriler Mazenderan’da yaşıyorlardı. Amardlar (ya da Mardlar) bu halklara komşu topraklarda yaşıyorlardı » [2]. Bu bölge, Aryan aşiretlerinin İran platosuna gelişinden önce dahi Demir Çağında önemli bir yerleşim merkeziydi. Arkeologlar, Gilan eyaletinin farklı bölgelerinde bu eski medeniyetlere ait izler buldular.

Şeft’ın yerli halkı muhtemelen bundan üç bin yıl önce Gilan bölgesinde yaşayan Kadusi ve Amardların soyundan geliyorlar. Hala kökenini ve anlamını tam olarak bilemediğimiz « Şeft» sözcüğüne, en az sekiz yüzyıldan beri yazılı belgelerde rastlanırken, bölgedeki dağların yamaçlarındaki eski yerleşim kalıntıları bundan en az üç bin yıl öncesine aittir.

Med ve Ahemeniş dönemlerinde (İran’da Aryanların ilk iki hanedanlıkları), Kadusiler ve Amardlar hiçbir zaman Aryanlara boyun eğmemiş, İran platosunun geri kalanında tecrit edilmiş bir halde bağımsızlıklarını korumasını bilmişlerdir. Arkeologların araştırmalarına göre, Gilan’ın ilk sakinleri M.Ö. Vnci yüzyıla yani Ahemeniş İmparatorluğunun kuruluşunun başlangıç yıllarına kadar çok tanrıcı olmuşlar ve Mazdekçi tek tanrıcılıkla tanışmamışlardır. Gilan sakinleri Zedüşt diniyle, Sasani İmparatorları döneminde (M.S.224-651) daha geç tanışmıştır. 488 ila 496 ardından da 499 ila 531 yılları arasında hüküm süren İmparator I. Kavad (Farsça Kobad) döneminde Gilan halkının bir bölümü, Zerdüştçülüğe ve kurulu düzene aykırı bir dini ve toplumsal reform hareketi olan Mazdekçiliği seçmiştir. Kavad’ın oğlu I. Hüsrev (531-579) iktidara geldiğinde, Gilan’a birliklerini göndermiş ve Mazdekçileri katlettirmiştir.

Sasani İmparatorluğunun yıkılmasından sonra ilk Müslüman grupları Hicri 96 yılında (Miladi 715) Gilan’a gelmeye başlarlar. Gilan’ın İslamlaştırılması Abbasi Halifesi Harun el-Reşit (786-809) döneminde, Şiiliğin bir kolu olan Zeydiliğin yayılmasıyla başlar. Daha sonra bölge sakinlerinin çoğunluğu Sünni Hanbeli mezhebine geçer ama Zeydi, İsmaili ve onikici (İmamiye-i İsna'aşer'iyyeci) Şiilerin de sayısı az değildir. Onikici Şiilik Safevi Şahı I. Abbas’ın hükümdarlığı döneminde (1588-1629) Gilan Eyaletinde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğu içerisinde yayıldığından, Bugün Şeft şehristanında yaşayanların tamamı Şiidir.

Şeft köylüleri temel olarak çeltik üretimi yapmaktadırlar. Gilan Eyaleti 960 mm yıllık ortalamayla İran’daki en yüksek yıllık yağış oranına sahip olduğu için bol su kaynaklarına erişim kolaylığı nedeniyle şehristandaki tarım topraklarının büyük bölümünde çeltik üretimi yapılmaktadır. Bölge köylüleri aynı zamanda ağaç yetiştiriciliği ve çay yetiştiriciliği de yapmaktadırlar. Gilan Eyaletinin bu kırsal bölgesinde geleneksel küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, tavukçuluk, balık yetiştiriciliği, arıcılık ve ipekböcekçiliği diğer gelir kaynakları arasında yer almaktadır. Bölgede sebze, süs bitkileri ve kuruyemiş üretimi ve kırsal el sanatları da yaygındır.

Komşu Furman Şehristanında yer alan Rudhan Kalesi [3] ve Saraman Ormanında yer alan Gilan Kırsal Miras Müzesi [4] kuşkusuz Gilan Eyaletinin bu bölümünün önemli turistik yerlerindendir. Ancak Şeft Şehristanının ziyaretçilerinin bundan daha fazlasını sunduğunun altını çizmemiz gerekir: doğa ve orman manzaralarının, Ormanların, dağların ve muhteşem sazlıkların, şelalelerin ve özellikle de İmamzade İbrahim köyünün eşsiz güzelliği gibi.

Söz konusu köy Şaft’ın 23 kilometre güney-doğusunda ve Gilan’ın başkenti Reşt’e 53 kilometre uzaklıktadır. Köy adını, İmam Musa el-Kazım’ın soyundan gelen İmamzade İbrahim’in türbesinden almaktadır. Şaft’ın en yüksek rakımlı ormanlık dağlarında yer alan köyde sıcak yaz aylarında serin bir iklim hakimdir. İmamzade İbrahim’e giden, çeltik tarlaları ve ormanlık dağlardan geçen yoli coğrafyaya serpiştirilmiş kır evleriyle süslü muhteşem kır manzaraları sunmaktadır. İmamzade İbrahim’e gelen ziyaretçiler Gilan Eyaletindeki en kutsal hac mekanlarından biri olan bir türbe çevresinde toplanmış rengarenk küçük bir köyü keşfetmektedirler.

Burada aynı zamanda Şeft Şehristanına özgü çok özel bir süt ürününden de söz etmemiz gerekir: Siyahmazgui, İmamzade İbrahim yolu üzerinde yer alan bir kırsal bölgenin adıdır. Koyun yetiştiricileri sanayi ile hiçbir ilgisi olmayan geleneksel bir peynir üretmektedirler. Siyahmazgui peyniri, her ailenin çiğ koyun peynirinden ürettiği gerçek bir geleneksel çiftçi peyniridir. Dolayısıyla geleneksel bir bilgi birikiminin ve kendine özel bir bölgenin mirası, çok lezzetli bir peynir söz konusudur.

Koyunların sağılmasıyla dönüşüm arasında geçen süre ne kadar kısalırsa, peynir o kadar mükemmel olmaktadır. İşte Siyahmazgui peynirinin üretiminde olan da tamamen budur. Köylüler koyunları ilk baharda saat 11 ila 12 arasında ve yazın da 13 ila 14 arasında sağmaktadırlar. Çiğ süt kısa sürede süzülür. Süt henüz sıcaklığını korurken içine koyun peyniri mayası ve biraz su katılır. Mayalanma çok hızlı gerçekleşir. Mayalanan malzeme daha sonra 10 ila 15 dakika süresince fırın sıcaklığına tabi tutulur. Ardından ürünün daha da yoğunlaşması ve daha uzun süre saklamaya elverişli olması için bu « hamurun » saldığı suyun bir bölümü alınır. Taze peynir ardından tuzlanır ve yaklaşık altı ay süresince mahzenlerde muhafaza edilir. Siyahmazgui peyniri günümüzde bölgede yaşayan sadece yüze yakın aile tarafından üretilmektedir ve dolayısıyla üretilen miktar kısıtlıdır ve son yıllarda giderek artan üretimle yıllık ancak beş tonu bulmaktadır. Gilan Eyaletinde çok beğenilmekte ve meraklıları ve turistler tarafından büyük rağbet görmektedir. Yetiştiriciler kimi zaman bu peyniri ilkbahar ve yaz mevsiminde tuzsuz olarak satmaktadırlar, ancak taze Siyahmazgui, « eski » Siyahmazgui’ye göre daha az lezzetli olduğu için çok talep görmemektedir. En iyi Siyahmazgui sarı ve yağlıdır. Sınırlı sayıda üretilmesine karşın bu peynir türüne talep çok yüksektir bu durum da Siyahmazgui peynirini, fiyatı itibariyle İran’ın en pahallı geleneksel peynirleri arasında sayılmasına neden olmaktadır.             

Babak ERŞADİ

Notlar:

[1] Khal’Atbari, Mohammad Rezâ, "Le Tâlesh : berceau de la civilisation « Kâdous »", Çeviri Ershadi Babak, La Revue de Téhéran, sayı 58, Eylül 2010, internet sayfası: http://www.teheran.ir/spip.php?article1256#gsc.tab=0

[2A.g.e.

[3] Sadough, Hodâ, "La citadelle de Roudkhân", La Revue de Téhéran, sayı 30, Mayıs 2008, internet sayfası: http://www.teheran.ir/spip.php?article688#gsc.tab=0

[4] Ferreira, Mireille, "Le musée du patrimoine rural du Guilân", La Revue de Téhéran, sayı 32, Temmuz 2008, internet sayfası: "http://www.teheran.ir/spip.php?article740#gsc.tab=0

(La Revue de Téhéran dergisinin Kasım 2017 tarih ve 144 ncü sayısında yer alan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir)

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest