Tomo Cesen

 

Tam boyutlu görseli gösterEski Yugoslavya, günümüz Slovenya’sının Kranj kentinde 5 Kasım 1959 tarihinde doğan serbest tarz solo tırmanışçısıdır. Aralarında Alplerde, Cervin, Eiger ve Büyük Jorasların kuzey yüzleri, ve 1990 yılında Himalayalarda Lhotse’nin güney yüzü (gösterişli olduğu kadar tartışmalı de olan) de dahil olmak üzere aşağıdaki belli başlı tırmanışları gerçekleştirmiştir

- 1986’da Alplerin üç büyük kuzey yüzünün (Eiger, Cervin ve Büyük Joraslar) bir haftada kış tırmanışı;

- 1986’ya K-2’nin (magic line adı verilen) güney-doğu rotası ilk tırmanışı;

- 1987’de Alpler Büyük Joraslarda, Stanislav Gledjura ve Jan Porvaznik tarafından 3 günde açılan 1200 metrelik, 6b/A2 zorluğunda, 90 derecelik No-Siesta adı verilen rotanın 29-30 Eylül tarihlerinde 14 saatte tırmanışı;

- 1988’de Julien Alpleri, Tavinik’te “Crna Zajeda”nın ikinci ve üçüncü yaz ve ilk kış tırmanışı (sekiz saatte);- 1989’da Dolomitlerde Marmolada’daki “Modern Zamanlar” rotasının (800 m,6b+) ilk kış ve Monc Blanc’ın Pilier Rouge du Brouillard’daki “Gabarrou-Long” rotasının ilk kış solo tırmanışı (yedi saatte);

- 1989’da Himalayalarda Jannu dağının (Khumbakharna diye de anılan 7710 metrelik) 2800 metrelik 6b/A2, 90 derecelik kuzey yüzünün ilk tırmanışı (23 saatte);

- 1990’da Himalayarlarda, o güne kadar Himalayaların son büyük problemi olarak görülen (güney duvarı sorunsalı), Lhotse’nin güney yüzünün 64 saatte (46 saati tırmanış) ilk tırmanışı. Bu tırmanış, 1990 yılından itibaren, özellikle aynı yılın Ekim ayında ağır gereçler yardımıyla (sabit ipler, oksijen) uzun sürede zirveye tırmanmayı başaran bir Rus ekibi tarafından tartışmaya açılmıştır.  

Aynı şekilde No Siesta rotasının tırmanışı iki Fransız dağcı tarafından 1996 yılında üç günde, bir Rus ekibi tarafından bir buçuk günde ve Fransız dağcı Patrice Glairon-Rappaz tarafından solo olarak 2000 yılının Haziran ayında ancak üç günde gerçekleştirilebilmiştir. Cesen’in No-Siesta’yı 14 saatte tırmanmasına da aynı şekilde şüpheyle bakılmıştır. (Bu arada 2001 yılı yazında iki solo tırmanışçı K2’ye tırmanmak üzere güç birliği yaptılar: Jean-Christophe Lafaille ve Hans Kammerlander. Bu iki dağcı Sloven dağcı Cesen’in açtığı rotayı kullandılar ancak rota üzerinde Cesen’e ait herhangi bir iz bulamadılar).

Tomo Cesen başka bir yoruma göre XX nci yüzyılın en iyi dağcılarından biri olmuştur. Sloven dağcı, 1986 ve 1990 yılları arasında birbirinden şaşırtıcı bir seri solo tırmanış gerçekleştirmiştir: yüksek zorluk dereceli rotalarda cüretli ve hızlı tırmanışlardır bunlar. Ancak Tomo Cesen, belki de dağcılık tarihinin en muhteşem tırmanışçısından çok en cüretli palavracısıdır.

Tırmanışlarına ilişkin olarak yazdıkları, tutarsızlıkların yanısıra birçok ortak yan da içermektedir (hiçbir tanık olmaması, bulutlar her defasında onun tırmanış sırasında başka birileri tarafından görülmesine engel olmaktadır, sikke, takoz benzeri herhangi bir iz bırakmamaktadır, çekilmiş fotoğraf yoktur...)

Tomo Cesen, K2’ye ilk olarak 1986 yılının korkunç fırtınalarla geçen zorlu yazında çıkmıştır. Güney, güney-doğu yüzünü, 7800 metredeki klasik rotaya ulaşmak üzere yalnız başına tüm bir gece boyunca tırmandığını ifade etmektedir. Bir kar fırtınası ve şiddetli rüzgârlar karşısında geri adım atarak, 4 Ağustos’ta Abruzzes tarafından yeni bir rota açtığını belirterek, 17 saatte 2800 metrelik bir duvarı korkunç bir havada solo olarak tırmandığını anlatmaktadır. Ancak anlatımında bir gariplik vardır: dağdan inerken kimseyle karşılaşmamıştır. Büyük dağcı ya da palavra ustası, K2 üzerinde bir hayalet izi bırakmıştır: yirmi yıla yakın bir süredir hâlâ onun adını taşıyan zorlu bir rota.

O dönemde 30’lu yaşlarında olan Cesen, 1989 yılında Alperde gerçekleştirdiği başdöndürücü süratli solo tırmanışlarıyla dikkat çekmeye başladı. Aynı yıl, onu kuşağının en iyi dağcısı yapan şaşırtıcı bir hamle gerçekleştirecektir: çok güçlü ekspedisyonlarca daha önce defalarca denenip başarılamayan, Jannu’nun kuzey yüzünü solo olarak tırmanacaktır. Daha da iyisi, ertesi yıl, 70’li ve 80’li yılların usta dağcısı Reinhold Messner’in Himalayaların son problemi olarak belirttiği, Lhotse’nin güney yüzünü tırmanmayı başardığını iddia edecek ve sözümona problemi ‘çözecektir’.

Dağ bulutlara gömülmüş ve Cesen yapayalnız kalmıştır. Dedikodu hızla yayılmıştır: Sloven dağcı daha önce olduğu burada da yalan söylemiştir. Hakkında söylenenler için moralleri bozulan rakiplerin kıskançlığı dendi: Dağcılıkta, çoğu zaman söz konusu kişinin sözünden başka kanıt yoktur ve uygulamada, aksi kanıtlanmadıkça bu sözlere inanmaktan başka çare de yoktur.

Ne de olsa, bu şekliyle ‘dağcılık bir spor değildir’, ancak anlatılanlar ölçüsünde var olur ve dağ öykülerinde, her zaman imkansızın sınırlarının zorlanması söz konusudur. Dolayısıyla Tomo Cesen’e inanılır. Ancak, yıllar geçtikçe, gerçeklerle ilgili ayrıntılar ortaya çıkmaya başlar: Cesen tarafından kullanıldığı iddia edilen bir sırttan sonradan başka bir dağcı geçmiş ve rota üzerinde Cesen’e ait herhangi bir ize rastlamamıştır. Zirvede sözü edilen bakış açısı yoktur, teknik anlatımlar uyumsuzdur. Şüphe galip gelmeye başlar; Cesen kendini savunur ancak söyledikleri zaman geçtikçe daha az ikna edici olur, içine kapanır ve yüksek irtifa dağcılığını bırakır.

Bugün artık kimse Cesen’i savunmaya cesaret edememekte ve Fransa’da Arthaud yayınları tarafından yayınlanan Dağcılık Sözlüğünde Tomo'nun adı, “Himalayalarda, bugün şüpheyle bakılan, tümüyle olağanüstü tırmanışları gerçekleştirdiği varsayılan” kişi olarak anılmaktadır. Cesen 1990 ve 1991 yıllarında kendini savunurken, tırmanışını teyid etmek için Lhotse’nin zirvesinden Everest’in batı koyağının (vadisinin) fotoğrafını çektiğini iddia etmiştir.

Bunun kanıtı olarak bile bile Groselj adlı Sloven dağcının fotoğrafını sunmuştur! 1993 yılında, söz konusu fotoğrafların Groselj’e ait olduğunun kesimleşmesinden sonra, konu yeniden tartışılmaya başlanınca Cesen Lhotse’nin zirvesinden hiçbir yerin fotoğrafını çekmediğini, elinde zirveye ait hiç fotoğrafın bulunmadığını ve Lhotse tırmanışına ait hiçbir maddi kanıta sahip olmadığını kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu arada Cesen'in dağcılık malzemeleri endüstrisinden ve bu müthiş (!) başarısı sonrasında verdiği konferanslardan ne kadar para kazandığı belli değildir.

Cesen 1990 ve 1991 yıllarında Lhotse’nin zirvesinden Everest’in batı koyağının fotoğrafını çektiğini iddia etmiş ve bu fotoğrafları (Glénat yayınlarının çıkardığı ‘Vertical’ dergisinin 1990 yılı 28 nci sayısının 1 ve 2 nci sayfalarında yayınlanmıştır) bizzat kendisinin çektiğini belirtmiştir. Aslında, Vicky Groselj tarafından çekilmiş iki eski fotoğrafın tersten basımı söz konusudur. Resmin dergide yer alan açıklamasında Tomo sadece bu fotoğrafı çekmeye zaman bulabildiğini belirtmiştir. Bu fotoğraf, Vicky Groselj tarafından 30 Nisan 1989 tarihinde Lhotse’nin güney değil batı yüzünde, 8350 metreden yani zirvenin 200 metre altından çekilmiştir!

Güney yüzünden ilk tırmanışı önemli kayıp ve riskler pahasına gerçekleştiren Rusların da belirttiği gibi, eğer Cesen zirveye ulaşmış olsaydı bu yanlışa düşmezdi. Vertical dergisinin 31nci sayısında Tomo Cesen, bu iddiaya karşılık olarak, Everest’in bu yüzünün zirveden o anda bulutlardan ötürü görünmediğini ve bu yüzden Groselj’in fotoğrafını kullanmak zorunda kaldığını söyleyecektir. Hava kötü olduğu için kendisini kimsenin göremediğini, aynı durumun iddia ettiği üçlemeler için, K2 ve Jannu tırmanışları için de geçerli olduğunu iddia edecektir.

Aynı derginin 32 nci sayısında Cesen, Lhotse’nin güney yüzüne tırmanmadan önce, başarması halinde, bu tamamen imkansız görülen tırmanışı tartışmaya kalkışacak birilerinin çıkacağını önceden tahmin edebildiğini, bu nedenle kaya duvarında ve zirvede fotoğraf çekmek için çok çaba harcadığını, ancak ne yazık ki Milan’da verdiği bir konferans sırasında çektiği bazı dialarının kaybolduğunu söylemiştir.

1993 yılında, Vicky Groselj Vertical’da yayınlanan iki fotoğrafın da kendisine ait olduğunu açıklayınca, Cesen zirvede hiç fotoğraf çekmediğini ve tırmanışına ilişkin hiçbir kanıta sahip olmadığını kabul etmiştir.

Sloven Dağcılar Birliği’nin oluşturduğu soruşturma komisyonu önünde, ilk tırmanışına insanları inandırmak ve Vertical dergisine kendi fotoğrafları olarak satmak için izin almadan Vicky Groselj’in fotoğraflarını kullandığını kabul edecektir. Ayrıca komisyona, Nepal Turizm Bakanlığı’na tırmanışına ait hiç fotoğrafı olmadığını beyan ettiğini ve dolayısıyla tırmanışının Katmandu’da resmiyet kazanmadığını söylemiştir.

Gerçekleştirilen etkinlik, eylem yazıya dökülüp anlatıldığında yaşanan anın gerçekliğini birebir yansıtmaz. Ne kadar nesnel olmaya çalışılsa da, söze ve yazıya dökmede, aktarma işlevinden ileri gelen bir biçim kaybı, deformasyon olduğu kesindir. Cesen’in yaptığı boyutta olmasa da, ülkemizde de Dağcılık etkinliğini hırsla bir boy ölçüşme ve toplum içinde varoluş göstergesi olarak gören kimi ‘hastalıklı ruhların’ yazdığı etkinlik ya da kaza raporlarında (hatta kitaplarda) da, yaşanan gerçekliğin kolayca ‘deforme’ edildiğini, hep 'kusursuz' olmaya mahkum olan birinci tekil şahısların açık arayla kayırıldığını kolayca fark edebiliyoruz.

Her şeye bir gerekçe bulma hastalığımız, özeleştiri verip, alçak gönüllülükle yapılan hatanın kabul edilmesini çoğu zaman engelliyor. Oysa insanoğlu, ‘eylem ve süreç içerisinde’ kılgıya yani pratiğa, harekata ilişkin yeteneklerini ne kadar geliştirirse geliştirsin, her zaman ve sürekli olarak doğru kararlar vermez ve en hatasızı, en mükemmel olanı yapmaz.

Kuşaklar boyu genetik birikimlerle kendini aldatmayı bir yaşam tarzına dönüştüren çağımız insanları için, Cesen’den miras kalan tartışmalı ve hayali rota deneyimi, malzeme üreticileri, acentaları, doğa pazarlamacısı şarlatanlarıyla sektörleşen bu etkinlik alanında, hırsımıza yenilmeden ve gerçek dışının cazibesine kapılmadan, doğru ve dürüst davranma konusunda bize örnek olmalıdır.

http://www.meteorhaber.com/yazarlar/dagcilik/tomo-cesen.html

(Bilgiler internette bulduğum Fransızca makalelerden derlenmiştir)

 

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.