bir damlanın ağırlığında

 Sıcak killi çamura saplanmış ayak izleri. Hareket etmiş olmanın imkanı yok. Ne solda ne de sağda güç alacak sağlam zemin yok; işin içerinden çıkmak mümkün olmamış, belli. Ne ileri, ne geri. Kurtulmaya çalışmış, çifti bozulmuş ayakkabı ölüleri sağda solda dağınık. 

 

Önüm, arkam sağım solum içerim, kıpırtısız kalmış, içine çekilmiş, dışarıyı hedef almak işine gelmediği için kolaycılığa kaçıp içe yöneldiği, tepeden tırnağa felç olmuş eylemler silsilesi. Tarihçe menzil için izlek olmuş: peşi sıra silinen kayıtları unuttum.  

Kendim ettim, kendim bulamadım bile.  

Darmaduman oldu ortalık. Uçuşan parçalar henüz yere değmedi. Çöl aşkı diyebilir miyiz buna bilemem? En sağlam yerlerinden ikiye bölünerek kendi kendini üreten yoksunluklar düzleminde yatayına uzanıp giden bej, sıvımsı, duvar boyu büyüyen, yayılan sonsuzluk. Gökyüzü, kum yüzü, günyüzü… Güneşin altında pırıl pırıl parıldayan ışık kalabalığının içerisinde yapayalnız yansımasız kalmış bir bölge bu hacimsiz gölge.

Mavi gök kubbe yer kubbeye vurmuş, atmosfer yere işlemiş; zemin ışıl ışıl, buram buram bulut ve yıldız kokuyor. Sonsuzluk. Tersyüz olmuş köşeli güneş; dönerek tükenen alevin ardı derin buz karanlık. Arandım ve isteyerek ve bilerek anın geçmişten gelen yoksunluğunu buldum.

Oluşun zamansız bir sadaka.

Bedene destursuz yerleşmiş Tanrı.

Sanki başımın üstünden ayağımın altına inmiş gibisin. Topuğumun altında sıcacık, nefes alan çok kollu, çok yüzlü canavarımsı bir yıldız. Attığı her bir adımda hesabın anasını yapan. Anasının abaküsü.      

İhtiyaç duyduğum için yarattım seni. Pencere. Jaluzi. Bilmem kaçıncı bloktan sızan ışık. Çöp tenekesine hapsolmuş farenin çaresiz tıkırtıları. Kule vincin ağlayan rüzgar ölçeri. Motor bağırtıları. Birbirine ulaşmaya çabalayan sabah üleşmeleri. Her bir yöne dağılan yokluklar, sıkıntılar.  

Ne kadar çok ihtiyacım varmış meğer buna. Bir su damlasına aşık çölün muhtaç olduğum kudret; salya sümük ağlamak.      

Taşa gül adını verdikleri bir coğrafya burası. Kafamın içerisinde sınırlarını çizdiğim dumansı kütle. Her bir kıvrımını ayrı ayrı düzdüğümün kazanının çeperlerine çarpıp geri gelen düşük voltajlı uyarımlar kerhanesi. Tahayyülümün sınırlarında gezinen titreşimler toplamı. Tam buradaydın yola çıkmadan önce. Önümde. Uzansam değecek kol uzatımı açıklıkta. Saat on bir yönünde bir metre ileride. Lafla bakışın rol değiştirdiği açıklıkta. İçimden yansıyan dalgaların tavanda yürüttüğü oyunları izlerken gülüyordun. Hiddetlenince o hemen beyazını yitiren kan karası bulutun gerisinden bakan anlığında.

Silip atmam gereken olmamaya tasarlanmış kurgular.

Çıkılmamış yolların yorgunluğunda önce sözler yıprandı. Birbirini yineleyen konuların kısıtında ardından cümleler daraldı, sonra içerdiklerini sandığımız anlam. Manayla gerçeğin bitmek bilmeyen yer değiştiren geçişli savaşında ipin ucu kaçtı.

Belli bir irtifada içi duygu kırpıntısı dolu balon patladı.

Koşmadan ama emin adımlarla önümde sonumda bodoslama toslayacağım besbelli olan bir serapsın sen. Hem de bal gibi aldatıcı. Isınan kum taneciklerinin yanılsamaya devşirdiği bir göz oyunu değil bu. Oradaydın. Kafamdaydın. Su buharının belirsizliğinde maddene değdim. Soluğunu elledim.

Alçalıp yok olup silindi.   

Aldatmacaların dar aralığında sözcükler sözcüklere çarparak çoğaldı yürüdü. Özlemler yoksunlukta devleşip büyüdü. Birbirine çarptıkça söylemler, olmayacak tasarımlar çoğaldı. Olmayacak cümleler. Doğmadan ölü çocuklara isimler. Çatısının altına girilmeyecek mekanlara mobilyalar, aksesuarlar, ağaçlar.    

Ceviz kıvrımlarının içinde ışın fırtınası koptu. Madde manaya yenildi gitti.

Gözlerinden muşambaya düşüp hacmi dağılan hüzün parçaları dahil.

Ten beyazlatıcı kremler.

Yağ, şeker ve protein bulaşmış giysiler, örtüler.  

Her şeyi unutmak bile faydasız artık. Var olmak esmer ayak oyunlarında belli belirsiz yansımaksa, benim için yok olma zamanıdır şimdi.       

Game over.

 

 

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.