Dağlı çilekeşler: Japon yamabushi'leri

Tam boyutlu görseli göster Yamabushi (“dağlarda yatanlar”, shugenja da denir), çilekeş anlamına gelir ve Japon inanışlarının en ilginç şekli olan shugendô’yu çağrıştırır.

 

 

Geçmişte olduğu gibi kısmen günümüzde de yamabushi’ler, yılın belirli dönemlerinde dağa çıkar ve dinsel anlam içeren ruhsal ve bedensel hareketler yaparak doğaüstü güçlerini geliştirirler, kötü ruhları kovarlar. Shugendô ise “dağlarda, büyülü-dinsel eylemlerle (shu) mucizevi (gen) güçler sağlayan doğaüstü yetileri kazanma yoludur”.  

Shugen teriminin hangi tarihte oluştuğu bilinmemektedir. Sandai jitsunoki’deki (“Üç krallığın gerçek kroniği”, 901) bir bölümde, daha ilk gençlik yıllarından itibaren Yoshino Dağı’nda yaşayan ve orada doğaüstü (shugen) güçler edinen bir rahipten sözeder. Dağlar, dünyevi yaşamdan çekilmek ve doğaüstü güçler kazanmak isteyenlerin en fazla tercih ettiği yerlerdir. Shugendô’ya özgü en önemli ve tarihöncesinden gelen özellik, doğaya, özellikle de dağlara tapmaktır (sangaku shinkô). 

Özgür keşişler” (shido-sô), “aziz insanlar” (hijiri) ve yamabushi’ler düzenledikleri hac seferleriyle, ezoterik Budist büyücülüğünün ve ritlerinin en uzak taşra bölgelerine kadar yayılmasını sağlamışlardır. Budizm halka, halkın arasına karışan çilekeşler tarafından öğretilirdi. Birçok çilekeş, yaşadığı dağlarda din konusunda kendi yolunu çizip izlemiştir. Bunlar, sık sık olağanüstü yetenekler kazandırdığı sanılan şamanik ibadetleri yapanlara rastlamışlar ve onlardan etkilenmişlerdir. Sözünü ettiğimiz dağ Budizminin yaygın olduğu başlıca yerler Yamato, Yoshino ile Kumano dağlarıdır.

Sonraları insanların dünyasından elini ayağını çekerek dağlarda yaşamak, keşişlerin yapması gereken manevi idman olarak, ezoterik Budizmin Japonya’daki iki kurucusu Dengyô Daishi ve Kôbô Daishi tarafından teşvik edilmiştir. Dağlara geziye çıkma geleneği, kuşkusuz Çin’de öğrenim gören Japon keşişleri tarafından yaygınlaştırılmıştır. Bu şekilde yaygınlaşan Budizmin saf Budizm olmadığı bir gerçektir: Saf Budizm felsefesine, dağlara tapmak, yama no kami’ye (dağ tanrılarına) tapmak gibi Budist olmayan kavramlar ve birçok halk inancı eklenmiştir. 

Dağların eteklerinde yaşayan şamanlarla oluşan temas sayesinde Budizm daha önce de varolan eski dinsel ibadet biçimlerini içine alarak yeni etkinlik alanları kazanmıştır. Halk arasında yaygın olan Şaman öğeler, shugendô’yu oluşturan diğer öğelerdir. Büyü yapma yetenekleri kazanmak, dağda yapılan idmanların başlıca amacıdır. Shugendô’yu oluşturan ve hâlâ korunan bir diğer öğe ise kehanettir. Gidilecek yönün belirlenmesi, iyi ya da kötü geçecek günlerin önceden bilinmesi, klasik kehanettir. Ancak bütün bunların yanısıra Kugadachi (kaynar su ile yapılan denemeler) ve yudate (kaynar su ile temizlenme) ritleri de düzenlenmektedir.

Son olarak da shugendô’ya özgü, günahlardan arınma kaygısını (metsuzai) da bunlara ekleyelim. Genelde metsuzai Budizme yabancı bir şey değildir. Ancak bu, shugendô’da özel yaşamdan fedakarlıkta bulunarak günahlardan arınma biçimine bürünmüştür.

IX.yüzyıldan itibaren yamabushi’ler, shashin-gyô (“vücuttan ayrılmak”) şeklinde intihar ederlermiş. Sözünü ettiğimiz intihar etme biçiminin bazı yerlerde yaygınlaştığını, Sôni-ryô (“keşiş ve keşişeler için kanun, 701) ile yasaklanmış olmasından anlayabiliriz. Sashin-gyô’nun günümüzde Omine Dağı’nda uygulandığı biçimi, nezoki’dir (“vadiye bakış”). 

Dağdaki terbiye süresinin, kazanılan gücün ölçüsü hâline gelmesiyle, sadece tek bir dağda alıştırmalar yapmanın yanısıra, mümkün olduğunca çok dağa tırmanma geleneği de zamanla yayılıp yerleşti. Böylece dağa çekilip, çilekeş bir yaşam sürme geleneği daha da yaygınlaştı ve bazı değişikliklere uğradı: Yaşam tarzından çok yamabushi’ler, hac seferlerine çıkmayı yeğlemişlerdir ve bu onların bir özelliği olmuştur. Yamabushi’lerin, yaygın olarak hac seferlerine katıldıkları dönemlerde soylular arasında Kumana’yu ziyaret etme modası yaygınlaşmıştı ve bu tür dinsel amaçlı gezilerde rehber olarak yamabushi’ler alınırdı.  

Ortaçağın başlarında yerel shugendô merkezlerine gitmek üzere geziye çıkan birer dindar konumunda olan yamabushi’lere, kyakusô (“ziyaretçi-rahipler”) de denmiştir. Çoğu zaman sadece kendilerinin açtığı yollardan giderek taşrayı gezerlermiş. Muromachi döneminin (XIV.yüzyıl) başında heryerdedirler.  

Bir hac seferi sırasında onlara bir sendatsu eşlik eder; sendatsu, dağa tırmanış ritüelini yöneten rehberdir. Söz konusu rehber, ayrıca dağa tırmanışı örgütler, tırmanış sırasında gerekli ritleri düzenler, günümüzde bile geçerli olan yiyecek, içecek, konuşmalar ile ilgili bazı tabulara uyulup uyulmadığını denetler.  

Ortaçağ’da böyle geziler sırasında takahatsu (“sadaka”) ile geçinen çilekeşler, yollarda birbirine rastladıkları zaman mondô, yani soru-cevap şeklinde ritüelleşmiş söyleşiler yaparlarmış. Kültürel düzlemde, gezgin yamabushi’ler, daha çok edebiyatta belirgin bir rol oynamışlardır (Otogi-sôshi, halk masalları ve gunki-mono, savaş destanları gibi).  

Yamabushi’lerin en önemli görevlerinden biri, son dönemlere kadar, genellikle cin çıkarma ve kehanet idi. Cin çıkararak, özel muskalarla (o-fudal, tonaeoto (“büyülü sözler”) ya da majinai uta’lar (“büyülü şiirler”) eşliğinde büyü ve kehanete ilişkin işlemler yapmak, hastaları iyileştirmek, yamabushi’lerin faaliyet alanını oluşturuyordu. 

Dağlara ilişkin inançlar eski Şamanizm biçimleriyle anlamlı ortak özelliklere sahiptir. Ölülerin diyarı, bu ve öbür dünyaların arasında geçiş yeri ve ölülerle yaşayanların karşılaştığı yer olarak algılanan kutsal dağ kavramı; dağların ruh ve tanrılara (Budist ya da Şinto) ait bölge ya da Şamanların çile yeri olduğu düşüncesi, shugendô’nun dayandığı kökendir.   

(Yves BONNEFOY'un yönetttiği MİTOLOJİLER SÖZLÜĞÜ - Dost Yayınları kitabından derlenmiştir).

 

 

http://www.meteorhaber.com/yazarlar/dagcilik/dagli-cilekesler-japon-yamabushileri.html)

 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest