İnsan Hakları yerine hayvan ve bitki hakları ?

 

 

İnsan Hakları yerine hayvan ve bitki hakları? Çevreyi savunmak için Farklı Bir Yaklaşım…

 

 

 

İnsan hakları kavramını, gelişimini biliyorsunuz; ama Hayvan hakları öyle değil. Köleleri hatırlayın. Sahipleri olanları…

Sahipleri var olmak insanca muameleyi geliştirtmiyor. Çünkü mal sahibinin çıkarları öne geçiyor ve öbürlerine zulüm düşüyor.

Acaba hayvanların mal statüsünden çıkarılıp onlara hukuk sujeliği vermek yani kişilik ehliyeti vermek üzerine bir çalışma düşünülemez mi? deyip Anayasa, yasalar, tüzükler , yönetmelikler üzere teknik bir yazı yazacaktım;

 

Vazgeçtim;

 

Uluslararası bir mahkemeye açtığım bir davanın özetini sunmayı daha manidar buldum; BAKIN;

 

LA HAYE ADALET DİVANI BAŞKANLIĞI’NA
(INTERNATIONAL COURT OF JUSTİCE)

HOLLANDA

 

Davalılar : Başta ABD olmak üzere Birleşmiş Milletlere bağlı tüm Devletler : 192 adet devlet…

192. Devlet Zimbabwe - (25 Aug. 1980)

 

Davacılar :

1. Develer

2. Yılanlar

3. Fesleğenler

4. Hurma ağaçları

5. Asma bahçeleri (Babil’dekiler)

6. Hindiler (Türkiye’den)

7. Leylekler (Irak’tan uçup Türkiye hava sahasına giren, Hollanda’ya geçecek olan)

8. Horoz (Denek olmak istememektedir)

Vekilleri :

4. Senih Özay

 

Konu: ABD‘nin Dünyada en büyük güç olduğunu göstermek için, kendilerine vaki terör saldırısında ölen 6000 yurttaşını bahane ederek kendisinde en bol bulunmasına rağmen, Irak ülkesinde de belki Halepçe’den kalan azıcık kimyasal terör aygıtları bulunabileceğinden bahisle ciddi büyük savaş uygulamasına geçişini düşünen davacılar öncelikle Hiroşima’dan sabıkalı olan ABD’deki kimyasal silah demirbaşlarının Birleşmiş Milletler Müfettişlerince saptanmasını isteyerek, savaşı -saldırıyı- durdurmak ve Evrende, Dünyada, Doğada çok büyük hasarlara yol açmasının önüne geçilmesi talebinde bulunmaktadırlar.

 

1. Öncelikle LA HAYE ADALET DİVANI’na devletlerden devletlere şikayet başvurularının yapılabilineceğini bilerek ve fakat ilk kez Hayvan ve bitkilerin avukatı olarak onlar adına başvurarak içtihat da yaratmanıza yol açarak savaşı durdurmak istemişizdir. Ayırtım gücü olmayanların yasal temsilci aracılığı ile iradelerini açıklamaları konusu bilinmektedir.

 

2. Davacılar bize bu temsil yetkisini Hazreti Süleyman üzerinden günümüzde de Dark isimli bir köpek -köpeğimiz- aracılığı ile iletmişlerdir.

 

3. Bu konuda Türkiye’de ‘’Doğa Hakları ve Hukuk” başlıklı Adnan Ekşigil’in yazdığı makalede 1970’de “Amerikan Orman İdaresi” “The USA Forest Service” Nevada’da vadilerden birini “Mineral King” vadisini imara açması için Walt Disney şirketine izin verir. San Fransisko’da merkezi bulunan Çevre örgütü Sierra Klubü, (ki bu örgüt şimdi Utah beldesinde 175 üyesi bulunan şubesinin savaş karşıtı düşüncelerle, savaşın canlılar için yıkım olduğu görüşü ile ABD’nin Irak’a karşı hareketini engellemeye çalışmalarının merkez tarafından engellenmesi ve tasfiyeyle suçlanıyor ve ayıp ediyor) projenin doğal ve estetik dengeyi bozacağı gerekçesiyle izin iptali için dava açar. Mahkeme izni doğru bulduğu için değil, kulubü davada taraf görmediği için davayı reddeder. Kulüp, çevreci profesör Christopher Stone’dan rapor ister. Stone çarpıcı bir raporla canlı, cansız tüm nesnelere bazı yasal haklar tanınmasını savunur. Bu savunma davayı kazandırmaz, ama dört aleyhte iki çekimser üç lehte oy yaratır. Bu tez, çevreci veya benzeri örgütlerin, ağaçların vekili olabilmesi üzerine kuruludur. Eskiden çocuklara, kadınlara, karaderililere, kızılderililere, mahpuslara, delilere ve hatta ceninlere ardarda belirli haklar tanınmasından sonra, sıranın ağaçlara gelmesi, insanlık tarihinin gelişim çizgisinin mantıksal bir sonucudur. Ağaçlara kişilik hakkı tanınması 19.yy’da siyahlara hak tanınmasından daha düşünülemez değildir. İnsanla insan arasındaki ilişkileri düzenleyen, J.J.Rousseau’nun toplumsal sözleşmesiyle yetinilmeyip, insanla doğa arasındaki ilişkileri açıklığa kavuşturan ek yeni bir doğa sözleşmesi geliştirilmelidir.

 

Artık ben bunu öğrenmiştim. Şimdi sıra Türkiye’de Dünya’da uygulamalara gelmişti.

 

a. İlk fırsat İzmir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur’un bana ve dokuz arkadaşıma, bir işlemini mahkeme kararı ile engellediğimiz için “yarasa, karafatma, hamamböceği” deyişiyle çıkmıştı. Ben Belediye başkanına karşı tazminat davası açmayıp, bu üç canlının avukatı olarak, Belediye başkanı vb. insanların, küfür etme duyguları sırasında kendi adlarının kullanılmasından duydukları üzüntü nedeniyle, din tarihimizdeki Hz.Süleyman aracılığıyla tazminat isteyecektim. Hatta o sıralar bu açıklamalarımı İzmir RadyoAktif’de canlı yayında da yaptım. Fakat çevre hareketi avukatları arkadaşlarım tarafından engellendim.

 

b. İkinci fırsat Bergama siyanürlü altın madeni işletmesinde, mahkeme kararlarını, her şeyi hiçe sayan Eurogold firmasının izinsiz test üretimi yaptığı için Bergama Sulh Ceza Mahkemesi’nde yerli, yabancı firma yöneticilerinin, Hıfzısıhha Yasası’nı ihlalden yargılanışı sırasında, bu davaya insanların müdahil olması yanında, hayvanların ve bitkilerin de beni avukat tutarak müdahil olmaları şeklinde doğmuştur. Mahkemeye dedik ki:

 

Kuduz böceği başkanlığında Bergama Flora ve Fauna ve İnsan temsilcisi toplantısında;

 

1. Hukuksal süreç inatla izlenip yargı kararları hayata geçirilerek zehir madeninin kapanması sağlanacak. (Guguk kuşunun önerisi sonucunda oy çokluğu ile karar alınmıştır. Bu karara faunanın etçil üyeleri ile ısırgan otu, hukuksal süreç bittiği ve sonucun bir an önce radikal eylemlerle alınması gerektiği yönünde oy kullanarak muhalif kalmışlardır.)

 

Bu karar doğrultusunda, Bergama Sulh Ceza Mahkemes’inde 1998/38 esas sayılı dosyada süren ve yargıya rağmen deneme üretimi diyerek çalışan ve bu gavurların yargılandığı davaya insan temsilcileri kendi adlarına asaleten, flora ve fauna üyeleri adına vekaleten katılacaklardır.

 

2. Yaşama hakkını kutsayan yargı kararlarının uygulanması yolunda, sivil itaatsizliğe devam edilecek bu aşamada da aşağıdaki eylemler yapılacaktır. Komite, kuduz böceği başkanlığında zeytin ağacı, papatya, köstebek ve tilki ve insan üyenin katılımı ile oluşturulmuştur.

 

a. Toplantının ikinci başkanı baykuş ve bayankuş’un önerisi ile,

Bergama civarında yaşayan kuşlardan “Guguk kuşu dışındaki kuşlar ötmeyecek, Guguk kuşu ise, maden kapatılıncaya kadar; Hu-kuk, Hu- kuk, Hu -kuk şeklinde ötecektir.”

 

b. Çam üyelerinin önerisi, ağaç üyeler yargı kararları uygulanıncaya kadar oksijen vermeyecek, bu eylem tüm yurtta yaygınlaştırılacak, yaygınlaşma için posta güvercinleri yardım edecek.

 

c. Zeytin ağacı üyenin önerisi ile, tüm zeytin ağaçları barış sembolü olmaktan vazgeçeceklerdir.

 

ç. Papatyanın önerisi ile “seviyor – sevmiyor” fallarında hep sevmiyor çıkartılacak,

 

d. Köpek üyenin önerisi, Bergama ve civarında tüm köpekler “vah vah” şeklinde havlayacaklar,

 

e. Kuduz böceği ise, siyanürcü Eurogold firması tasını tarağını toplayıp madeni kapatıncaya kadar, hayvanlardaki kuduz mikrobunu öldüren salgısını salgılamayacaktır.

 

f. Değişik yerlerinden 100 kadar kokarca çağrılarak 1 hafta kokularından yararlanılacaktır.

 

g. Protokolden sorumlu üye olarak penguen belirlenmiştir.

 

h. Şirketin bir daha devleti de atlatarak deneme üretimi yapıp yapmadığının

bilinmesi açısından üç köstebekten oluşan istihbarat grubu oluşturulmuştur.”

 

Yolundaki bu dilekçemiz dosyaya girmiştir.

 

c. İşte şimdi de ABD’nin Irak’a saldırı savaşı geldi çattı.

Bu davayı açmak gerekti, açıyoruz.

 

4. Bu noktada Uluslararası yargıya geçmek isterim ;

Öncelikle ABD de, Saddam Irakı da sabıkalıdır. Çünkü ABD Hiroşima’da, Irak Halepçe'de kimyasal silah kullanmışlardır. Önce bir bakılsın “Hiroşimada kaç kişi öldü?” Hayvanlar ve bitkiler bu mantığı anlamamaktadırlar. Onlar ABD’yi Irak’tan da daha sabıkalı/kötü görmektedirler. Leylek’e göre savaş olursa leylekler Türkiye’ye uçuş yapamayacaklardır, çünkü öleceklerdir. Yani 2003 ilkbaharında hava sahasında T.C vatandaşı olacak olan leylekler ölmüş olacaktır.

Tarlalarda fazla solucan olacaktır. Tilkiler mayın tarlalarının üzerinden geçemeyecektir. Yılanlar da geçemeyecekler ve tarla farelerini yiyemeyeceklerdir. Tarla fareleri bu işe sevineceklerdir belki amma kaplumbağalar bu işe bozulacaklardır.

 

Davacıların halen seçme hakkı yoktur. Bu hayvan ve bitkiler, Bush’u, Saddam’ı, Ecevit’i, Baykal’ı, Gül’ü seçmediler. Bu nedenle bize seçim haklarının da sözcülüğünü yapmak düşmektedir. Bu nedenle dünya insanına, La Haye yargıcına “Oyunu doğaya ver, Doğanın oy hakkı yok” diyoruz.

Hatta daha doğmamışların, insan hayvan bitki nesillerinin de haklarını düşünmeliyiz…

 

Olayda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre yaşama haklarının ihlali başta gözüktüğü gibi, davacılar açısından da uluslararası çevre sözleşmesinin ihlali söz konusudur.

Bugün Amerika’nın Irak’a müdahalesi ile ilgili Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi katında çok ciddi tartışmalar olduğuna göre, konu uluslararası hukuk anlamında divanın katkı koyabileceği ve müdahale edebileceği bir boyut kazanmış demektir.

 

Yukarıda bitki ve hayvanların dava açma yeteneği üzerine anlattıklarımız yanında ve bunlara paralel olarak, bir savaşın insan ile birlikte ve yanında hayvanlar ve bitkiler açısından yaratacağı olumsuz sonuçlar, bu olumsuz sonuçlardan bu canlıların insan kadar da korunma olasılığı olmadığı düşünülürse, divanın bu olayla ilgili karar alması zorunlu bir durumdadır.

Divan Statüsü’nün 4. Bölümünde danışma niteliğinde verilecek kararlar için başvuru yetkisinin devletler dışında organ/kuruluşlara da tanındığı görülmektedir. Bizce divan bundan da yararlanarak olayda, hukuk da yaratarak karar vermeye yakın durmalıdır.

 

Teknolojik gelişmeler nedeniyle küreselleşen dünyada, güçlü devletlerin güçsüz devletler, insanlar, bitkiler, kuşlar üzerinde diledikleri gibi oynamalarına hukuk son verecektir. Bunun başlangıcı konusunda da uluslararası hukukta en geniş yetkili ve önemli hukuk oluşumu divanın sorumluluk alması gerekecektir.

Dünyada bireyin hakları ile devletin müdahale gücü arasında bir denge kurulmaya çalışılıyorsa, devletin muazzam gücünün dokunamayacağı birey hakları, hayvan hakları, çevre, Anayasa’larda sayılıyor, bu haklar Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi gibi metinlerle uluslarası hukukta ve dünya çapında temel hukuk metinlerine bağlıyor ve bağlayıcılık taşıyorsa;

 

Dünya çapında haklar, hayvanlar, bitkiler, çevre açısından olumsuz sonuç doğuracak eylemlerde, bu olayda ABD’nin başlamak üzere olduğu savaş girişiminde divanın statüdeki geçici önlemler yetkisini de kullanarak insana, doğaya, kuşlara yakın durması gerekmektedir.

 

Körfez Savaşı’nın aksine ABD’nin müdahalesi konusunda dünyada yoğun muhalefet yaşandığı, savaş ile ilgili henüz bir BM/Güvenlik Konseyi kararı da olmadığı düşünülürse, ABD’nin tek başına hukuk dinlemeyen tutumuna son vermek divana düşmektedir.

 

5. Bu nedenle ;

 

12.000 sayfa tutan Irak dosyasının yanında Türk ve Iraklı müfettişlerin de yer aldığı bir heyet de ABD‘de bir rapor yazsa 12.000.000 sayfa tutacağından kuşkunuz olmasın

Kısaca Irak Tarihi ve Coğrafyası da vermek gerekirse ;

Para hırsı… Paylaşmayı bilmemek… Yiyeceği kadar avlanamamak…

İhtiyaç kadar değil, ihtiras kadar…

Uluslararası Adalet Divanı(İnternatıonal Court of justice) Birleşmiş Milletlerin yargı organı olduğuna göre;

 

LA HAYE SÖZLEŞMESİNİ OKURSAK :

Yukarıda 34. Maddenin handikap gibi gözüktüğü söylenebilirse de açtığımız dava 1945 yılından beri Divan’ın tarihinde hiç rastlanmamış bir dava olması ve bireylerin değil, Fauna ve Floranın ilk kez açtığı ciddi bir dava olması dolayısıyla dava esastan görülmeye başlanmalıdır

22. maddeye göre La Haye dışında örneğin İzmir’de Divanın toplantı yapmasını talep ediyoruz.

26. 29.Md.lere göre konu için yeni heyet oluşturulmasını istiyoruz.

36. maddeye göre Genel Sekreterin dilekçemizi taraflara tebliğ etmesini talep ediyoruz.

36. maddeye göre Divan’ın öncelikle yetki konusunu tartışmasını ve karara bağlamasını talep ediyoruz.

39. maddeye göre Fransızca/İngilizce asıl olmakla beraber başka dile de izin verilebilir hükmü doğrultusunda (şimdilik kuş dili istenmeyerek) Türkçe talebimiz karara bağlanmalıdır.

41. maddeye göre acil tedbir yolu ile savaşı durdurma kararı verilmesini talep ediyoruz.

42. maddeye göre davaya 4 avukat katılmamıza karar verilmesini istiyoruz.

64. maddeye göre “Divan başka karar vermemişse giderler taraflarca karşılanır” hükmünden hareketle, YANİ DİVAN FONUNDAN KARŞILNMA GİBİ BAŞKA TÜRLÜ KARAR TALEP EDİYORUZ.

65. İçtihat yaratmada zorlanma durumunda dilekçenin 70 ve 102. maddeye göre statü değişikliği talebinin Genel Sekreter aracılığıyla Divan harekete geçirilerek, (J.J.Rousseau) SOSYAL SÖZLEŞMEDEN sonra DOĞA SÖZLEŞMESİNİN SÖZLEŞME KÜTÜĞÜNE geçirilmesi talebimizin kabulünü dileriz.

Taraflar ve vekilleri duruşmaya çağrılabilir. Keşif yapılabilir.

Sonuç olarak : ABD‘nin Dünyada en büyük güç olduğunu göstermek için, kendilerine vaki terör saldırısında ölen 6000 yurttaşını bahane ederek kendisinde en bol bulunmasına rağmen, Irak ülkesinde de belki Halepçe’den kalan kimyasal terör aygıtları bulunabileceğinden bahisle, ciddi büyük savaş uygulamasına geçişini düşünen davacılar öncelikle Hiroşimadan sabıkalı olan ABD’ deki kimyasal silah demirbaşlarının,Türkiyeli ve Iraklı uzmanların da katıldığı Birleşmiş Milletler Müfettişlerince saptanmasını isteyerek, savaşı- saldırıyı durdurmak ve Evrende, Dünyada, Doğada çok büyük hasarlara yol açmasının önüne geçilmesi talebinde bulunmaktadırlar.. Duruşma açılmasını ve tarafların çağrılmasını ve işlemlerin yıldırım hızıyla tamamlanmasını ve istemimiz doğrultusunda karar verilmesini talep ederiz.

 

Davacılar :

 

Vekilleri :

Senih Özay

 

Oğlumun La Haye ziyaretinde bu davayı soruştur dediğimde tek tük böyle düşünen yargıçlar var artık dendiğini bana oradan iletmişti… Dikkat…

 

SENİH ÖZAY’IN PARAKETE DERGİSİNİN OCAK-ŞUBAT 2010 SAYISINDA YAYINLANAN YAZISIDIR.

 

(http://www.paraketa.net/category/ocaksubat10/)

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest