Afrika Masalları: geleneğin aktarıldığı hayat okulları

Tam boyutlu görseli göster

 

Afrika masalları anlatıldıkları toplumun değerlerini gelecek kulaklara aktaran bir sözlü edebiyat türüdür.

Genelde toplumun yansıması olan ve yazarları bilinmeyen Afrika masallarının gerçek kökeni kimse tarafından bilinmemektedir. Doğal olarak içinden geldikleri, doğdukları topluma aittirler. Mali masalları ya da Benin masallarından söz edilebilmektedir. Masallar, aynı ülke içerisinde, anlatıldıkları etnik gruba göre de ayrılırlar. Örneğin Benin’de, bir masala fon (Orta Benin’deki bir etnik grup) ya bir diğerine yoruba denmektedir (Güney-doğu Benin etnik grubu).

Afrika masallarının kahramanları insanlar, hayvanlar, doğal unsurlar, orman perileri, mamiwata (bir denizkızıyla özdeşleştirebileceğimiz yarı insan, yarı balık nitelikli kişilik), ruhlar veya tanrılar olabilir. Birbirilerinden farklı olmakla birlikte kendi aralarında kolayca anlaşabilmektedirler. Afrika masallarında özellikle çocuk karakterinin birçok farklı türünü bulmak mümkündür: melek ruhlu, meraklı, muzip, ikizler (kimi Afrika ülkesinde çok saygı görürler), ve hepsinden de fazla öksüz çocuk.

Genel inanışın tersine, Afrika masalları sadece genç insanlara yönelik değildir. Afrika gecelerinde, anlatım düzeyi dinleyicilerin yaşına göre değişmekle birlikte, çocuklar, yeniyetmeler ve yetişkinler anlatıcının çevresinde bir araya gelirler.

Afrika köylerinin birçoğunda, masal mekanı aynıdır. Halk, herkes tarafından görülebilmesi ve herkesi görebilmesi için, yere serilmiş hasır ya da tabureler üzerinde, masalı anlatanın çevresinde yarım daire şeklinde toplanır. Dinleyiciler sadece çocuklardan oluştuğunda, bunların kimi zaman anlatıcı karşısında sıraya dizildiği de olur. Mevsim ne olursa olsun masal geceleri anlatılır.

Masal anlatıcısı çok yönlüdür: Aynı zamanda komedyen, şair, şarkıcı ve dansçı olmak zorundadır. Afrika masalı tüm sanatların kavşağında yer alır ve zenginliğini bu özelliğinden alır.

Anlatıcı ailenin büyükbabası ya da anneannesi olabilir. Halk anlatıcısı çoğunlukla herkesin tanıdığı bir masalcı ya da gelenekçi olabbilir. Mali’deki Peulhs’ler arasında, ona “sözün ustası” adı verilir.

Masalcının:

-          Her masal bir mesaj içerdiğinden, halkını iyice ikna edebilmesi için dil uzluğuna;

-          Sadece ülkesinin anlatılan tüm masallarını değil, yabancılar tarafından anlatılan masalları da hatırlayabilmesi için sağlam bir hafızaya; (Masallar yüzyıllar boyunca ağızdan kulağa iletilmektedir. Sözlü anlatım esası üzerine kurulu bu gelenek, bugün de bazı Afrika köylerinde hâlâ gücünü korumakla birlikte, diğer bazı köylerde yok olmaya yüz tutmakta, ve otuz ya da kırk yıl önce olduğu gibi artık masal anlatıları her akşam gerçekleştirilmemektedir. Geleneksel masalların yazıya dökülmesi güncel bir olgudur.)

-          Dinleyiciyi güldürebilmesi için mizaha;

-          Hayal gücüne;

-          Geleneksel Afrika toplumlarında, edebiyatın, bilimlerin, felsefenin, matematiğin, teknolojinin öğretildiği okullar yoktur. Bunların tümü yaşlılarla kurulan iletişim içerisinde öğrenilir; ancak dinlemesini de bilmek gerekir. Masalcı bu farklı bilmeleri azimle yaşlılardan edinebilir. Dolayısıyla kültüre,

-          Her bir masalın sonunda kendisine yöneltilebilecek sorulara akılcı ve açık cevaplar verebilmesi için pratik zekaya sahip olması gerekmektedir.

Anlatısını canlandırmasını iyi becerebilmeli; her masal anlatısının amacı eğlendirerek öğretmek olduğundan, dinleyicilerin sıkılmasını önlemek için ilgi çekici ve merak uyandırıcı olmalıdır.

Afrika masallarının temaları oldukça farklıdır. Hepsi ahlakçıdır ve kozmogoni (evrendoğum), mevsimler, yoksulluk, doğurganlık, kısırlık, ölüm, çıraklık, zenginlik, fakirlik gibi güncel hayata ilişkin her türlü konuyu ele alabilir.

Bazı temaların içeriği efsaneye benzer. Bu durum, bir bilgenin gömülmesinden sonra köylülerin cenaze evine başsağlığı dilemek üzere gittikleri, Benin’deki “Arılar ve ölüm” masalında gerçekleşir. “Akrabalar rahmetlinin evine geldiklerinde, kendilerini gösterebilmek için, yeşil kapının önünde sıraya girenler arasından geçecek bir boşluk aradılar. Nihayet aile eve girebildi. Sıranın başındaki adam onlara çelme takmaya çalıştı. Birden bir arı sürüsü geldi ve evin her yerini sardı...” . Bu sırada duyulan bir ses kalabalığa yaşlı adamın ölmeden önce, resmi cenaze töreninden sonra herkesin kendi evine geri dönmesini tembihlediğini anlattı.

Köylüler dağılır dağılmaz, arılar da ortadan kaybolur.

Aynı arılar, haksız bir saldırıyla karşı karşıya kalan insanı savunmak için de harekete geçebilir.

Birçok efsane, talan edilerek sakinleri köle olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan köyleri arılan nasıl savunduğunu anlatır.

Masallar bize toplumların geleneksel değerlerini aktarırlar. Bunlar özellikle dinlemesini bilmek, itaat etmek, sır tutmak, kendine hakim olmak, misafirperverlik, adalet, dürüstlük, minnet, iyilikseverlik, cömertlik gibi değerlerdir... Bu değerler Afrika ahlağının temel unsurlarıdır. Bu değerlerden birinden yoksun olan her masal kahramanı ağır olarak cezalandırılır.

“Bencil avcı” örneğini ele alalım:

Bu öykünün başoyuncusu, başlığında da belirtildiği gibi, bencilliğiyle ünlü bir avcıdır. Bir gün, bir periye ait olan çok büyük bir ormanda avlanmaya gider. Bu peri iyi kalpli insanlara yardımcı olması, ancak kötü insanları bekleyen kötü sona karşı kayıtsız kalmasıyla nam salmıştır. Avcımız tüm bunlardan habersizdir ve birçok av yakalayarak bundan gurur duyar. Bir anda, orman  perisi bir yaşlı adam kılığına girer ve yaşlı olduğu için avlanamadığını söyleyip ondan taze et ister. Avcı et vermeyi reddeder. Yaşlı üzülerek uzaklaşır. Daha sonra, avcı acıkır ve karnını doyurmak için et pişirir. İlk lokmayı yutar yutmaz yakınındaki bir ağaçtan perinin, ondan yemeğini paylaşıp paylaşmayacağını soran sesi yükselir. Adam bu isteği yine reddeder. Ardından ormanda karşılaştığı tüm insanlara karşı aynı şekilde davranır.

Avlanmaktan usanınca, ağır yüküyle birlikte dönüş yoluna düşer. Ancak onu köyüne geri götürecek yolun nereden geçtiğini unutur. Bu sırada karşılaştığı yaşlı adama yol sorar. Adam yolu göstermekten kaçınır. Avcı ormanda kaybolarak nafile dolanır. Masal aşağıdaki şekilde son bulur:

“Günler ve geceler boyu yorulmadan yürür ancak sonuç alamaz. Tüm gücünü yitirir. Hızla zayıflar ama yürümekten vaz geçmez.

Bugün hâlâ, bu çok büyük ormanda, onu ülkesine, topraklarına ve ailesine ulaştıracak bir çıkış yolu arayışı umuduyla yürüdüğü rivayet edilir.”

Masal anlatısı Afrika’nın her yerinde aynı biçimde gelişmez. Kimi ülkelerde;

-          Bir açılış bölümü,

-          Bir giriş cümlesi,

-          Masal anlatısı şarkılarla ve kimi zaman danslarla bölünür. Mali’de, Peulhs’lerde, bir anlatıcının masala ses kısacı ile müzik çalarak eşlik ettiği görülür. Bu durumda, masalcı sadece bir masal anlatıcısı değildir,

-          Bir sonuç cümlesi bulunmaktadır.

Afrika ülkelerinin birçoğunda, masallarda giriş bölümü bulunmamaktadır.

Giriş cümlesi ise, ülkeden ülkeye olduğu kadar bir etnik gruptan diğerine değişmektedir.

Benin’de, masalcı masala girişte “Masalım arılarla ve ölümle karşılaşmak için hızlı koştu” der. Anlatısına daha sonra şarkı ve danslar eşlik edecektir.

Anlatının sonunda, masalından bir ahlak dersi çıkarır. Yukarıda örneğini verdiğimiz masalda bu ders bellidir. “Bu unutulmaz günden sonra, arılar insanlar üzerinde bir çeşit iktidar kurdular. Gerçek bir tehlikeyle karşılaşılıp ölümle yaşam arasında kalındığında, insanları topluca tehdit eden bir tehlikeden korumak için birden ortaya çıkmaktaydılar”.

Senegal’de, masalcı “bir varmış bir yokmuş” anlamına gelen “Lébon” ile söze başlar ve çocuklar bu söze, “çocuklar dinliyor” anlamına gelen “Lépen” ile karşılık verirler.

Masal bittiğinde, “bunu (masalı) içine ilk çeken çocuk cennete gidecek” der ve çocukların tümü birden hızla soluk alıp verirler.

Fildişi Sahili’nde, anlatıcı geleneğe uygun olarak “bir varmış bir yokmuş” anlamına gelen “Lahaoo yoo” sözleriyle masala başlar. Daha sonra arada şarkılarla şenlendireceği anlatısına başlar.

Masalın sonunda, anlatısından yine ahlak dersi çıkarır.

Mali’deki Bambara’larda, masalcı girişte “bir varmış bir yokmuş” demek olan “Ziri” ile söze başlar. Ahlak dersini verdikten sonra, “masalımı başladığım yerde bıraktım” anlamına gelen“Niata yoromé niablayé” diye bitirir.

Zenginliklerine karşın, Afrika masallarından yeterince yararlanılmamaktadır. Köylerde artık gittikçe daha az masalcı sesi yankılanmaktadır. Halbuki masallar toplumsal bütünleşme ve birlik konusunda önemli bir işlev üstlenmişlerdir. Afrika’dan uzakta yaşayan kadınların pek azı etnik gruplarına ait giriş cümlelerini anımsamaktadır.

Günümüzde çocuklarımızın masallar aracılığıyla eğitimini artık medyalar üstlenmektedir. Kimi eğitimciler eğitsel projelerine bunları dahil etmeyi denemektedir. Bazı yazarlar durumun farkına varıp, anayurtlarında geleneksel Afrika masallarıyla ilgili yarışmalar düzenlemektedir. Bunların en iyileri yazıya dökülüp yayınlandı. Karthala yayınlarından çıkan  Benin’de masal ve efsaneler adlı kitap bu çabaların öncüsüdür. 

Odile PUREN

La Revue de Teheran dergisinin Mart 2010 tarih ve 52 nci sayısında yayınlanan Odile Puren imzalı Fransızca yazıdan Türkçeye çevrilmiştir.

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest