Kabil Mitolojisi

 

Mağrip sakinlerinin büyük bir çoğunluğu tarafından derinden yaşanmış canlı bir İslam, Mağrip kültürünün en önemli olgusu olarak karşımıza çıkar. Bununla birlikte, tek tanrılı bir dine yönelik bu kuşku götürmez aidiyet, bazen köklerini Akdeniz’in eski bir geleneğinden alan veya İslam öncesi bir mitolojiden kaynaklanan özgün renkler de ihtiva eder.

  

Bu izler, daha çok kırsal bölge sakinlerinin kültüründe ve özellikle de pek çok yörede okula gitmeleri hâlâ sorun olan kadınların yaşadığı bölgelerde kendini gösterir. Bu kadınların ağzından, bu mitolojik masalların bazıları hâlâ işitilebilir. Bu kadınlar kutsal yerleri, korkutucu ya da yardımsever kişileri hâlâ bilirler ve fırsat buldukça, Müslüman Ortodoksluktan kopmuş ritleri kutlarlar. Diğer pek çok evrensel din gibi, kutsallığı sürekli kılarak, yerel inançların önemli geleneklerini bünyesine alan ılımlı bir İslam’dan söz edilebilir.

Ne yazık ki, artık hızla kaybolan söze dayalı zengin bir edebiyatın verimleri arasında ortaya çıkabilen ritlerde, uygulamaya konmuş ya da konmamış inançlarda, bir halk kültürünün ortasında, sekiz yüzyıllık bir İslamlaşmadan sonra sadece şurada burada bazı kalıntılarına rastlanan bir mitolojiyi yeniden oluşturmaya kalkışmak biraz olanaksız bir şeydir. Bununla birlikte, bu eski mitolojinin öğelerine başvurmaksızın bazı çağdaş toplumsal davranışları ve tutumları anlamak da mümkün değildir. Bu nedenle, bu mitolojinin incelenmesi, bu toplumsal grupların içerisinde mevcut olan bazı sorunları açıklayabilir. Sadece müzeografik bir yarar sunmaları ve arkaizmin herhangi bir kültüne katılmaları bir yana, Mağribîlerin kültürel atmosferini birleştirici bir unsur olan bu mitolojinin öğelerinin tanınması, bugünü anlamak için de son derece gereklidir.

Bu öğelerin başvurduğu temel kaynaklar, öz bakımından eski ya da yeni yazarlar tarafından derlenen ve Kabil dağlarında Berberî kadınların yaşadığı yörelerde gerçekleştirilen çağdaş araştırmalarla kesişen halk masalları ve mitlerden ibarettir.

I.KİŞİLER :

1.Dünyanın ilk anası.

Şüphesiz en ilginç kişilerden biri, “Dünyanın ilk anası” (yemma-t-n dunnit) olarak adlandırılan kadındır. Gençliğinde çift görünümlü, olgunluk dönemindeyse, erkekler tarafından genellikle “yaşlı cadılar” olarak nitelendirilen, hırçın yaşlı kadınlar gibi kötülüğe eğilimli bir kadındır. Uğursuzdur, kötülük yapmaktan mutluluk duyar, bu yüzden özellikle erkeklere mutsuzluk verir. Suya yansıtıp aşağı düşürdüğü güneşi elde ederek yarattığı, o gün bu gündür her beş yılda bir yinelenen güneş tutulmalarını da ona borçluyuz.

Bir kötülükle diğer bir kötülüğe yol açarak, her tutulmanın sona ermesi için bir çocuğun kurban edilmesi gerektiğini söyler.

Yemma-t-n dunnit’nin önemli yeteneklerinden birisi de kötü öğütler vermesidir. İnsanlık ailesinin içinde, uyuşmazlığı yaratan ilk tartışmanın sorumlusu da odur. Ancak, kendisine uğursuz bir kader borçlu olduğu ihtiyarlarla bir benzerliği yoktur. Çünkü o kötü ve öfkelidir. Sözgelişi, saldırmak için Ocak ayının bitimini bekler. Durumun farkında olan Ocak ayı, birkaç günü Şubat ayının elinden alır. Böylece öyle bir kötü hava meydana gelmiştir ki, Dünyanın İlk Anası taş kesilip donmuştur.

2.Karınca

Bereket versin ki, Dünyanın İlk Anası’nın uğursuz etkinliği, insanlara daha yararlı bir yaratığın ortaya çıkmasıyla telafi edilebilmiştir. Söz konusu olan karıncadır. Yemma-t-n dummit’in aksine, karınca iyiliksever bir yol göstericidir, ona öncü bir rol verilir. İnsanlara ürünlerin nasıl kullanılacağını açıklayacaktır; buğday tanelerini taş ile ezerek önce un, sonra hamur haline getirmeyi; bu hamuru, iki taşla ve kuru otlarla ateş yakarak pişirip ekmek yapmayı öğreten de o olacaktır.

3.Dişi ve erkek devler  

Yaşayan masallarda, az ya da çok mitolojik kişiliklerle donatılmış koca bir evren görmek hâlâ mümkündür. Bu kişiler, kadınlar tarafından inanılacak –ya da kuşku duyulacak- kişiler olarak algılanırlar. Kabil mitolojisi, erkek devlerden daha çok dişi devlerle doludur. Teryel/teryalin olarak adlandırılan bu dişi devler, evcilleştirilemeyen, tehlikeli vahşi kadınlardır. Bir diğer mit, olağanüstü bir ağacın altın yapraklarını yediği için doğurmuş olduğu tüm erkek devlere, bu dişi devlerden birine verir: Uygar dünyanın içinde olup biten her şeyin tersini yapan bu dişi devler, içinde yaşadıkları vahşi mekânın efendileridirler.

4.Bekçiler

Özellikle vahşi doğada sık sık görünen dişi devlerin aksine bekçiler daha evcildir ve her yerde, belki de özellikle içinde insanların yaşadığı yörelerde bulunurlar. Bunlardan en bilineni, görülmez varlığıyla her aile yaşantısına başkanlık eden ve herkesin memnun etmek zorunda olduğu âssas buxxam evinin koruyucusudur. Tesadüfen evde bir kaya çıkıntısı bulunuyorsa, burası kesinlikle koyucunun konut olarak seçtiği ve kutlamalar sırasında yanan bir lamba tutulması gereken yerdir. Topraklar, tarlalar, evler ve bütün mallar üzerinde insan yalnızca kiracıdır. “Her şey tanrıya aittir”. Bekçiler de dünyevi malların insanların yararına kullanımıyla uğraşan tanrı nöbetçileridirler.

5.Meclis

Bekçiler ve diğer tüm doğaüstü güçler, insanlar için önemli olaylar olduğunda bir araya gelebilirler. Üstelik meclis sakinlerince alınmış kararların çoğu, her şeyden önce bu güçler tarafından görülmüştür. Bu güçler akbabalar, kartallar gibi iri gövdeli kuşlar biçimindedirler ve insanlarla ilgili önemli bir karar almak gerektiğinde yüksekçe bir yerde toplanırlar. Aslında bunlar önceden kaybolmuş ya da hâlâ yaşayan, özellikle dindar, sofu, derviş ya da deli kimselerdir.

6.Arabulucular

Doğaüstü varlıklar ile insanlar arasındaki arabulucular, amgar azemmi adıyla masallarda yeralan ve Arapça muddebar’ın eşdeğeri olan, kahramana rehberlik eden ve arayışlarının sonuca ulaşması için ya da başarılarını tamamlamak için izlenecek en iyi yolu gösteren, öğüt veren yaşlı ve bilge insanlardır.

7.Mitolojik hayvanlar

Dünya, yeri geldikçe, olağanüstü güçlü hayvanlarla şenlendirilmiştir. Böylelikle, yedi başlı, hidra türünden bir dişi ejderha olan talafsa, ormanlarda ve pınar başlarında sıkça görülür ve şayet her yıl ona genç bir kız kurban edilmezse tüm bölgeyi, köyleri ve şehirleri sudan yoksun bırakır. Sauroktone kahramanının bu eski evrensel miti Mağrip’te çok yaygındır ve özellikle Kabil Bölgesinde çok tanınmıştır.

II. KOZMOGONİK MİTLER

Dünyanın İlk Anası, ilk çifti ve ilk insanlar bir başka dünyadan, görülmeyen fakat kalabalık ve karanlık bir dünyadan, verimsizliğin hüküm sürdüğü, her şeyin uygarlaşmış insan yapısının tersine olduğu yeraltı dünyasından yeryüzüne çıkmışlardı. Bu yeraltı dünyası, yaşadığımız dünyanın, insanların dünyasının, insanlar tarafından fethedilmiş dünyanın, düzenli ve bereketli dünyanın tam aksini ifade eder. Koyunlar siyahtır, kül ve kömürle beslenen keçilerin sütü de siyahtır. İlk erkeğin ve ilk kadının çıkmış oldukları bu yer altı dünyasında vahşi varlıklar, her türden cinler, devler, belki de kendileriyle biraz akrabalıkları bulunan karıncalar gibi çok sayıda cüce mevcuttur. Bu “diğer dünya” ile insanların dünyası arasında iletişimler kurulabilir. Kuyular, mağaralar, bazen bir kapı ya da dönüş için kapatılmış bir döşeme taşı bu iletişimi sağlar. Masalların kahramanları olan cinler ve yılanlar veya öteki dünyayla ilişki halinde olan ve bereketlerini sağlayabilecekleri dünyaya bel bağlayan ölüler de bu iletişimi kurabilirler.

III. AHİRETBİLGİSEL MİT

Ahiretbilgilsel bir mit, bu tersine dünya aracılığıyla uygarlaşmış dünyanı yıkılacağını önceden haber verir. Koyu karanlıkların genelleşmesi, göğü ve yerin karışması, dağların ayaklanması, yedi gün yedi gece sürecek bir tufan türünden belirtiler, dünyanın sonunun habercileridirler. Bundan sonra dünya tersine dönecek, kafadan kollu ve bacaklı, tek gözlü ve kulaklı, gövdesi olmayan grylle türünden bir cüce; düzensizliği kuraklığı, tüketimi ve verimsizliği yayarak, pirelerin ve karıncalarınkine benzer aşırı bir üremeyle çoğalıp tüm evreni istila edecektir.

IV. MİTOLOJİK GÜNCELLİK

Kabil kültürüne has özelliklere rağmen, bu son mit, niteliklerini olmasa da en azından adını İslam’daki Deccal’den ve hiç kuşkusuz bir yaratığın adından alır. İslam’da sözü edilen Deccal, son derece güzel bir devdir ve erkekleri baştan çıkarır. İnanışa göre Deccal, Yeniden Diriliş ve Son Yargı’dan önce Mekke ya da Medine yakınlarında, Mehdi ya da İsa tarafından öldürülmeden önce kırk gün boyunca hüküm sürecektir.

Mitolojinin İslam’a uyarlanması, İslamlaştırılması başka durumlarda da görülür: Eylemlerini cezalandıran ya da genç annenin yerine cevap veren Tanrı’nın karşı koymasıyla karşılaşan ölümün öncüsü Dünyanın İlk Anası örneğinde olduğu gibi.

İspanyol istilaları zamanında, Kabilîler tarafından savaşta katledilen askerlerin kanıyla oluşan gölden altın yapraklı bir ağaç bitmiş, dişi dev teryel bundan yiyince, ilk seksen devi doğurmuştur. İspanyol kanından doğmuş olan bu ağaç, bir bakımdan Kabilîler için en temel iki meyve ağacını ortaya çıkarmıştır: İncir ve zeytin ağacı.

Mitolojik yaratının hesaba katmadığı sömürgeleştirmenin günümüzdeki eşitsizlikleri böyle değildir. Tanrı genç bir kadına bu görevi yüklemiştir: Kadının görevi, para dolu çantayı Kabilîlere, pire dolu diğer ikisini ise Araplar ve Avrupalılara dağıtmaktır. Ancak genç kadının yanılgısı sonucunda, pire dolu iki çanta Araplara ve Kabilîlere, para dolu çanta da Avrupalıların payına düşer. Kabilîlerin yaşamını derinden etkileyen yeni olaylar ve şaşılacak şeyler mitolojik yaratıyı hâlâ teşvik etmektedir. Bu nedenle, bazı kutsal ağaçlar özel görevlerle bezenmiş olarak görülebilir. Bir sakız ağacı böylece ‘çağrı ağacı’ olur: Bu ağacın dallarına çıkıp eşlerine, kardeşlerine ya da yakın zamanda Fransa’ya göç etmiş ebeveynlerine çağrı yapan kadınlar; kısa süre sonra ya basit bir mektupla, ya da çağrılan kişinin geri dönmesiyle mutlaka bir haber alırlar.

 

 (DOST YAYINLARI - Yves BONNEFOY - Mitolojiler Sözlüğü'nden derlenmiştir) 

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.