Skikda'lı olmak

 Göçebe kökenli olmasına karşın ilginç bir şekilde ilk temasların ağırlıklı olarak toprak bağıyla biçim kazandığı güzel yurdumda ‘nerelisin’ sorusuna nasıl yanıt vereceğini bir türlü bilemez insan.

 

 

Doğduğun şehir, nüfusa kayıtlı olduğun yer mi, Babanın mı yoksa Annenin mi memleketi mi? Babanın memleketine aidiyet adettendir aslında. Ama bazen o da çözüm olmaz. Toprağıyla hiçbir bağı olmamasına karşın, ayan beyan kentsoylu olan kökene biraz ‘emekçi’ çağrışımlar serpiştirmek için, asker-memur Büyükbabanın genel müdürlük yaptığı kenti ‘memleketi’ belleyen, ‘aile içi hak gaspını’, iki doğru fikri bir araya getirmekte zorlandıkları, yaşamının son demlerinde kendilerine reva gören ‘hukukçu’ (ar ve hayâ açısından, dünya varlıklarına düşkünlük açısından babamın tırnağı dahi olamayacak)  baba yarılarının düştüğü yanlışı yinelemek de bize yakışmaz. Tam neresi olduğunu yazının bu bölümünde söylemek bize düşmek ama bizim sizin ‘oralı’ olmadığımız kesin.   

 

Roma devrinde Rusicades, Fransız sömürge döneminde ise Philippeville adını alan Skikda, Başkent Cezayir’in 345 kilometre doğusunda Akdeniz kıyısında yer alan beş yüz bin nüfuslu küçük bir kenttir. Ortalama dört yüz metre yüksekliğinde tepeciklerle çevrili Saf-saf vadisinin kıyısındaki kent önemli bir limana sahiptir.  Kentte toplamda 1500 hektarlık bir alana yayılan, biri Çinliler tarafından yeniden inşa edilen iki petrol rafinerisi, iki elektrik santrali, çölden kıyıya uzanan petrol ve gaz boru hatları ve plastik üretim ünitesinden oluşan büyük bir Petro kimya merkezi yer almaktadır.

 

Kentte, Collo yarımadasında bulunan Tamalus ve Kerkera’da tarihöncesi devrine ait dolmenler bulunmaktadır. Antik döneme ait eserlerin kalıntıları kent merkezinde yer aldıkları ve bunlara ait taşlar daha sonra inşa edilen yapıların yapımında kullanıldıkları için günümüze kadar ayakta kalma imkanı bulamamışlardır. En Nahda Kız Lisesinin bitişiğindeki Roma tiyatrosu, Guelma ve Timgad tiyatroları kadar büyüktür. Skikda çevresinde yer alan Oued Bibi, Oued Tanger, Paratianis, Guerbes, Cuşucinatis, Celtiana, Beni Oulbane, Cobb ve Stora antik şehirlerinde bulunan birçok tarihi eser Skikda Merkez Müzesinde sergilenmektedir.

 

1838 yılının 7 Ekim’inde ‘uygar’ Fransız sömürgecileri Skikda’ya ulaştıklarında, kahraman Skikdalıların direnişleri karşısında karargahlarını alelacele antik Rusicades’in kalıntıları üzerinde kurdular. Kale ve ana karargah yapılarını antik kenti harap ederek antik taşları kullanarak inşa ettiler. Granit blok taşlar sömürge yapılarının çoğunun temelinde kullanıldı. Zaten antik Rusicades’in ana yolları ile sömürgecilerin kurduğu kentin ana arterleri çoğu yerde örtüşmektedir. Roma kentlerinin ana arteri olan ve gidiş geliş karşılıklı paralel iki yoldan oluşan Cardo Maximus’ün olduğu yerde bugün kentin ana caddesi, iki yanı kemerli sömürge binalarıyla kaplı Didouche Mourad caddesi ve onu dik olarak doğudan batıya kesen Decumanus yerinde bugün Boudjemaa Lebardi caddesi bulunmaktadır.

 

Sömürge döneminin belli başlı binaları arasında, antik tiyatronun sahnesi (Proscenium)  üzerinde inşa edilen eski Emile Maupas Koleji (bugünki En Nahda Kız Lisesi), Venüs tapınağı temelleri üzerinde yükselen Belediye Tiyatrosu, Zafer Tapınapı üzerine inşa edilen Adliye Binası, anıtsal bir çeşmenin kalıntıları üstünde yükselen Marqué Meydanı (bugünki 1 Kasım Meydanı), Jupiter ve Bellone tapınakları üzerine yapılan Hastane ve eski Fransız Garnizonu, Mithra Tapınağı üzerine inşa edilen huzurevini sayabiliriz. 1979 yılında yıkılan Saint-Philippe kilisesi Roma dönemine ait taşlar kullanılarak şehit Aziz Digna’ya adanan Roma bazilikası üstüne inşa edilmiştir. Özgürlük Meydanı ise Roma döneminin forumunun bulunduğu yerdedir.

 

Skikda 1930’lu yılların başında, o dönemlerde yedi sinema salonuna sahip ender kentlerden biriydi. Le Corbusier tarafından neo-moresk tarzda tasarlanan Belediye Binasında önemli sanatçılara ait tablolar bulunmaktadır  

 

1920 ve 30’lu yıllarda Ben Arua isimli bir ermiş kentin geleceğine, savaş ve bağımsızlığa ilişkin kehanetlerde bulunur. Bunlardan birinde ilginç bir şekilde kökleri çölün derinliklerinde kafası ise denizde bulunan bir yılana aittir ki bu da halkın nezdinde Sahra çölündeki petrol yatakları ile Petro kimya tesisleri arasındaki bağı çağrıştırmaktadır.  

 

‘Nerelisin’ sorusu karşısında, ‘Skikda’lı olanları kendi çaresizlikleri içerisinde bırakadururken, ampulü her gördüğümüzde ‘hırsız var’ diye bağırmakla yetinmeyeceğimiz kesin olan bu günlerde, her yönüyle adalı olmaya çaba harcayan biri olarak paramızı çalanlara farklı sürprizler hazırlamakla kendimizi oyalamaktayız.          

 

 

 

Web Tasarım M.ISTIN 05307600735