Siyonizmin menzili

İsrail Hava kuvvetleri 23 Ekim’i 24 Ekim’3 bağlayan gece Sudan Hartum’da bulunan Yarmuk Sanayi Bölgesindeki bir mühimmat fabrikasını bombaladı. Dünyayı elinde anahtarlık gibi sallayan Siyonist sermayenin himayesi altındaki İsrail’in yakın gelecekte gerçekleşmesi beklenen ama uluslararası toplu durum nedeniyle ertelenen İran nükleer tesis saldırısının bir genel provasıdır yapılan. Hem de çok sessizce yapılan bir alıştırma. Farkındaysanız pek medyalarda yer etmeyen bir olaydı bu.

 

Tsahal’ın hava üslerinden 1900 kilometre uzaklıktaki hedefe yapılan bu saldırıda kullanılan uçağa ya da uçaklara havada ikmal yapılmıştır. 1950’li yıllardan kalma Sovyet malı karadan havaya (SAM) Dvina 75 (NATO terminolojisinde SA 2) uçaksavar füzeleriyle donanmış Sudan Ordusunun hava savunması elektronik savaş yöntemleriyle felç edilmiş ya da kısmen çok alçak irtifa geçişleri yapılmıştır. Bu sayede Siyonizmin savaş gücü ülkenin içine rahatlıkla girerek bu harekatı kayıp vermeden gerçekleştirebilmiştir. Kimi kaynaklara göre saldırıda sadece tek bir uçak kullanılmış ve güzergah olarak da Kızıldeniz kullanılmıştır.

Gerçekleştirilen sınır ötesi eylem, 2008’de Suriye’de deney aşamasında olan bir nükleer reaktöre ya da 2009’da yine Sudan’ın kuzey doğusundaki çölde, Hamas’a silah sevk etmekte kullanılmakla suçlanan bir araç konvoyuna yapılan saldırı gibi yürürlükte olan tüm uluslararası kurallar çiğnenerek gerçekleştirilmiştir.

Sudan nere Filistin ya da İsrail nere demeden, İran’la 2008 bir askeri işbirliği imzalamış olan Sudan’ın, İran-Sudan-Sina Yarımadası-Gazze eksenini kullanarak Hamas’ı desteklediğini kabul etmemiz gerekiyor.

Sudan bilindiği üzere 21 Mayıs 2011’den beri, güneyindeki petrol yatakları yönünden zengin Abyei bölgesinin denetimi sorunu yüzünden bir bölünme süreci içerisine girmiştir. Güney Sudan’daki Hıristiyan ve hatta animist azınlıkla ülkenin geri kalanındaki Müslüman çoğunluk arasındaki sorunun kökeni 1956 yılına kadar uzanmaktadır. 1955-1972 arasındaki birinci ve 1983-2002 yılları arasındaki ikinci iç savaş sonunda 2005 yılında Sudan’da Birleşmiş Milletler barış gücü görevlendirilmiştir. Bir azınlığın çoğunluğa karşı siyasal ve hatta dinsel içerikli direnişi görüntüsü altında gerçekleşen savaşta asıl hedef, Afrika’nın zengin kaynaklarına gözünü dikmiş yayılmacı ülkelerin etkin desteği ve yönlendirmesiyle ülkenin güneyindeki zengin petrol yataklarıdır. Aynı Kuzey Irak’ta yeni kurulan Kürdistan devletinde olduğu gibi, bu bölgede de Mossad ve Cia ajanları kol kola yeni küçük jandarma ülkeler yaratma çabasında yoğun faaliyet göstermektedirler. Bölgede bu amaçla örgütlenen ve 9-15 Ocak 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen sözüm ona referandum oyunu da bu sürece hizmet amacıyla düzenlenmiş ve doğal olarak  %98,83’lük oy oranıyla ayrılık kararı onaylanmıştır. Bu arada Sudan’ın merkezi iktidarının yani Ömer El Beşir’e bağlı tanklarla desteklenmiş ordu birliklerinin 21 Mayıs 2011’de Güney Sudan’a ait APLS’ye (Sudan Halk Kurtuluş Ordusu) bağlı isyancıları Abyei bölgesinden çıkmaya mecbur ettiğini belirtelim. Gerçekleşen karşılıklı saldırılar sonucunda Abyei bölgesinde BM şemsiyesi altında konuşlandırılan Etiyopyalı (ABD’nin Afrika’daki göz bebeği) askerlerin gönderilerek buranın silahsızlandırılması iki taraf tarafından kabul edilmiştir.

İkiye bölünmüş Sudan’ın sınırındaki petrol bölgesinde 2012’nin Mart ve Nisan aylarında karşılıklı olarak birçok çatışma yaşanmıştır.

İsrail’in hava saldırısından sonra, uzun süren sessizliği bozan Savaş Bakanlığı’nın Siyaset ve Güvenlik Komitesi Başkanı Amus Gilad, Sudan’ın bir terör devleti olduğunu ve İran menşei silahların Mısır üzerinden Hamas ve İslami Cihad’a naklinde önemli bir işlev üstlendiğini ve hatta ‘medyatik’ bir infazla öldürülen El-Kaide lideri Usame Bin Ladin’in burayı bir eğitim kampı olarak kullandığını iddia etmiştir.

Alınan bilgilere göre saldırı sırasında füzelere hedef olan bir araç içerisindeki iki kişi ölmüştür. Sudan hava sahası üzerinde İsrail’e ait insansız hava araçlarının cirit attığı, hatta geçen ay bunlardan birinin Eylül 2012’de yine bir silah taşıyan bir araç konvoyuna ateş açtığı bildirilmektedir. İsrail askeri kaynaklarına göre, Gazze’ye hareket halinde olan söz konusu silah konvoyunda aralarında roket parçalarının da olduğu 200 ton silah ve mühimmat bulunmaktaydı.

Nedense bir türlü Cezayir, Fas, İsrail, körfez ülkeleri gibi ABD ve uluslararası sermayenin jandarması ülkelerde bir türlü yaşanmayan ‘emperyalist onarım süreci’ bir türlü doğmayan ‘Ortadoğu Baharı’ olgusu karşısında, batılı anlamıyla ‘demokrasinin’ bölgeye uğraması için daha çok beklemek gerekeceği açıktır.

Bütün bu olan bitenler, son günlerde Gazze’ye yönelik olarak gerçekleştirilen saldırı, İsrail’e ilişkin strateji ve politika üretiminde bitirim sokak kabadayısı kolaycılığına kaçmamak gerektiğini teyit ediyor. ABD’nin ‘kullan at’ alışkanlığı sayesinde sözüm ona ‘velayet rejimine’ son verme imkanı bulan işbirlikçilerin, vitrinde gerçekleştirdikleri ‘sözde’ karşı çıkışlara karşın, Batı destekli Suriye politikası, kürecik radarı gibi girişimlerle efendilerinin yaramaz çocuğu işgalci İsraik ile ‘özde’ derin ittifaklarının gittikçe belirginleştiği ortada.Kuzey Irak Sudan derken Siyonizmin harekat menzili her geçen gün artıyor.

 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest