Lincoln filminde unutulan 4 milyon köle!

Spielberg’in Lincoln’u köleliğin kaldırılmasına dair övgüyü tamamen ve sadece kahramanına atfetmektedir. Halbuki Abraham Lincoln’un özgürlük bildirgesi aslında kölelerin bizzat kendileri tarafından yürütülen çetin bir mücadelenin sonucudur. Bir tarih dersinden çok uzak olan Lincoln, yapımcısının çok hayranlık duyduğu bir insana karşı yazılmış olan, (eski) köleleri figüranlığa indirgeyen bir iltifatnamedir. Hepsi bu kadar.

Söz konusu köleler kimdir?

1620 ve 1865 yılları arasında yaklaşık 600 000 Afrikalı yakalanarak Birleşik Devletlere feci koşullarda gemiyle taşındı. Bunların ortalama olarak %15’i yolculuk sırasında yaşamını yitirdi. Varışında, fiziksel ve psikolojik işkencelerle kölenin direncinin «kırılması» gerekiyordu. Köle, emeği ve efendisinin sonradan çalıştırıp ya da satabileceği çocukları yoluyla çifte kazanç sağlıyordu. 1860 yılında Birleşik Devletler’de toplam 4 441 830 zenci yaşamaktaydı. Bunların 3 953 760’ı köle ve 488 070’i özgürdü. Güneyli devletlerde toplam 5 000 000 beyaz yaşamaktaydı. Zencilerin büyük çoğunluğunun ülkenin Güneyinde yaşadığını göz önünde bulundurursak, nüfusun yarısından çoğu köleydi. Bu sisteme yöneltilen en ağır eleştirilerde plantasyonlardan değil «zenci yetiştiriciliği»nden söz edilmekteydi.

Güçlü bir erkek yaklaşık 33 000 Euro karşılığı ediyordu. Güneylilerin %20’sinden biraz azı köle sahibiydi. Bunların %80’inin elinde en az 20 köle bulunuyordu. Bunların 1000’de birinden azında bu sayı 50’nin üzerindeydi. Yaklaşık 19 efendinin 500’den fazla köleye sahip olduğu tespit edilebilmiştir.

Bir köleye okuma yazma öğretmek yasaktı. Trene kölelerle birlikte binen efendiler onlar için kilo başına marşandiz (yük-kargo) ücreti ödemek durumundaydı. Çocuklar 8 yaşından itibaren çalıştırılıyordu. Efendileri, birçok ailenin bölünmesi sonucu pahasına onları istediği zaman onları satma hakkına sahipti.

Lincoln köleliği kaldırdı mı, kaldırmadı mı?

Hem evet, hem hayır. Özgürlük Bildirgesiyle zaten sonuçlanmış bir durumu dile getiriyordu. Köleler zaten kendi çabalarıyla özgürlüklerini kazanmışlardı. İç Savaşın (1861-1865) başlangıcıyla birlikte, köleler kitleler halinde kaçıp Kuzeyli birliklere sığındılar. Yaklaşık beşte biri kaçtı. 1863 yılında durum zaten geri dönülemez bir hal almıştı. Lincoln’un bizzat kendisi bu durumu itiraf etmiştir: «Açıkça itiraf etmem gerekir ki olayları belirleyen ben değildim. Asıl olayların kendisi benim eylemlerimi belirledi.»

Yaşamını sürdürmek için gerekli imkanlar olmayınca özgürlük ne işe yarar? Eski köle Thomas Hall’in de anlattığı gibi «Lincoln bizi özgürleştirdiği için çok övgü aldı, ama gerçekten bunu yaptı mı? Yaşamımızı sürdürecek kadar para kazanma şansı vermeden bize özgürlük verdi. Çalışmak, karnımızı doyurmak ve giysiler alabilmek için güneyli Beyaza bağımlı kalmayı sürdürdük. Zorunluluktan kölelikten çok da iyi sayılamayacak hizmet ilişkisi içerisinde kalmayı sürdürdük ».

Savaş sonrasında General William Sherman eski kölelere yaklaşık 16 dönüm kadar toprak verilmesini sağladı. Azat edilen 40 000 köle alınan bu önlemden yararlandı. Ancak federal hükümet bu bağış kararından kısa sürede geri döndü. Ordu azat edilen köleleri kovdu ve söz konusu toprakları beyaz efendilere geri verdi.

Köleler kaderlerine razı mı oldular?

Hiçbir zaman. Sürekli isyan ettiler. Beyazlar kitle halinde oluşacak bir ayaklanmadan çok kokuyorlardı. Güney topraklarının tümünde, beyaz milisler tetikte bekliyorlardı. Ayrıca her yıl binlerce kaçak de oluyordu. Bunlar çoğunlukla köleliğin daha önce kaldırıldığı Kanada’ya gidiyorlardı. « Özgür » Kuzey, kaçaklara yönelik kötü ün yapmış yasasıyla, Birleşik Devletler topraklarının geneli üzerinde kaçak kölelerin yakalanmasına izin veriyordu. « Slave-chaser » (prim karşılığı kaçak yakalayan avcı) karlı bir « meslek » haline gelmişti.

Köleler, işi bilinçli olarak yavaşlatarak ya da gereği gibi yapmayarak, yasadışı bir şekilde bir araya gelerek, söyledikleri şarkılarda şifreli bir şekilde kaçış yollarını birbirilerine aktararak zaten pasif olarak da içerisinde bulundukları duruma karşı çıkıyorlardı. 1854 yılında, özgür zencilerin düzenlediği bir konferans şu şekilde sonuçlanmıştı: « Bu mücadelenin bizzat bizim kendi mücadelemiz olduğu aşikardır! Bunu bizden başkası yürütemez. Kölelik karşıtı hareketlerin peşinden gitmektense, bu mücadeleyi biz yönetmeliyiz. »

İç Savaş boyunca 200 000 zenci Güneyli ordularına karşı savaştı ve bunların en az 38 000’i yaşamını yitirdi. Tarihçi James McPherson’a göre « onlar olmadan, Kuzey savaşı bu kadar kısa sürede kazanamazdı ve hatta belki de hiç kazanamazdı ».

Lincoln zencilerle beyazların eşit olduklarını düşünüyor muydu?

Kesinlikle hayır. Hepsini Afrika’ya geri göndermeyi çok isterdi. 16 Ekim 1854’te « Yeryüzündeki tüm iktidarı ele geçirmiş olsaydım, köleliği ne yapacağımı bilemezdim. İlk tepkim hepsini serbest bırakmak ve onları geldikleri yere Liberya’ya göndermek olurdu» diyebilmiştir. Ayrıca şu sözleri de telaffuz etmiştir: « Eşitlik üzerine kurulu bir birlikte yaşamı her zaman yasaklayacak biri olarak her ikisi arasında bir fiziksel fark olduğuna inanıyorum. »

Amerikan İç Savaşı gerçekte neden kaynaklıyordu?

Tarihçi Howard Zinn’in açıklamalarına kulak verelim : « Kuzeyin elit kesimleri ekonomik genişleme taraftarıydı: toprak, serbest çalışma, serbest Pazar, fabrikatörler için korumacılık ve Birleşik Devletler için bir banka. » Kölelik tek tip ürüne dayalı tarım üretimine, sınırlı bir demiryolu ağına, tamamen ihracat eksenli bir üretime ve az sayıdaki büyük ekim alanlarına yol açıyordu. Halbuki Kuzey toplu üretim, sanayi ürünleri üzerindeki korumacılığa, olabildiğince düşük ücrette çalıştırılmaya hazır her zaman rekabet halinde olacak geniş bir el emeği pazarı istiyordu. Köleci sistem fabrikaların toplu üretim modeli ve bunun gerektirdiği karmaşık ulaşım ve yönetişim yöntemleriyle uyumsuzdu.

Karl Marks’ın tahlil ettiği gibi « Kuzey Amerika’daki mücadele iki sistemin yan yana barışçıl biçimde artık yaşayamaz hale gelmesinden dolayı ortaya çıkmıştır. Bu durum ancak sistemlerden birinin (kölelik) diğerine (serbest çalışma) galip gelmesiyle son bulabilirdi. » Köleler zincirlerinden tamamen kurtulmak için savaştan yararlandılar. Bu ortaklaşa olarak yürütülen ilerici mücadeleyi Lincoln filminde görmek mümkün olmuyor.

(www.michelcollon.info İNVESTIGACTION sitesinde 15 Şubat 2013 tarihinde William Peynsaert imzasıyla Fransızca olarak yayınlanan yazıdan Türkçeleştirilmiştir)

 

    

Bundan tam 150 yıl önce, Başkan Abraham Lincoln köleliği kaldırdı. Hollywood konuya dört elle sarıldı. Sonuç: Spielberg’in Lincoln filminin tarihsel gerçekliğe bağlı kaldığı söylenemez.

 

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.