Allende'nin sesi sonsuza dek yankılanacak!

 

Salvador Allende’nin sosyalist deneyimini başsız bırakan askeri darbeden kırk yıl sonra Şili gün geçtikçe derinleşen bir toplumsal krizle karşı karşıya.  

 

 

Che Guevara ile birlikte « Compañero Presidente »nin anıları da sokaklardaki protesto gösterilerine ve taleplerine damgasını vuruyor. Ölümünden tam kırk yıl sonra Allende’nin fikirleri, Şili’nin bugün yaşadığı olaylara her zamankinden daha çok uygun düşüyor. Peki Allende’nin genç kuşaklar dahil hala bir mücadele simgesi olabilmesinin sırrı nedir? Bugünkü bağlam içerisinde onun düşünceleri neden hala geçerliliğini koruyor? Onun bıraktığı mirasın bugün için anlamı ve geçerliliği nedir?   

 

Umudun simgesi

 

Üzerinden tam kırk yıl geçti. Moneda Kışlasına düşen bombaların sesi duyulmuyor artık, askerlerin tankları caddelerden çekildi, Santiago Ulusal Stadında yeniden futbol maçları oynanmaya başlandı. Pinochet öldü. Halbuki, 11 Eylül 1973’teki askeri darbenin yıldönümünün bugün için ayrı bir önem taşıyor.

 

Gerçekten de Allende’nin ve sosyalizm hedefiyle gerçekleştirdiği barışçıl devriminin anısı, sadece bir ‘yad etme sorumluluğunun’ da ötesine geçerek bugün Şili’deki neo-liberal modeli sorgulayan halk hareketlerine de ilham kaynağı oluyor. Hükümetin eğitim, sosyal güvenlik ya da sağlık alanlarında uğradığı başarısızlık, özellikle gençlik kesiminde büyük eşitsizliklere ve ayrımcılıklara yol açan ekonomik, sosyal ve çevre ile ilgili yürütülen politikaların reddedilmesi sonucunu doğurdu.

 

Şili’nin karşı karşıya bulunduğu toplumsal krizin merkez üssünü oluşturan öğrenciler, yoksul halk kitlelerinin de kolayca ulaşabileceği, herkese parasız ve nitelikli eğitim hakkı gibi, daha önce Allende tarafından uygulanan etkili önlemlerin alınmasını talep ediyorlar. CONFECH[1]’in çağrısı üzerine ülke çapında gösteriler düzenlendi ve seçilmiş Başkan Allende’nin 1972 yılında BM’de yaptığı ünlü konuşmada teşhir ettiği neo-liberal anlayışa muhalefet eden toplumun diğer kesimleri de eylemlere katıldılar.

 

Bundan böyle, öğrencilerin gösterileri sırasında ellerde sadece Che Guevara’nın portresi değil, kararlılık, sebat ve umudun simgesi olarak Allende’ninkiler de kendine geniş yer bulmaya başladı. İkinci portre birincisine göre daha gerçekçi ve daha az romantik bir anlam taşıyor çünkü sosyalizmi demokratik yoldan inşa etme olasılığını yeniden canlandırıyor.

 

Bugün her zamankinden daha çok geçerliliği olan bir düşünce

 

Başkanlık seçimleri arifesinde, Latin Amerika’da “Neo-liberalizmin laboratuarı” olan Şili çok gerilimli günler geçiriyor. Olumlu gelen ekonomik göstergelere rağmen, toplumun değişik kesimlerindeki rahatsızlık derinleşmiş ve yaygınlaşmış durumda. Bunlar çok sayıda ve doğaları itibariyle farklı kesimler: öğrenciler, işçiler, memurlar, sağlık emekçileri, emekliler, ev kadınları, çevreciler, yerliler, kadınlar, eşcinseller… Orta sınıflardan azınlıklara değin tüm ülke, ekonominin özelleştirilmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan adaletsizliklere karşı çıkıyor. Bu farklı muhalefet grupları, temel hakların çiğnenmesine, sosyal kazanımların gasp edilmesine ve dokunulmazlığı olan bir oligarşinin uluslararası ticari çıkarları uğruna doğal çevrenin vahşice yıkımına suç ortaklığı yapan bir hükümete karşı ayağa kalkan ortak bir bilinç çevresinde birleşiyorlar.

 

Bu bağlamda, Allende’nin önerdiği çözüm mutlak bir güncellik taşımaktadırlar. Zaten var olan ve gittikçe ağırlaşan sorunlar ve neo-liberal anlayış, sosyalizmi inşa tasarısını ortaya koyduğu 21Mayıs 1971 tarihli ünlü “Mensaje” [2]söylevinde dile getirdiği geleneksel söylemine daha da güncellik ve geçerlilik kazandırmıştır. Ona göre, Küba’daki sosyalizmin tersine, demokratik ve barışçıl devrim, mevcut kurumlara saygı, toplumsal kazanımların korunması ve geliştirilmesi, temel üretim araçlarının mülkiyetinin topluma verilmesi, toprak reformu yoluyla arazilerin adil olarak yeniden dağıtımına girişilmesi ve nihayet kültürün desteklenmesiyle kendini göstermelidir.

 

Neo-liberal modele alternatif sunma talebi, açık bir şekilde, Başkan Allende’nin vizyonunda buluşan toplumsal hareketlerle sol partiler arasındaki ilişkileri perçinliyor. Bu çerçevede, MAIZ [3] (Movimiento Amplio de Izquierda/Büyük Sol Hareket) yapısı altında, “Partido Socialista Allendista” ve toplumsal, eğitim, çevre hakları ya da LGBT hakları için karşı mücadele eden farklı militan gruplar bir araya gelmişlerdir. Bu geniş kapsamlı koalisyon ülkede neo-liberal sisteme karşı büyük çaplı gösterileri örgütlemekte ve anayasayı değiştirmek üzere bir kurucu meclisinin oluşturulmasını hedeflemektedir. Öte yandan, yeni anayasa girişimi devlet terörizminin kurbanı olan Mapuçeler (Orta ve Güney Şili ve Güney Arjantin’in Kızılderili gerçek sakinleri) için de büyük önem taşımaktadır. Kurucu meclis aynı zamanda Şili’nin çok kültürlü ve çok uluslu niteliğinin ve ulusların kendi kaderlerini tayin hakkının tanınmasını da hedeflemektedir[4].

 

Allende’nin mirası

 

Trajik ölümünden kırk yıl sonra, Allende’nin mirasından beklentimiz ne olmalı? Öncelikle bir devrimin ancak halkların birleşmesi ve örgütlenmesi yoluyla mümkün olabileceği gerçeğini iyi kavramalıyız. Günümüz Şili’sinde tarihsel mücadele geleneğiyle yeniden bağ kurarak siyasal modelin kökten eleştirisinde buluşan çeşitli toplumsal güçleri bir araya geliyor. Allende’nin açtığı yol, yaklaşık on yıl önce Latin Amerika’da ortaya çıkan “yeni sol”[5] hareket için örnek oluşturmaktadır. Diğer Latin Amerika devletlerinin de peşi sıra izlediği Bolivya ve Venezüella hükümetleri, halkın temel unsur olduğu devrimci ve sosyalist bir demokrasi inşa etme girişimindedirler.

 

Nihayet, kapitalizmin küresel ölçekte yaşadığı kriz karşısında “yeni insan”ın yaratılması şarttır. Salvador Allende ve Ernesto Che Guevara devrimci sürecin bireyin bilinci, değerleri, alışkanlıkları ve toplumsal ilişkileriyle birlikte dönüşümünü gerektirdiği düşüncesindeydiler. Çünkü bir toplumun değişmesinin en önemli unsuru öncelikle onu oluşturanların değişmesidir. Aynı şekilde “yeni insan”ın yaratılmasının yolu, bireysel çıkar ve tüketim toplumunun hastalıkları yerine insan dayanışmasını temel alan bir toplum kurmayı hedefleyen bir eğitimden geçmektedir.

 

Diğer ülkelerde olduğu gibi Şili’de de finansal soygunculuk, doğal kaynakların akıldışı ve canice sömürülmesi ve kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi büyük öfkeye ve daha fazla adalet talebiyle oluşan önemli toplumsal hareketlere yol açmaktadır. Ancak öfkenin de ötesinde, paradigmanın değiştirilmesine ve insancıl değerleri temel alan ve yeni insanlar yoluyla yaratılacak yeni bir toplum umuduna yönelik irade belirginleşiyor.                 

 

Sofia Injoque Palla

 

İspanyolca öğretmeni ve Ant dağları Kültürü Uzmanı

 

(Investig’Action sitesinde 8 Eylül 2013 tarihinde http://www.michelcollon.info/Allende-sa-voix-resonne-encore-et.html Sofia Injoque Palla imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir)

 



[1] CONFECH: Şili Öğrenci Dernekleri Konfederasyonu

[2] Şili’de Cumhurbaşkanları, 21 Mayıs tarihinde geleneksel olarak geçen yılın icraatlarının bilançosunu sunmak için halka seslenirler.

[4] http://mapuexpress.org/ Rodrigo Marilaf, Asamblea Constituyente, Estado Plurinacional y Autogobierno para el Wallmapu (Partido Nacionalista Mapuche / Milliyetçi Mapuçe Partisi)

[5] Ernesto Che GUevara’ya göre “yeni insan” http://www.elortiba.org/30che.html

 

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.