Cezayirliler çokuluslu şirketlerden korkmuyor

 (Üç yıl önce) Cezayir’de daha önce akla hayale getirilemeyecek bir gelişme yaşandı: Çok uluslu bir şirket, bir kadın işçinin « haksız yere işten atılmasını » protesto etmek için 9 Aralık 2009’da başlattığı açlık grevinin 41nci gününde, Meryem Mehdi’nin başlattığı mücadele karşısında pes etti.

 

 

British Gas şirketi işe geri iadesine ilişkin ayrıntılı görüşmek üzere kendisinden bir randevu talebinde bulundu. Bu gelişme, bu şirketlerin diktatörlüğünü gittikçe artan bir sayıyla reddeden « Büyük Sahra emekçilerinin » kararlılığını arttıran bir başarı oldu.

 

Yacine Zaïd, Cezayir’in güneyinde yaşanan « modern köleliği » ilk kez teşhir edenlerden biri oldu. İngiliz Compass yemek şirketi grubunun kolu Eurest Cezayir’in güvenlik sorumlusu olan bu zat, 2300 sözleşmeli işçi arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalama şansına nail olan nadir işçilerden (54) biriydi. Yabancı yetkililerin davranışları onu derinden etkiliyordu: « Cezayirlileri “barbar”, “vahşi” ve “yamyam” olarak niteliyorlar. » Hassi Messaoud (Dick Cheney’in ayda bir kez uçağıyla ziyaret ettiği iddia edilen, Cezayirlilerin bile özel izinle girebildikleri kurtarılmış bölge/osm notu) petrol bölgesine sağlık kontrolü için gelen Cezayirli işçilerin yaşadığı cehennemi anlatıyor. « Yalnızca otuz küçük yatağın ancak sığabileceği bir yere yüzden fazla insan tıkıştırılmış. İşçiler kalacakları kamplara ulaşmak için 800 kilometrelik çölü aşarken kendilerine sadece bir sandviç, birkaç parça peynir ve küçük bir ton balığı konservesi verilmiş olmasından şikayetçiler. Bazı şirketler bu işçileri dışarıyla hiçbir iletişim olanağı olmayan çadırlarda kalmaya mecbur edip onlara 18000 Cezayir Dinarı (yani 180 avro) aylık ödüyorlar. Karşılarında, onların birkaç misli daha yüksek maaşlar alan yabancılar, lüks klimalı odalarda kalıyorlar. » Böylesine yoğun şikayetlere tanık olan Yacine bir sendika kurmaya karar veriyor. Ancak bu girişimini karşılıksız kalmıyor.

 

İşten atıldıktan sonra, şiddetli bir saldırı kampanyasına maruz kalıyor. İki yıl içinde, eski işverenin aleyhindeki şikayetleri nedeniyle yirmi altı kez hakim tarafından sorgulanıyor. Sadece Kasım 2008’de toplam beş ayrı davanın duruşmalarına katılmak zorunda kalıyor. Compass grubunun hoşuna gitmeyen, mücadelesi uğruna bir blog açan, medya kurumlarıyla iletişime geçen ve Uluslararası Sendikal Konfederasyonunun desteğini kazanan bu insanın gösterdiği direnç. Bu girişimler oldukça ağır sonuçlara yol açıyor: « Boşanma maruz kaldığım saldırının ilk sonucu oldu, diyor Yacine. Mahkeme masraflarını karşılamak için evimi sattım. Cezayir’de web sitelerinde yayınlanan yazıları suç sayan bir yasa olmamasına karşın devleti küçük düşürmekten ceza aldım. Ancak hiçbir şeyden pişman değilim çünkü meslektaşlarımın dikkatini çektim ve adaletsizliği teşhir ettim. »

 

Yacine, Cezayir sendikal hareketi tarihinde daha önce benzeri görülmemiş bir direniş hareketinin başlamasına yol açtı. Onunla ilk irtibat kuranlar arasında olan Ali Nouar, kuyu akışkanları yönetiminde uzman olan uluslararası M-I Swaco şirketinde muhasebeciydi. Cezayirli çalışanların mesleki ilerlemeleri önündeki engellerden şikayetçi. Hiçbir niteliğe sahip olmayan bir yabancı çalışanın kimi zaman beşte biri oranında ücrete çalışmak zorunda olan diplomalı bir Cezayirli hiçbir mesleki teşvikten yararlanamıyor. On bir yıllık hizmetten sonra, bir sendikal hücre örgütlemeye çalıştığı için o da şirket yönetimi tarafından tecrit edildi. Sonuç olarak, « şirkete ait gizli bilgileri ifşa ettiği » gerekçesiyle şirketten kovuldu.

 

Cezayir’de, özel sektörde, çalışanların sorunlarına sahip çıkmaktan çok uzakta olan sadece Tüm Cezayir Emekçileri Birliği (UGTA)’nin örgütlenmesine izin veriliyor. Öte yandan, çokuluslu şirketler, UGTA’ya bağlı olsa da herhangi bir sendikal örgütlenmeye izin vermiyor ve sendikalaşma niyetinde olan bütün çalışanlarını işten kovuyor. Yedi yüz işçiyi kapıya koyan, Schlumberger Limited’in ortağı WesternGeco dışında, Amerikan Weatherford da operatörlerinden yirmi tanesini işten kovdu. Suçları iş arkadaşıyla SMS ile mesajlaşan bir işyeri temsilcisini desteklemek! Aslında, Ramdane Zoughdani, şirketinde Cezayirli çalışanların statülerini belirlemek amacıyla bir sendikal örgütlenme yürütüyordu.

 

Bu isyan hareketi ülkenin kuzeyine de yayıldı. Başkent Cezayir’de liman işçileri sendikalarını kurmak amacıyla bir araya geldiler. Aralarından ismini vermeyen bir çalışan, maruz kaldıkları aynı yıldırma yöntemlerini tanımlıyor: « Limanı işleten DPWorld şirketinin yöneticileri sürekli olarak hiçbir şeyden korkmadıklarını yineleyip duruyorlar, çünkü arkalarında Başkan Buteflika’nın desteği var…» Gerçekten de, çalışanların haklı talepleri karşısında, Cezayir iktidarı ve kamu yetkilileri susmayı tercih ediyorlar.

 

Cezayirli emekçiler, her şeyden önce yeni tür sömürgeciliğe karşı mücadele veriyorlar. Gösteri yaparken sık sık « Cezayir’i sömürgecilikten çokuluslu şirketlerin insafına terk etmek için kurtarmadık! » diye slogan atıyorlar.

 

Kaynak : http://blog.mondediplo.net/2010-01-26-Les-Algeriens-n-ont-plus-peur-des-multinationales       

 

(Investig’Action sitesinde 3 Şubat 2010 tarihinde Ali Chibani imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir http://blog.mondediplo.net/2010-01-26-Les-Algeriens-n-ont-plus-peur-des-multinationales )

 

 

 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest