Demokrasi ihraç komandoları: SEAL

 5 Ekim günü şafak vakti Kenya’da bu yılın Eylül ayında bir AVM’yi kana bulayarak 67 kişiyi öldüren El Şebab örgütüne ABD tarafından bir operasyon düzenlendi. Örgüt saldırıya İngiliz ve Türk özel kuvvetlerinin katıldığını öne sürdü. İngiltere ve Türkiye iddiaları reddetti. New York Times’e göre saldırıyı Bin Ladin’i öldürdüğü iddia edilen Amerikan SEAL Komandoları gerçekleştirdi. 

 

 

 

El Kaide bağlantılı radikal İslamcı El Şebab örgütünün Somali’nin güney batısındaki Barave kasabası yakınlarındaki üssüne şafak vakti baskın yapıldı. Örgütün askeri operasyon sözcüsü Şeyh Abdülaziz Ebu Musab, 2009’dan beri örgütün denetiminde olan Başkent Mogadişu’nun 180 km güneyindeki Barave’de düzenlenen saldırının başarısız olduğu, çatışmalarda bir örgüt üyesi ve İngiliz subayının öldüğü, beş saldırganın ise yaralandığı iddia edildi.

El Şebab’a göre asıl hedef, bölgede konuşlu bulunan Çeçen asıllı bir komutandı. Barave’nin El Şebab komutanı Muhammed Ebu Süleyman ise “Allahın düşmanları, askeri helikopterle gece saldırarak mücahit komutanları şaşırtmaya çalıştılar. Ancak mücahitler onlara iyi bir ders verdiler ve başarısızlığa uğradılar. Evlerini savunan mücahitler ölümüne savaştı ve korkaklar kaçmak zorunda kaldı” dedi.

New Yokr Times Gazetesine göre operasyon ABD SEAL komandoları tarafından düzenlendi. Gazeteye göre 1 Mayıs 2011’de Pakistan’ın Abbottabad kentinde saklanan Usame Bin Ladin’in öldürüldüğü operasyonu gerçekleştiren SEAL komandolarının Somali’deki hedefi, Kenya’daki kanlı AVM baskınını gerçekleştiren El Şebab örgütünün adı açıklanmayan liderlerinden biriydi. Habere göre SEAL komandoları hedeflerini öldürmeyi başardılar. Aynı komandolar, Somali’da en son dört yıl önce El Şebab komutanlarından Salih Ali Salih Nobhan’ı benzer bir operasyonla öldürmüşlerdi.

Biz de burada internetten ulaşabildiğimiz bazı kaynaklardan ortak düşmanın özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki cinayetlerinde kullanmaktan çekinmediği bu ileri savaş aygıtını ele alalım istedik.

Navy SEALs ABD Deniz Kuvvetlerinin özel kuvvet birliğidir. SEAL timleri, özel keşif harekatları, konvansiyonel olmayan savaş, yabancı ülkelerde savunma, rehine kurtarma, anti-terör, savaş önderlerinin ele geçirilmesi gibi karşı çeşitli görevleri yerine getirmek üzere eğitilirler. SEAL birliklerinin kökeni, 1942’de Florida’daki Fort Pierce’te Amerikan Kara ve Deniz Kuvvetlerinin, çıkartma öncesi hedeflenen bölgenin keşfinin yapılması amacıyla ortak olarak oluşturduğu Amphibious Scout and Raider Schoo’un kuruluşuna dayanır. Ardından deneyimli mayıncı ve yüzücülerden oluşan Naval Combat Demolition Unit (NCDU) kuruldu ve ilk harekatını 1942’de Kuzey Afrika’nın işgalinde, Torch Harekatında gerçekleştirdi.

ABD Başkanı John F.Kennedy, güneydoğu Asya’daki durum karşısında, gerilla hareketleriyle mücadele edebilmek için konvansiyonel olmayan savaşa yöneldi. 25 Mayıs’ta ABD Kongresinde yaptığı konuşmasında Kennedy, ABD Ordusunun özel kuvvetlerine (yeşil bereliler) duyduğu derin saygıdan söz etti.

Mart 1961’de Deniz Kuvvetleri Harekat Başkanı Arleigh Burke, denizde, havada ve karada hareket kabiliyeti olan, gerilla ve isyan karşıtı birliklerin oluşturulması tavsiyesinde bulundu. SEAL’ın kuruluşu bu şekilde gerçekleşti ve üyelerinin birçoğu Kore Savaşında komando savaşı deneyimi kazanan UDT (Underwater Demolition Team) birlikleri mensubuydular. Oluşturulan ilk iki ekip Amerika’nın kıyı şeridinde üstlenmişti: Pasifik Okyanusu filosuna yönelik olan Kaliforniya San Diego’da Naval Amphibious Base Coronado ve Atlantik filosuna yönelik olanı ise Virginia’da Virginia Beach’teki Naval Amphibious Base Little Creek’te.

SEAL komandoları, yakın dövüş, yüksek irtifa paraşüt atlayışı, imha ve yabancı diller gibi konvansiyonel olmayan bazı alanlarda da yoğun eğitim görüyorlardı. UDT’lerin SEAL olabilmeleri için Cuyamaca dağlarındaki Camp Kerry’de SBI (SEAL için Basic Indoctrination) adı verilen doktrin eğitimine de tabi tutuluyorlardı. CIA’nin en gizli kolu olan Special Activities Division (SAD) ve daha da belirgin haliyle ona ait Special Operations Group (SOG) kimi zaman operasyonlarında SEAL elemanlarını kullanmaktadır. SEAL/CIA ortak operasyonları Vietnam Savaşındaki ünlü Military Assistance Command Vietnam  Studies and Observations Group ile başlamıştır. Bu işbirliği günümüzde de devam etmektedir ve Irak ve Afganistan savaşlarında ve Usame Bin Ladin’in öldürülmesinde iş görmüştür.         

 Vietnam

Pasifik Komutanlığı Vietnam Cumhuriyetini konvansiyonel olmayan güçler için uygun bir yer olarak tanımlamıştır. 1962 yılı başında, UDT’ler hidrografik incelemelere başlamışlar ve Amerikan Ordusunun başka bölümleriyle birlikte Military Assistance Command Vietnam (MACV)’ı kurmuşlardır. Mart 1962’de, Vietnam Cumhuriyeti Ordusunun komandolarını, kendi aldıkları eğitime benzer yöntemlerle yetiştirmek üzere SEAL’ler Güney Vietnam’a danışman olarak gönderildiler. CIA 1963 yılından itibaren SEAL’leri örtülü operasyonlarında kullanmaya başladı. SEAL’ler CIA tarafından desteklenen ve Kuzey Vietnam Ordusu mensuplarının ve Vietkong sempatizanlarının öldürülmesini ve yakalanmasını amaçlayan Phoenix Programına katıldılar. SEAL’ler daha çok Da Nang bölgesi ve çevresindeki Güney Vietnamlıları imha ve gerilla ve isyan bastırma taktikleri konusunda eğittiler. Bir yandan savaş devam ettiğinden, SEAL’lere düşman birliklerinin hareket yeteneğini kısıtlamak ve lojistiğini aksatmak üzere kendilerini Rung Sat Special Zone’da ve kıyı şeridine yönelik saldırılar, devriye faaliyetleri ve nehir operasyonları için Mekong deltasında görev verildi.

Vietkonglarla savaş doğrudandı. Belirli bir bölgede gerçekleşen topçu ateşleriyle gerçekleşen konvansiyonel savaş yöntemlerinin aksine, SEAL’ler hedeflerinin birkaç santimetre uzağında hareket ediyorlardı. 1960’lı yılların sonunda SEAL’ler, isyan bastırma ve gerilla eylemlerinde etkin olan yeni bir savaş yöntemi konusunda uzmanlaşmışlardı. Vietnam’da SEAL’lerin kayıp oranları çok dikkat çekiciydi, ölen her bir SEAL komandosuna karşılık 200 düşmandan fazlası savaşta öldürülüyordu. Görev sırasında yüzlerine sürdükleri kamuflaj boyaları nedeniyle Vietkonglar onlara “yeşil yüzlü adamlar” diyordu. SEAL’ler Kuzey Vietnam’da, Laos’ta ve daha gizli bir şekilde Kamboçya’da Military Assistance Commande Vietnam  - Studies and Observations Group (MACV-SOG) komutası altında sınır ötesi harekatlarını sürdürdüler. İki nolu SEAL ekibinin kimi üyeleri Güney Vietnam Ordusu Komandolarıyla (ARVN) tek başına operasyon yürütüyordu. 1967’de, Amerikalı ve Vietnamlıların oluşturduğu ve Taşra Keşif Birimleri (Provincial Reconnaissance Units ya da PRU) isimli karma ekiplerle mücadele eden Detachment Bravo (Det Bravo) adı verilen bir SEAL birimi kuruldu. 

Karmaşık ve geniş kapsamlı bir askeri yönetim yapısı içerisinde, UDT’lere destek olarak Naval Operations Support Groups’lar ve idare, planlama ve araştır-geliştirme için SEAL’ler ve diğer iki birim (Boat Support ve Beach Jumpers) oluşturuldu. Vietnam savaşı boyunca, UDT ve SEAL’ler birçok saldırı ve keşif operasyonu yürüttüler. 1967’de, Naval Operations Support Groups’lara, düşük yoğunluklu savaşlara ve özel operasyonlara bulaşma oranlarının artmasıyla birlikte Naval Special Warfare Groups (NSWG) adı verildi.

1968 yılı başında, Kuzey Vietnamlılar ve Vietkonglar, Güney Vietnam’a karşı, Têt Saldırısı adı verilen önemli bir saldırı düzenlediler. Kuzey, bu saldırının bir Amerikan Diên Biên Phu etkisi yaratacağını ve bunun da savaş yanlısı olan Amerikan kamuoyunda sarsıntıya neden olmasını umuyordu. Propaganda açısından, Têt saldırısı başarılı oldu ve Amerika’daki Vietnam karşıtı protestoların artmasına neden oldu. Öte yandan, Kuzey Vietnam çok ağır kayıplar verdi ve bu da askeri açıdan komünistler için büyük bir yıkım oldu.

1970’te Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon, Vietnam savaşındaki Amerikan birliklerinin geri çekilmesine olanak tanıyan ve savunma sorumluluğunu Güney Vietnamlılara devreden bir Vietnamlılaştırma planını uygulamaya girişti. Konvansiyonel birlikler geri çekildi; son SEAL danışmanları Mart 1973’te Vietnam’ı terk ettiler ve ülke 1975’te tümüyle komünistlerin eline geçti.

Basra Körfezi

Iran-Irak savaşının başlarında, ABD Deniz Kuvvetleri Amerikan bandıralı gemileri İran Deniz Kuvvetlerinin saldırılarından korumak için Basra Körfezinde operasyonlar yürütmeye başladı. Operation Prime Chance adı verilen bir gizli plan uygulamaya konuldu. SEAL’lerin 1 ve 2 numaralı ekipleri ve aynı zamanda birçok Special Boat Units birimi ve EOD ekipleri, KBR’den kiralanan ve 160th Special Operation Aviation Regiment’e bağlı helikopterler tarafından nakledilen iki çıkartma gemisi üzerinde bir araya getirildiler. Operasyon sırasında SEAL’ler, İranlı mayın gemilerini engellemek için VBSS (gemi kaçırma) görevleri üstlendiler. Tek insan kaybı Iran Air’in ele geçirilmesi sırasında verildi. SEAL’ler ve EOD teknisyenlerinin bir araya getirdikleri kanıtlar, US Navy’ye daha sonra USS Samuel B.Roberts (FFG-58) gemisini vuran mayınların menşeini saptama imkanı verdi. Bu olaylar zinciri, İkinci Dünya Savaşından sonra Amerikan Donanmasının su üstünde gerçekleştirdiği en büyük çatışma olan Operation Praying Mantis’e yol açtı.

Panama

ABD Deniz Kuvvetleri Panama işgali sırasında geniş kapsamlı özel operasyonlara girişti (kod adı Operation Juste Cause). Bunlara SEAL’lerin 2 ve 4 numaralı ekipleri, Naval Special Warfare’in 8inci ve Special Boat Unit’in 26ıncı birimleri katıldı. Dört birim de Naval Special Warfare (Task Force White) ve Task Force Blue’ya bağlı Naval Special Warfare Development Group (DEVGRU) 2nci grubundan geliyordu. Task Force White’ın üç temel hedefi vardı: Balboa Limanında konuşlu Panamalı deniz savunma güçlerinin ve Paitilla Havalimanında Manuel Noriega’ya ait özel uçağın yok edilmesi ve Flamenco Adasındaki Panama savunma güçlerinin tecridi.

Balboa Limanına Task Unit Whiskey tarafından gerçekleştirilen saldırının, İkinci Dünya Savaşından sonra muhrip yüzücülerin kullanıldığı ilk görev olması açısından SEAL’lerin tarihinde ayrı bir yeri vardır. İşgal öncesinde, beş SEAL, Teğmen Edward S.Coughlin, EN-3 Timothy K.Eppley, ET-1 Randy L.Beausoleil ve PH-2 Chris Dye Drager, su altı Draeger LAV-V araçları yardımıyla limana kadar su altından yaklaşmışlar ve Noriega’nın özel gemisi Presidente Porras’ı batıran C4 patlayıcıları yerleştirmişlerdir. Task Unit Papa’nın ise görevi Paitilla Havalimanını ele geçirip Noriega’nın özel uçağını imha etmekti. Birçok SEAL komandosu, havalimanı operasyonları genelde 75th Ranger Regiment’inin etkinlik alanına girmesine karşın, kendilerine yüklenen bu görevin niteliği karşısında şaşkınlık duymuştur. 48 SEAL komandosunun saldırısı sırasında havalimanında konuşlanan Panama savunma güçlerinin yoğun ateşiyle karşılaşılmıştır. SEAL komandolarının dört ölü ve on üç yaralı gibi ağır bir bedel ödemesi karşılığında Noriega’nın uçağı en sonunda imha edilebilmiştir.

Körfez Savaşı

Çöl Kalkanı Harekatı sırasında, deniz özel kuvvetlerinin harekatlarını yönetmek üzere Naval Special Warfare Group 1 (NSWG-1) bünyesinde bir Naval Special Warfare Task Group (NSWTG) oluşturulmuştur. Komutanı, Teğmen Ray Smith’in emrine SEAL Team 1’den ve Team 5’ten ikişer birim, Naval Special Warfare Development Group’a ait hızlı gemiler, Special Boat Unit 12 (SBU-12)’ye ait Zodyak botlar, Swimmer Delivery Vehicle Team 1 (SDVT-1)’in bir bölümü ve bir Mobile Communication Team (MCT) verilmişti. 256 mevcutlu bu birlik üç ayrı NSW Task Units halinde örgütlenmişti. Ayrıca NSWTG’nin harekat kapsamında komutası altında Özgür Kuveyt Deniz Kuvvetleri de vardı (124 denizci, motorize Sawahil çıkartma gemisi, Lürssen FPB57 tipi Istiglal (P5702) ve Lürssen TNC45 tipi Al Sanbouk (P4505) botları ve Özgür Kuveyt Deniz Piyadeleri (100 asker).

Öte yandan, US Navy filosundaki birliklerde de başka SEAL birimleri görevlendirildi. Bu birimler SOCCENT’in değil ama NAVCENT  (CENTCOM’un deniz kuvvetleri bileşeni) komutasındaydı. Çöl kalkanı harekatı boyunca, SOCCENT ülkede bir koalisyon oluşturulması çabalarına destek vermekti. Bu kapsamdaki ilk görevi, 19 Ağustos 1990 tarihinden itibaren Kuveyt-Suudi Arabistan sınırına bir tür « alarm zili » işlevi görecek ve Suudi Arabistan’ın Irak tarafından işgali halinde yakın hava desteğini yönlendirecek NSWTG unsurları konuşlandırmak oldu. 5 Eylülden itibaren bunların yerini 5th Special Forces Group unsurları alacaktır. Özel kuvvetler ayrıca Suudi Deniz Kuvvetlerini özel harekatlar konusunda da eğitmiştir. Bazı Suudi askerler Coronado’da BUD/S eğitiminden geçmişti ve komutanları Earnest Will harekatı sırasında SEAL’lerla birlikte çalışma olanağı bulmuşlardı. NSWTG’ye bağlı başka unsurlar Suudi hızlı çıkarma gemisi kaptanlarına ve ayrıca konvansiyonel deniz güçlerine de eğitim vermiştir.

SEAL’ler ve Special Boats Units’e bağlı unsurlar Basra Körfezi’nde 23 Ağustos – 12 Eylül tarihleri arasında, Al Jubayl limanından çıkışlı gece devriyeleri görevleri yürütmüşlerdir. Ocak ayı sonunda, SEAL unsurları Kuveyt karasularına mayın yerleştiren Iraklı T-43 mayın gemisinin fotoğraflarını çekmişlerdir.

Çöl Kalkanı Harekatı sırasında SEAL’in ve diğer müttefik kuvvetlerin görevlerinden biri de Irak’a karşı başlatılan ambargoya deniz önleme harekatlarıyla (Marine Interception Operations ya da MIO) destek vermekti. Yedi ayda, koalisyona ait 19 ülkenin 165 gemisi 7500’den fazla sivil gemiyle temas kurmuş ve bunların 964’ünde arama yapmıştır. İşbirliğine yanaşmayan gemilere yönelik gerçekleştirilen operasyonların büyün bir bölümünü SEAL komandoları ve 4th Marine Expeditionary Brigade (4th MEB) ve 13th Marine Expeditionary Unit (Special Operation Capable) [13th MEU (SOC)] tarafından gerçekleştirilmiştir.

Deniz önleme harekatları çok etkili olmakla birlikte bünyelerinde bazı olanakların kısıtlı olduğu gerçeğini de gün yüzüne çıkardılar. Bir saldırı sırasında en az üç SH-3 ve ateş desteği olarak SH-60 Seahawk’lar gerekiyordu. Bu ihtiyaçlar filonun helikopter varlığını zorluyordu. Rigid-Hull Inflatable Boats (RHIB) türü araçlar ve Zodyaklar gemilerin güverteye çıkmada, kullandıkları mevcut deniz araçlarından daha etkiliydi ama bunlardan yeterli sayıda yoktu.

Çöl Fırtınası harekatının başlangıcından sonra, SEAL’ler daha saldırgan görevler üstlendiler. 18 Ocak tarihinde, insansız hava araçlarına Al Durrah petrol yataklarındaki petrol platformlarından ateş açıldı. Karşılık olarak, Amerikan güçleri Irak Ordusu tarafından kullanılan platformları etkisiz hale getirmek için bir harekat düzenlediler. Petrol alanındaki on bir platformdan dokuzunu hedef alan ilk helikopter saldırısını, USS Nicholas ve Istiqlal gemilerinin başlattığı topçu ateşi izledi. Ardından, SEAL’e ait bir birime ait komandolar platformların yedisine çıkarma yaptı. Yapılan aramalarda taşınır karadan-havaya füzeler ve uzun menzilli telsizler ele geçti.

23 Ocakta, US Air Force’a ait bir F-16 Falcon pilotu Basra Körfezi üstünde kendini uçaktan fırlattı. İki SEAL ekibiyle birlikte bir SH-60B Seahawk helikopteri USS Nicholas gemisinden havalandı ve pilotu Kuveyt kıyılarının 6 mil açığında buldu. SEAL komandoları denize atladılar ve pilota bir kurtarma halatı bağladılar. Pilot çok üşümüş halde ama iyi durumda kurtarıldı. Bu, körfez Savaşı sırasında başarıyla gerçekleştirilen üç harekattan biridir.

24 Ocak tarihinde, OH-58 Kiowa helikopterleri Qaruh Adasından yapılan atışlara hedef oldu ve karşılık verip birçok saldırı gerçekleştirildikten sonra, pilotlar teslim olma hareketleri yapan askerler gördüler. USS Curts, Leftwich ve Nichols gemilerindeki unsurlardan oluşturulan birleşik bir SEAL birimi helikopterlerle bölgeye indirildi. 17:07’de, SEAL eğitmeni John Pugh, Qaruh Adasına ABD ve Kuveyt bayraklarını asar ve burası ‘kurtarılan’ ilk Kuveyt toprağı olur.

Üstlendikleri bir mayın tarama görevi için SEAL’ler SEAL Delivery Vehicle (SDV) adı verilen, bir dalış giysisi gerektiren « ıslak » mini denizaltılar kullandılar. 30 Ocak ve 15 Şubat tarihleri arasında, Basra Körfezi güneyinde Kuveyt Ordusuna ait Sawahil çıkartma gemisi merkez alınarak altı mayın tarama görevi gerçekleştirilmiştir. SDV mürettebatları demirli mayınları tespit etmek için çeşitli sonarlar kullanıyorlardı. Taranabilen alan 70 km2’ye yakındı. SEAL’ler bu operasyon sırasında hiçbir mayın bulamadılar. SEAL’ler aynı şekilde helikopter yardımıyla da mayın tarama faaliyeti yürüttüler. Bu hava devriyeleri sırasında yüzer mayınlar aranıyor ve bulunduklarında, SEAL’ler helikopterlerden atlayarak mayına kadar yüzüyor ve zaman ayarlı tahrip kalıpları bağlayarak bunları imha ediyorlardı. SEAL’ler bu yöntemle toplam 25 mayın imha ettiler; Deniz Kuvvetlerine ait Explosive Ordnance Disposal (EOD) unsurları ve koalisyon üyesi diğer ülkelerin mayıncı dalgıçları 145’ten fazla mayını imha ettiler.

1990 sonundan itibaren, CENTCOM’a ait bir planlama grubu, sonradan Kuveyt içerisine gizlice sokmak üzere Kuveytli askerleri konvansiyonel olmayan harekatlar için eğittiler. Çöl Fırtınası harekatı başladığında, Iraklılar sınırlarını kapattılar. Bunun sonucunda, 14- 20 Şubat arasında SEAL’ler 13 Kuveytli askeri denizyolu sızmaları konusunda eğitti. Kara harekatı için, bir amfibi harekatı olasılığı değerlendirildi ancak Kuveyt kumsalları çok iyi savunulduğu için bundan vazgeçildi. Bu hazırlıklar Iraklılara saldırının denizden gerçekleştirileceği izlenimi vermek için birkaç kez tekrarlandı. 29 Ocak - 16 Şubat 1991 tarihleri arasında SEAL’ler Kuveyt karasularında Zodyaklarla ve bazen de kumsallara kadar yüzerek on kadar harekat düzenlediler. 23 Şubat’ı 24’üne bağlayan gece, Teğmen Tom Deitz’in komutasındaki Task Unit Mike’e bağlı SEAL’ler, dört High Speed Boats (HSB) gemisiyle Ras-al-Mishab’taki üslerinden hareketle, yanıltma harekatının final aşamasını yerine getirmek için Mina Saud plajına hareket ettiler. Hedeflerinin yedi mil açığında, durdular ve plaja 500 metre yaklaşabilmek için Zodyaklar kullandılar. Altı yüzücüden her biri plaja 10 kg’luk C4 kalıbı bıraktı. Ardından Zodyaklar bir geçiş kulvarı işaretlemek amacıyla turuncu dubalar bıraktılar. 00:30’da iki HSB son hızla plaja yönelip mitralyözleri ve bomba atar tüfekleriyle kumsalı bombaladılar. Saat 01:00’de bombalar patlar. Bütün bu faaliyetler Iraklı savunma kuvvetlerini Mina Saud’a olası bir çıkartma harekatı için arazinin temizlendiğine inandırdı. Bu harekata, körfezde konuşlanan güçlü bir çıkartma filosunun varlığı ve kıyı savunma mevzilerine yönelik yoğun hava bombardımanı eşlik etti. İzleyen saatlerde, iki Irak bölüğüne ait askerler Mina Saud’a yöneldiler.

28 Şubat 1991’de, Amerikan, İngiliz ve Fransız özel kuvvetleri Kuveyt kentindeki elçiliklerini kurtarmak için eşzamanlı bir harekat düzenlediler. 2nd Force Reconnaissance Company’ye ait bir birim kendi inisiyatifiyle Amerikan elçiliğinin kontrolünü ele geçirmiş ve buranın güvenlikli olduğunu rapor etmişti, ama buna rağmen harekat iptal edilmedi. Yeşil bereliler helikopterlerle bina üstüne indirilirken SEAL’lerden ve 3rd SFG’ye ait askerlerden oluşan Fast Attack Vehicles (FAV) buggy araçlarından oluşan bir kara konvoyu elçiliği kuşattı.

Afganistan

İşgal : 11 Eylül 2001 saldırılarının en hızlı sonuçlarından biri, Camp Doha’ya gönderilen ve Basra Körfezi ve çevresindeki sularda US Navy’ye ait gemilerde bulunan SEAL’lerin, El Kaide ile bağlantılı olduğundan ya da terörist örgüte eleman taşıdığından şüphelenilen gemilerde kontrol ve denetim faaliyetlerine (VBSS) başlaması oldu. SEAL’lerin 3 ve 8 numaralı ekipleri, Afganistan’da yürütülen harekatların köprü başı olan Umman’daki Masirah Adasında konuşlanmak üzere ABD’den geldiler. Bu SEAL’lerin yüz yüze kaldıkları sorunlardan biri de, Afganistan’daki kayalık arazilerde özel keşif görevlerini (Special Reconnaissance ya da SR) yürütmeye uygun hareket kabiliyeti olanaklarına sahip olmamalarıydı. Rangerslerin Humyees’lerini (Yüksek Hareket Kabiliyetli Çok Amaçlı Araç, örneğin Hummer’ler) ödünç alıp uyarladıktan sonra SEAL’ler, SR harekatları yürütmek için, daha sonrasında Operation Enduring Freedom kapsamında Camp Rhino’yu konuşlandıracakları Afganistan topraklarında ilerlediler. Bu harekatın ilk aşamalarına Tuğamiral Albert Calland adındaki bir SEAL subayı kumanda etti.

Camp Rhino bölgesindeki özel keşif görevi 4 gün sürdü. Ardından Amerikan Hava Kuvvetlerine ait iki Combat Controller, bölgeyi denetimi altına alan ve bir ileri harekat üssü oluşturan 15th Marine Expeditionary’ye ait deniz piyadelerini yönlendirme görevi üstlenen SEAL’leri desteklemek için alçak irtifa gece atlayışı gerçekleştirdiler. SEAL’ler arazide 45 gün geçirdikten sonra, deniz piyadeleri için keşif harekatları gerçekleştirmeyi sürdürdüler. İngiliz Special Boat Service’e bağlı bir SEAL olan Stephen Bass, Kale-i Cengi isyanına katıldı ve savaşta gösterdiği başarıdan dolayı Navy Cross madalyasıyla ödüllendirildi.

SEAL’lerin Afganistan işgali sırasında yürüttükleri daha sonraki harekatlar, SEAL’leri, özel kuvvetleri, Hava Kuvvetlerinin Special Tactics birimlerini ve Almanya, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Danımarka, Norveç ve Türkiye’den gelen özel kuvvetler, yine bir SEAL subayı olan Teğmen Robert Harward’ın komutasındaki çok uluslu özel harekat gücü olan Task Force K-Bar bünyesinde yürütüldü (bu arada Türk Ordusu’nun Afganistan’da sadece geri hizmette, insani gerekçelerle bulunmadığının kanıtı bu yazılanlar, özel kuvvetlerimiz, daha sonra kendi yurttaşlarına karşı uygulamak üzere yankee’nin komutasında ‘özel’ harekatlarda muhrip güç olarak yer almış – alıyor / OSM Notu). Task Force K-Bar, Kandahar kentinde yer alan Zhawar Kili büyük yeraltı kompleksine yönelik olarak ve çevresindeki bölgede, Prata Ghar kentinde ve Afganistan’ın doğu ve güneyindeki binlerce millik kayalık arazide muharebe harekatları düzenledi. Şubat 2002’de, Paktia eyaletinde harekat yürüten CIA’ye ait bir Predator insansız hava aracı, konvoy halinde bir binadan ayrılmakta olan önemli bir Taliban lideri olan Molla Hayrullah Khaairkhawa’nın yerinin tespit edilmesini sağladı. SEAL’ler ve Jaegerkorpset’e ait Danımarkalı komandolar, ABD Hava Kuvvetlerine ait Pave Low helikopterlerine binerek, iki saat sonra yolda intikal halinde olan mollayı esir aldılar. Altı ay içerisinde, Task Force K-Bar 200 Taliban ve El Kaide savaşçısını öldürdü ya da ele geçirdi ve on binlerce ton silah ve askeri donanımı imha etti.

Irak Savaşı

Irak’ın petrol tesisleri ve Al Faw

Irak işgalinin başlangıcından çok önce, bir Mark V Special Operations Craft (SWCC’ler tarafından kullanılan küçük ve hızlı gemiler) üstündeki SEAL DELİVERY Vehicle (SDV) Mk 8 mod 1’e binen iki tim Basra Körfezi’nde denize indirildi. Görevleri Mina Al Bakr Oil Terminal (MABOT) ve Khawr Al Amaya Oil Terminal (KAAOT) adlı petrol terminallerinin hidrografik etütlerini gerçekleştirmekti. Tesislerin altına sızıp SDV’lerini demirledikten sonra, SEAL’ler birkaç saat süresince fotoğraf çekip, her iki platform üzerindeki Iraklıların hareketlerini ayrıntılı bir şekilde not aldılar.

20 Mart 2003’te SEAL’ler, Amerikan donanmasına ait gemilerden, Ras al-Qulayah Deniz Üssünden ve Kuveyt’teki Ali Al Salem Hava Üssünden hareket eden Polonyalıların GROM unsurları ve Kraliyet Donanması’na ait İngilizlerle SEAL’lerin karma gücüyle bugüne kadar gerçekleştirdikleri en büyük operasyonu düzenlediler. Hedefleri sadece MABOT ve KAAOT platformları değil ama aynı zamanda pompalama istasyonu ve boru hattının bağlantısı ve Al Faw limanı ve rafinerisiydi. Birimlerden her biri helikopter ya da gemiyle hedeflerin çevresine bırakıldıktan sonra ana tesislere saldıracaklardı. İlk saldırılar her terminalin pompalama boruları seviyesinde gerçekleşti. MABOT için, iniş pisti dikenli tellerle kaplanmıştı, ki bu durumu istihbarat rapor etmemişti ve SEAL’lerle birlikte Kraliyet Deniz Piyadeleri yerin birkaç metre üzerinde sabit uçuş konumunda pozisyonunda uçmak durumunda kaldılar. Önce bir çavuşun komutasında olan İngilizler, ardından da Amerikalılar helikopterlerden atlayıp engellere takıldılar. Hedef olarak kaldıkları bu süre içerisinde, SEAL’ler ve Kraliyet Deniz Piyadeleri platformdaki garnizonun ateşine maruz kaldılar. KAAOT’a gerçekleştirilen indirme operasyonu benzer koşullarda gerçekleşti. Ardından iki ekip birleştiler ve pompalama borularına saldırıp ana binaları ve birçok sığınağı ele geçirdiler. Tesislerin güvenliğini aldıktan sonra Iraklılara ait bir zırhlı araç SEAL’lerin konuşlandığı bölgeye yaklaştı. Beraberlerindeki Combat Controller ABD Hava Kuvvetlerine ait bir A-10’dan destek istedi ve araç tahrip edildi. Toplamda beş Iraklı öldürüldü ve on altısı esir alındı.

Platformlara yönelik saldırılar, SEAL’leri Zodiyak tipi yarı-esnek gemiler üzerinde taşıyan SWCC (Special Warfare Combattant-Craft Crewmen)’ler yardımıyla gerçekleştirildi. Mk V’ler kullanan başka SWCC’ler Polonyalı GROM’ları taşıdılar. SEAL’ler MABOT’u hedeflerken, GROM KAAOT ile ilgileniyordu. Harekatın başlamasından iki gün önce, Iraklılar MABOT’taki normal garnizon askerlerini Cumhuriyet Muhafızlarına ait elit birliklerle değiştirdiler. Cumhuriyet Muhafızlarının platformu saldırı sırasında havaya uçurması kaygısıyla birlikte, bu son dakika değişikliğiyle SEAL’ler, MABOT’un fiili olarak güvenliğini almadan önce her türlü direnişi hızla kontrol almak üzere planlarını değiştirmeye karar verdiler. Saldırı başlar başlamaz, Cumhuriyet Muhafızları teslim olmaya başladılar. KAAOT’taki GROM birimleri de Iraklıların aynı yaklaşımıyla karşılaştı ve insan kaybı verilmeden her iki platform ele geçirilebildi. Daha sonra MABOT’ta yapılan incelemelerde Iraklıların tesisleri tamamen yok etmemek için yerleştirdikleri patlayıcıları ateşlemedikleri anlaşıldı.

Al Faw çevresindeki Irak mevzilerine karşı düzenlenen saldırıda, rafineri ve limanda Desert Patrol Vehicles (DPC)’ler kullanan bir SEAL kuvveti, Rumaila petrol alanlarındaki Irak mevzilerine ise 1st Marine Expeditionary Force ve 5th Regiment Combat Team’e ait önemli bir deniz piyadesi gücü kullanıldı. Harekattan önce SEAL’ler, DPV’lerin kullanılamayacağı arazilerle karşılaşma riskine ilişkin gözlemlerde bulundular ancak toplanan istihbaratlara göre Al Faw’daki arazi bu araçların kullanımına uygundu. Ekipler harekat alanına DPV’leriyle birlikte helikopterlerle taşındı ancak çamurla ve petrol atıklarıyla kaplı arazi araçları kullanılamaz hale getirince kaygılarında haklı olmadıkları anlaşıldı. Bundan böyle yayan devam SEAL’lerin çevresi, zırhlı araçlarla desteklen yaklaşık 300 Irak askeri tarafından sarıldı ve Combat Controller’leri aracılığıyla hava desteği talebinde bulundular. Yakın hava desteği koordinasyonuyla birlikte SEAL’ler, mevcut düşmanla güneş batımına kadar çatışarak tüm tesisleri yaya olarak aştı. Toplamda birkaç yüz Irak askeri öldürüldü, 100 tanesi esir alındı ve tüm zırhlı araçlar tahrip edildi.

Mukatayin Barajı

Koalisyonun askeri planlamacıları geri çekilmekte olan Irak güçlerinin, Amerikan birliklerinin ilerleyişini yavaşlatmak için Bağdat’ın kuzey-doğusundaki Mukatayin hidroelektrik barajını havaya uçurmasından korkuyordu. Üstelik, bu tesisin yok edilmesi çevresindeki bölgeyi elektriksiz bırakacak ve Iraklı sivil kayıplara yol açacak büyük bir su baskınına yol açacaktı (sivil kayıpların alasına küresel afet Amerika yol açtı). Barajı ele geçirmek için SEAL ve GROM’lardan oluşan bir karma güç oluşturuldu. Harekat alanına US Air Force’a ait MH-53 Pave Low helikopterleriyle taşındılar. SEAL’ler olası bir karşı saldırıyı ve sınırı aşıp Iraklı şehirleri yağmalayan İranlı haydutları önlemek için DPV’ler kullanmak istiyorlardı. Ama Al Faw’da olduğu gibi DPV’ler etkisiz oldular ve bu SEAL’lerin onları Irak’ta son kez kullandığı harekat oldu.

Yaya olarak devam eden SEAL’ler ve GROM unsurları helikopterlerden iple atlamışlar ve doğrudan baraja saldırmışlardır. Sahada bulunan az sayıdaki Irak güvenlik güçleri teslim olurlar ve saldırı sırasında topuğu çatlayan GROM’un bir elemanı dışında harekat yaralı dahi olmadan tamamlandı. Muhtemel saklı patlayıcı veya düşman askerlerini bulmak için barajda yapılan birkaç saatlik aramadan sonra SEAL’ler tesisi tamamen güvenlik altına almışlar ve daha sonra US Army’nin ileri unsurlarıyla yer değiştirmişlerdir.

İsyan bastırma

SEAL’ler ardından Irak’ta isyan bastırma harekatlarına katıldılar. Bu harekatlar bazen çok yoğundu: USSOCOM’un SEAL Tim 3 Charlie Müfrezesine ait bir keskin nişancı « kills » sayısını doruğa çıktığı 2006 yılında altı ayda toplam 137 düşmanı vurmuştu. Eylül 2006’da, Michael A.Monsoor adlı SEAL komandosu, Ramadi bölgesindeki bir çatışma sırasında, arkadaşlarını korumak için üzerine atladığı el bombasının patlaması sonucu öldü. Medal of Honor’a layık görülür ve Zumwalt sınıfındaki bir destroyere onun adı verilir.

Eğitim

Özel kuvvetler arasında dünyanın en zorlarından biri olan SEAL’lerin eğitimi çok ağırdır. Her eğitim dönemindeki reddedilenlerin oranı %70 ila 80 arasındadır. SEAL’lerin bir çoğu Special Warfare Operator Naval Rating kokardını ve Navy Enlisted Classification (NEC) 5326 Combatant Swimmer (SEAL) rütbesini ya da Deniz subayları söz konusunda olduğunda Naval Special Warfare (SEAL) Officer unvanını alırlar.Bütün SEAL’lerin, Basic Underwater DemolitionSEAL (BUD/S) adıyla bilinen ve önce temel paraşüt eğitimi ardından da 18 haftalık SEAL Qualification Training (SQT) bir programla 24 haftalık eğitimle“A” School diploması alırlar. SEAL’e dahil olan tüm denizciler aynı zamanda Hospital Corpsman niteliğini elde etmek için de eğitim alırlar ve Naval Special Warfare Command tarafından seçilenlerin ayrıca 57 hafta süren United States Army Special Forces’un Medical Sergeant eğitimini de almaları ve ardından operasyonel bir ekibe katılmadan önce de NEC SO-5392 Naval Special Warfare Medic seviyesine ulaşmaları gerekir. Klasik eğitim çerçevesinden çıktıktan sonra, SEAL’ler, operasyonel bir rotasyonun başlangıcında, 6 aylık görevlendirmeler öncesinde tatillerle ve başka dinlenme süreleriyle bölünen 18 aylık bir eğitim süresine hazırlanacakları yeni bir ekibe dahil olurlar. Bir SEAL adayının orduya katılmasından ilk görev almasından önceki ilk eğitim sürecini tamamladığı ana kadar ve nihayet ilk görevlendirilmesi için toplamda 30 aydan fazla bir süre geçebilir.

2008 yılında, US Coast Guard ikisi subay olmak üzere sadece dört gönüllünün her yıl SEAL’lerin eğitim süreci için seçileceğini açıkladı. Eğer başarılı olurlarsa, beş ila yedi yıl süresince bir SEAL Team’inde görevlendirilecekler ve ardından eğer kabul ederlerse asıl birliklerine ancak kabuk ederlerse geri dönerler. Çeşitli uzmanlıklara sahip çok sayıda sahil muhafaza askeri bu birliklere ilgi duyduklarını belirttiler ancak seçilen adayların çoğu sonradan cankurtaran olarak kalifiye edilirler.

Naval Special Warfare timleri

Naval Special Warfare Command 16 Nisan 1987 tarihinde Kaliforniya’daki Coronado deniz üssünde, Seabees’lerin geleneğini miras alarak deniz özel harekatları, anti-terörist mücadelede doktrin, strateji ve taktik araştırma ve geliştirme yürütmek amacıyla kurulmuştur. Yapı aşağıdaki unsurlardan oluşur:

. Naval Special Warfare Group1 : 1,3,5,7 nolu SEAL timleri

. Naval Special Warfare Group2 : 2,4,8,10 nolu SEAL timleri

. Naval Special Warfare Group3 : Delivery Vehicle 1 SEAL timi

. Naval Special Warfare Group 4 : 12, 20, 22 nolu Special Boat timleri

. Naval Special Warfare Group11 : 17, 18 nolu SEAL timleri (Eski Operationel Support Teams 1, 2)

Naval Special Warfare Command’ın komutası altındaki toplam SEAL sayısı 6500’ik bir mevcut üzerinden yaklaşık olarak 2000’dir. SEAL’lerin yarısına yakın bir bölümü Little Creek Naval Amphibious Base ve Virginia’daki Virginia Beach’teki Dam Neck Annex’te konuşlanmıştır. Geri kalanı ise Kaliforniya’daki Naval Amphibious Base Coronado’daki komutanlıkta ya da SDVT-1 ile birlikte Havai’daki Pearl Harbour üssünde bulunmaktadır.

SEAL TİMLERİ

Kaliforniya Coronado’da konuşlu bulunan Naval Special Warfare Command’ın komutası altındaki SEAL timleri (SEAL Teams) iki gruba ayrılırlar: Naval Special Warfare Group One (NSWG-1) ve Naval Special Warfare Group Two (NSWG-2).

2006 yılından beri 1,2,3,4,5,7,8 ve 10 numaralarını kullanan toplam 8 SEAL timi vardır. SEAL Team 6, Joint Special Operations Command (JSOC) –Özel Harekat Birleşik Komutanlığı- a bağlı özel bir timdir ve aynı zamanda Naval Special Warfare Group adıyla da tanınırlar. Tek numaralı timler Coronado’daki NSWG-1, çift sayılı gruplar ise Virginia’daki Little Creek Deniz Üssünde konuşludurlar.

Little Creek’te kurulan bir başka ekipte görev alan ve NSWG-3 emrine verilen, SEAL Delivery Vehicle Team One (SDVT-1) birimi ise SEAL Delivery Vehicle Team mini denizaltılarını kullanma konusunda uzmanlaşmıştır.

Her SEAL ekibi bir commander’in komutası altındadır (O-5, fırkateyn kaptanı rütbesine eşdeğerdir) ve aynı zamanda bir kurmay unsuru ve üç SEAL Troops (SEAL TP)’tan oluşur. Her SEAL Troops’ta ayrıca da bir komuta unsuru, grup şefi (O-4), Başçavuş (E-8), harekatlardan sorumlu bir subay (O-2/3) ve bir harekat sorumlusu (E 6/7) ve tümü SEAL olan 3 subay ve 12 ila 14 astsubay iki SEAL Platoons (mangaları) bulunur. SEAL mangaları, Alpha Platton’dan Foxtrot Platoon’a kadar alfabetik olarak isimlendirilirler. Bir SEAL mangasında sorumlu bir subay (OIC), genellikle bir teğmen (O-3), ikinci derecen sorumlu bir subay (AIOC) ve genelde bir O-2, bir manga komutanı (E-7), bir başçavuş (LPO) ve E-6 ve E-4 (çoğu E-5) arası unsurlar yer alır. Nadiren, üçüncü bir “O” ilk harekata katıldığındı bir O-“ de yer alır. Dolayısıyla mangada 3 subay ve 13 uzman üye bulunur. Manga ve grup içerisindeki belli başlı “önderler” sorumlu subay ve ikinci sorumludur. SEAL mangası bu subayların her birinin komutası altında olan iki squads’e bölünmüştür.

Bir SEAL personeli aynı zamanda dalgıç, paraşütçü ve levazımcıdır ve denizde gerçekleştirilecek harekatlara ve küçük birimlere yönelik taktiklere göre eğitilirler. Rütbeliler ise istihbara, dalgıçlık, iletişim, kara ve deniz taşıtları, silah, tahrip maddeleri, optik gereçler, hava operasyonları (iple iniş, paraşüt) ve hekimlik alanlarında eğitim alırlar. Bir grup içerisindeki dikkat çeken özellik, keskin nişancılık, iletişim, deniz tahribi, yakın hava desteği, sıhhiye, aydınlatmacı/gemici, sorgucu, kaptan gemici, ağır silah kullanımı, hassas mekanların işletimi, hava operasyonlarına hakimiyet, dağcılık, hassas seyrüsefer, teknik uzmanlık ve ileri özel harekatlar alanındaki çok yeteneklidirler.          

SEAL’ler dört aşamadan oluşan iki yıllık çevrimler içerisinde görev yürütürler : bir yıl önce bireysel sonra kolektif eğitim, 6 ay harekata hazırlık ve 6 ay harekat. Son iki aşama sırasında, SEAL timleri, bir Naval Special Warfare Squadron (NSWRON) oluşturarak destek ve lojistik unsurlarının harekat kumandasını da üstlenirler. Destek unsurları istihbarat, taktik hava kontrol ve filoya ya da ordular arası diğer özel kuvvet olanaklarını içerirler. Çeşitli ülkeler Deniz Kuvvetleri bünyesinde benzer özel kuvvetler oluşturma yoluna gitmiştir: Kanadıların JTF2’si, Fransızların “Commando Marine”i, İsraillilerin “Shayetet 13”ü, Norveçlilerin “Marinejegerkommandoen”leri (MJK), Polonyalıların GROM’ları, Türklerin SAS ve SAT’ı ve İngilizlerin Special Boat Service’leri bunlara örnektir.

(internetteki çeşitli kaynaklardan derlenmiştir)    

  

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest