Sınır Tanımayan Gazeteciler

 RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü) toplam 180 ülkede basın özgürlüğünü değerlendirdiği raporunda her ne kadar Türkiye’yi 154ncü sırada ve nihai hedefine ulaşmada her yolu mubah gören gözü dönmüş sultanın sultası altındaki ülkemizi ‘basın özgürlüğü açısından sorunlu ülkeler’ arasında gösterse ve çok saygı duyduğumuz yürekli gazeteci İsmail SAYMAZ’ı Dünyadaki ‘100 basın kahramanı’ arasında göstermiş olsa da, Paris’te yerleşik bu sivil toplum kuruluşuna ilişkin Salim LAMRANI’nin yazdıklarını aktarmakta yarar bulduk.

Her zamanki gibi burjuvazinin bağrından yeşeren, sermaye ile dirsek temasından kaçınmayan ‘sivil’ bir kurumun, toprağına has özelliklerden kolay arınamayacağını unutmamakta yarar var.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne dair 25 Gerçek

Bu Fransız sivil toplum örgütü yalnızca basın özgürlüğünü savunma çabasında olduğunu iddia ediyor. Bu soylu görüntünün ardında, çerçevesi çok iyi belirlenmiş bir siyasal ajandanın gizlendiği gerçeği gizlenmeye çalışılıyor…

1. 1985 yılında Robert Ménard, Jean-Claude Guillebaud ve Rony Brauman tarafından kurulan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF-Reporters Sans Frontrières)’nün resmi amacı « Dünya çapında basın özgürlüğünü, yani İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19ncu maddesine uygun olarak bilgi edinme ve bilgi verme hakkını, kanaat ve ifade özgürlüğünü savunmaktır ».

2. Bununla birlikte, bu resmi etkinlik amacına karşın, RSF’in bir yanı karanlık ve çoğu zaman Washington’la örtüşen belirgin bir siyasal ajandaya sahip; gelişmiş ülkelerdeki duruma değinmekten özellikle kaçınırken Latin Amerika’daki sol hükümetleri özellikle hedef alıyor.

3. RSF, National Endowment for Democracy (Ulusal Demokrasi Vakfı) aracılığıyla ABD hükümeti tarafından finanse edildi. Örgüt bu durumu gizleme gereği dahi duymuyor: « Kesinlikle doğru, NED’ten para yardımı alıyoruz. Ve bu durum bizim için hiçbir sorun oluşturmuyor ».

4. Ulusal Demokrasi Vakfı (NED), uluslararası sorunlara yaklaşımda geleneksel diplomasi yerine askeri şiddetin öne geçtiği bir dönemde eski ABD Başkanı Ronald Reagan tarafından kuruldu. Çok etkin mali nüfuz yeteneğinden yararlanan NED’in temel amacı, Washington’un dış politikasına muhalefet eden hükümetleri zayıflatmaktır.

5. New York Times’e göre (Mart 1997’de yayınlanan bir makale) NED « bundan 15 yıl önce Central Intelligence Agency (CIA)’nin on yıllardır gizlice yaptığını kamuoyuna açık bir şekilde yerine getirmek üzere kuruldu. Onlarca ülkede muhalif siyasal partileri, sendikaları, hareketleri ve medya kuruluşlarını desteklemek üzere yılda 30 milyon dolar harcamaktadır ».

6. 1991 Eylül’ünde, NED’in kuruluşuna alt yapı oluşturan yasayı hazırlayan Allen Weinstein Washington Post’a verdiği demeçte şunları söylemiştir : « Bugün yaptığımız birçok faaliyet bundan 25 yıl kadar önce CIA tarafından gizli olarak gerçekleştiriliyordu ».

7. NED’in ilk Başkanı Carl Gershman, Haziran 1986’da vakfın varoluş nedenini şöyle açıklıyordu: « Dünyadaki demokratik gruplar için CIA tarafından mali olarak destekleniyor olarak görülmeleri felaket olurdu. 1960’lı yıllarda bu gerçeğin farkına vardık ve bu yüzden buna son vermek zorunda kaldık. Bunu sürdüremeyeceğimizi anlayınca vakıf (NED) kuruldu ».

8. New York Times, Allen Weinstein ve Carl Gershman’a göre böylece RSF’in CIA’nin paravan bir kuruluşu tarafından finanse edildiği gerçektir.

9. RSF aynı şekilde Center for a Free Cuba (Özgür Küba Merkezi) adlı kuruluştan da maddi yardım almıştır. Yardımın gerçekleştirildiği dönemde kurumun başında bulunan Franck Calzón, daha önceleri Fondation Nationale Cubano-Américaine (FNCA) –Küba-Amerika Ulusal Vakfı- başkanlığını da yapmıştır. Eski yöneticilerinden biri olan José Antonio Llama’nın itiraf ettiği gibi bu kuruluş Küba’daki rejim karşıtı terörizmle açıkça suç ortaklığı yapmıştır.

10. RSF, soğuk savaş döneminde CIA’nin istasyonu olan Radio Free Europe’un destekleyicisi ve 50’li yıllarda ABD gizli servislerinin başında bulunan ve CIA’nin öncülü Office of Strategic Services’in kurucusu William J.Donovan’ın eski iş arkadaşı Frank Altschul tarafından kurulan Overbrook Foundation’dan da mali yardım almıştır.

11. RSF geçmişte, ABD ordusu tarafından gazetecilere yönelik gerçekleştirilen ihlallere karşı sessizliğini korumuştur. RSF’in, ABD’li yetkililerce Afganistan’da yakalanan ve işkence gördükten sonra Guantanamo’ya sevk edilen, Katar’ın Al-Jazeera televizyon kanalı muhabiri Sami Al-Haj’ın durumunu geç anımsaması        –yani olayın gerçekleşmesinden tam beş yıl sonra- bundan dolayıdır. Al-Haj 1 Mayıs 2008’de, altı yıl süren işkenceden sonra nihayet serbest bırakılmıştır. Sami Al-Haj’ın sadece gazeteci kimliğinden ötürü yakalandığını, cezaevine konulduğunu ve işkence gördüğünü keşfetmesi için RSF’nin tam beş yıl süren bir soruşturma yapması gerekmiştir.

12. RSF, 15 Ocak 2004 tarihinde yayınladığı raporunda, İspanyol gazeteci José Couso ve meslektaşı Ukraynalı Taras Protsyuk’un Bağdat’taki Filistin Otelinde öldürülmeleri olayını ABD’li askerlerin gerçekleştirdiğine ilişkin tüm gerçekleri yalanlama çabası içerisinde oldu. Couso ailesine göre « olaya karışan kişilerin taraflı tanıklıkları ve saldırının bizzat gerçekleştirenlerin ve sorumlularının tanıklığını esas alarak yazılan raporda varılan sonuçlarda, olayın meçhul faillerce gerçekleştirildiği iddia edilerek, Filistin Oteline yönelik yapılan atışı gerçekleştirenlere ilişkin olarak tüm somut ve bariz failler olaydan muaf tutulmaktadır. Raporu yazan ve altına imza atan gazeteci Jean-Paul Mari, saldırıdaki ve Filistin Otelindeki gazetecilerin ölümündeki sorumluluğunu kabul eden Albay Philip de Camp ile karanlık ilişkiler içerisinde bulunmaktadır. Ayrıca Jean-Paul Mari raporunu hepsi de ABD’li ve ABD ordusuna çok yakın olan –aralarında yedi yıl boyunca Amerikan Ordusunda istihbarat görevinde bulunmuş olan Chris Tomlinson’un da bulunduğu- gazetecilerin tanıklıklarına dayandırmaktadır. Belge hazırlanırken, o sırada otelde bulunan İspanyol gazetecilerden hiçbirine tek bir soru dahi sorulmamıştır ». 16 Ocak 2007 tarihinde, Madrid Hakimi Santiago Petraz, Couso ve Protsyuk cinayetlerinin failleri, RSF tarafından aklanan Çavuş Shawn Gibson, Teğmen Philip Wolford ve Yarbay Philip de Camp ile ilgili uluslararası yakalama emri çıkartmıştır.

13. RSF, 2003 yılında Irak’ın koalisyon güçleri tarafından işgalini, « Saddam Hüseyin diktatörlüğünün devrilmesi otuz yıllık resmi propagandaya son vermiş ve Iraklı gazeteciler için, umut ve belirsizliklerle dolu yeni bir özgürlük dönemini getirmiştir. Irak medyası için on yıllardır süren basın özgürlüğü ihlalleri, 9 Nisan’da Bağdat’ta Enformasyon Bakanlığının bombalanmasıyla son bulmuştur  » diyerek övmüş ve alkışlamıştır.

14. 16 Ağustos 2007’de « Karşı-ekspertiz » radyo programı sırasında, RSF’nin o dönem genel sekreteri olan Robert Ménard, işkencenin uygulanmasını meşru gördüğünü belirtmiştir.

15. RSF, Fransa ve ABD tarafından Haiti’de Cumhurbaşkanı Jean-Bertrand Aristide’e karşı gerçekleştirilen darbeyi « Geri gelen basın özgürlüğü: desteklenmesi gereken bir umut » diye niteleyerek övmüştür.

16. Nisan 2002’de Hugo Chávez’e karşı Washington tarafından düzenlenen askeri darbe sırasında, RSF 12 Nisan 2002 tarihinde bir makale yayınlayarak hiç çekinmeden darbecilerin dilini aynen kullanmış ve uluslararası kamuoyunu Chávez’in istifa ettiğine ikna etme çabası içerisinde olmuştur: «  Cumhurbaşkanlığı Sarayına sığınan Hugo Chávez gece, ordunun baskısıyla istifa mektubunu imzalamıştır. Ardından tutuklanarak başkent Caracas’taki merkez garnizonu olan Tiuna kalesine götürülmüştür. Hemen ardından, Fedecámaras’ın Başkanı Pedro Carmona bir yeni geçici hükümetin kuracağını açıkladı. Carmona, isminin Venezüella’daki sivil toplum ile ordu genelkurmayı arasındaki  “uzlaşma”yı ortaya koyduğunu belirtti ».  

17. Azınlıklara karşı polis şiddetini yaptığı röportajlarda ortaya koyduğu için otuz yıldır ABD zindanlarında çürümekte olan siyahi gazeteci Mumia Abu-Jamal’ın durumuyla ilgilenmekten her zaman özenle kaçınmıştır.

18. RSF, 1959’den beri hiçbir gazetecinin öldürülmediği Küba’ya karşı garip bir şekilde düzenli olarak kampanya yürütmektedir. Örgüt bu konuda Washington ile sıkı işbirliği içerisindedir. Bu çerçevede RSF, 1996 yılında Clinton yönetiminin Küba işlerinden sorumlu özel elçisi Stuart Eizennstat ile Paris’te görüştü.  

19. RSF 16 Ocak 2004’te, Küba Hükümetine karşı bir medya mücadele stratejisi belirlemek üzere Florida’daki Küba aşırı sağının temsilcileriyle bir toplantı düzenledi.

20. RSF, yazılı basın, radyo ve televizyonda Küba’ya gitmeye niyetli turistleri vazgeçirmeye yönelik görüntülü reklam kampanyası düzenlemiştir. Aynı tavsiyeye Mayıs 2004’te Başkan Bush tarafından yayınlanan ve Küba’ya karşı yaptırımları arttıran Özgür Küba’ya Yardım Komisyonunun birinci raporunda da yer verilmektedir. Hatta raporun 20nci sayfasında RSF örnek olarak gösterilmektedir.

21. RSF geri bıraktırılmış ülkelerle özel olarak ilgilendiğini açık bir şekilde itiraf etmektedir: « Bosna ve Gabon’da basın özgürlüğü ihlallerini ve Cezayir ve Tunus medyalarının sıkıntılarını ortaya koymaya ama bunların Fransa’daki türevleriyle ilgilenmemeye karar verdik…  » . Neden? « Çünkü aksini yaparsak bazı gazetecileri rahatsız edebilir ve basın dünyasının büyük patronlarına sırtımızı dönme ve ekonomik iktidarın parasını küstürebiliriz. Oysaki medyatikleşebilmek için gazetecilerin suç ortaklığına, patronların desteğine ve ekonomik iktidarın parasına ihtiyacımız var ».

22. RSF’in ilk kurucularından ve ilk Başkanı olan Jean-Claude Guillebaud 1993’te örgütten ayrıldı. Ayrılışının nedenlerini açıklamak amacıyla şunları söyledi: « Bu türden bir örgütün Batıdaki medya kuruluşlarının işleyişine, gerek gazetecilik mesleğinin türevleriyle (sahtekarlıklar v.b.) ilgili olsun gerek bu meslek dalının gelişimine, uygulamaları ve demokrasilerde olası özgürlük ihlallerine yönelik düşünce geliştirmek üzerine bir eleştirel yaklaşan bir çalışmayı faaliyetlerine dahil etmeden meşru olamayacağına inanıyordum. Yoksa yeni sömürgecilerden, küstah mürebbiyelerden bir farkımız kalmaz. Üçüncü Dünya ülkeleri liderlerini kendi evlerinde basın özgürlüğü ihlalleriyle ilgili sorguladığımızda, bizlere ilk olarak yöneltilen soru kendimizin özgürlüklerimize ne oranda kullanabildiğimize yönelik oluyor. Koşullar ve tehlikeler aynı olmasa da bu soru çok önemli ve bu alana enerjimizin ve zamanımızın %50’sini ayırmamız gerektiğine inanıyordum (…). Zaman içerisinde örgüt geliştikçe, operasyonlar gittikçe daha gösterişli bir hal alıyordu. Bu aşamada iki temel sorun ortaya çıktı: Medya sistemindeki bazı hatalı uygulamaları açığa vururken sorgulama ve müdahale girişimlerimizde aynı yöntemleri kullanmak bir çelişki oluşturmuyor muydu? Robert Ménard kendince büyük gazetelerin ve büyük televizyon kanallarının desteğinden yararlanabilmek için medyalara ilişkin tüm eleştirel etkinlikleri görmezden gelmek gerektiğini düşünüyordu (…). Venezüella’daki Chávez karşıtı basınla çok yakın ilişkiler içerisinde olduklarını gördüm. Çok daha dikkatli ve titiz davranmak gerekliydi. ABD’ye ilişkin çok fazla seslerinin çıktığını duymuyorum  ».

23. Fransız Libération gazetesi, her ne kadar bu örgütü desteklese de RSF’nin batılı medya kuruluşlarının yanlış uygulamaları konusunda sessiz kaldığını düşünüyor: « Ne yazık ki, basın özgürlüğü ya egzotik olacak ya da hiç olmayacak ». Birçok kişi örgütün « Küba ve Venezüella’ya aşırı yüklendiğini ve ABD’ye karşı taraflı davrandığından şikayetçi. Bunu inkar etmek mümkün değil ».

24. RSF hiçbir zaman egemenlerle ilişkilerini gizleme gereği duymadı: « Bir ara para sıkıntısı yaşadık. Bize destek olması için sanayici François Pinault’u aradım (…). Talebime kısa sürede yanıt verdi. Önemli olan bu » çünkü « yer çekimi yasası diye bir şey var arkadaşlar. Aynı şekilde paranın yasası da var ».

25. Görüldüğü gibi, tarafsızlık ve basın özgürlüğünün savunması taleplerinden bir hayli uzaklaşan RSF’in politik bir ajandası olduğu ve Yeni Latin Amerika ülkelerini düzenli olarak hedef aldığı açıkça ortadadır.

Paris IV-Sorbonne Üniversitesi İber Yarımadası ve Latin Amerika Araştırmaları Bölümü’nde doktor olan Küba ve ABD ilişkileri uzmanı gazeteci Salim Lamranı aynı zamanda Réunion Üniversitesinde de konferanslar vermektedir.

Eduardo Galeano’nun önsözünü yazdığı yeni eserinin adı Küba: medya tarafsızlık sınavında, Paris, Estrella Yayınları, 2013.
http://www.amazon.fr/Cuba-m%C3%A9di...;;ie=UTF8&qid=1376731937&sr=1-1

İletişim : This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ; This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

https://www.facebook.com/SalimLamra...

Özgün Kaynak : operamundi

 

(Investig’Action www.michelcollon.info sitesinde 6 Mayıs 2014 tarihinde Salim LAMRANI imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir http://www.michelcollon.info/25-verites-sur-Reporters-Sans.html?lang=fr )

 

 

 

Yazdır e-Posta

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest