Emperyalist müdahale sonrasında Libya

 Libya’ya karşı NATO’nun gerçekleştirdiği ve binlerce kişinin (onları Kaddafi’den kurtarmak üzere!) yaşamına mal olan, ülkenin büyük bir bölümünü yerle bir eden ve Libya devlet yapısını tümüyle ortadan kaldıran apar topar gerçekleştirilen saldırıdan iki yıl sonra, ülkenin dış düşmanları tarafından uydurulan sahte gerekçeler nihayet açıklığa kavuşuyor. (1) Kaddafi’nin katledilmesinin ardındaki gerçek nedenler nelerdi? İsrail’in oynadığı rol neydi? Ve nihayet Libya petrolünün başına neler geldi?

 

Obama ve Cameron yoğun olarak yürüttükleri savaş propagandalarında Kaddafi’yi kendi halkına karşı bir « soykırım » gerçekleştirmekle suçladılar (2). Dikkatle seçilen bu terim, nedense Gazze ya da Bahreyn’de halklara karşı yapılan zulüm karşısında uygulanmayan, BM’in Koruma Yükümlülüğü (R2P) altın yumurta doktrinin uygulanması yoluyla NATO’yaLibya’ya müdahale etme olanağı vermiştir.

ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in böylesi bir eylemin gerçekleştirildiğini tespit edemediklerini belirtmesi de durumu pek değiştirmedi. Uluslararası Af Örgütü, ceplerini önceden viagra haplarıyla dolduran askerlerin Libyalı kadınlara tecavüz ettiklerini iddia eden Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısı Luis Moreno-Ocampo gibi zatları yalanlaya dururken, « on binlerce sivilin öldüğünü » iddia ederek durumu abarttılar.

The Guardian’nınitirafıyla, savaş gemileri açık denizlerde savaştan kaçanların derin sularda boğulmasına göz yumarken NATO Libya halkını kurtarmak üzere harekete geçti.

İkiyüzlülüğün daniskası, diktatörlükte üstlendikleri üst düzey görevden ötürü Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne sevk etmek yerine Kaddafi’nin eski istihbarat şefi ve rejimin Adalet Bakanı Abdülcelil’i askeri koalisyonla işbirliği yapmak üzere bağrına basmak olmuştur. Kaddafi’nin katledilmesinden sonra Bingazi’deki Adalet sarayının tepesine El Kaide’nin siyah bayrağının asılması ve Celil’in Batılı ülkelerce « demokrasiye » geçiş süreci içerisinde geçici Devlet Başkanı olarak tanınması bu utanmazlığın ve yüzsüzlüğün doruk noktası olmuştur!

ABD, Avrupalı müttefikleri ve İsrail, « zararları sınırlandırma » politikalarını uygulayarak, Irak, Yemen, Suudi Arabistan ve Bahreyn’de olduğu gibi Mısır ve Tunus’ta kendiliğinden gelişen isyanları yönlendirmişti. Şimdi de Libya’da da asma yaprağını bulunduğu yerden alarak cümle aleme iktidarlarını teşhir ediyorlar.

Bir müttefiği alaşağı etmek

Bin yıllık Lebuların ülkesi, suni Müslüman yüzlerce Arap ve berber aşiretinin yaşadığı Libya soğuk savaşın son dönemlerinde politikasında kökten bir değişim yapmaya kalkıştı. Bir anti komünist ve diktatör olan Muammer Kaddafi Batı’ya yaklaşmayı denedi: 2002’de Lockerbie faciasının kurbanlarına yaklaşık 2.940 milyon Avro karşılığı tazminatı ödemeyi kabul edip (sabotaja ilişkin hiçbir sorumluluk üstlenmeden) « her ne kadar ABD tarafından dayatılsa ve anlamsız kılınmış olsa da uluslararası meşruiyeti kabul etti ». Ülkesinin adı Şer Ekseni ve ABD-İngiliz koalisyonunun 2003’te Irak’a karşı gerçekleştirdiği yıkıcı müdahaledeki listede yer alıyordu. Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara sahip İsrail’in baskısıyla, silahsızlanmayı kabul etti ve ertesinde birkaç yıl sonra savunmasız ülkesini bombalayacak olan aynı ülkelerden silah satın alma yoluna gitti (Aynı süreç bugün Suriye’de yaşanıyor. Diktatörlerin tümüne akılsız demek doğru olmazdı, yoksa zaten diktatör olamazlardı). 2005 ve 2009 yılları arasında Avrupa’dan 834,54 milyon Avroluk silah satın aldı. Ülkesindeki zindanları savunacak hiçbir hakka sahip olmayan kişilerle dolduran CIA ile « terörizme karşı verilen savaşta » işbirliği yaptı. Ülkelerini ziyaret ettiğinde ayakları altına kırmızı halı seren Batılı bankalar Libya’nın yatırdığı paralarla karlarını katlıyorlardı. İşin ilginç yanı Libya « Sosyalist »Cumhuriyetinin lideri Fransa’daki aşırı sağcı Nicolas Sarkozy’ye maddi destek veriyordu!

Güney ülkelerinde sık rastlanan karmaşık bir kişilik yapısıyla karşı karşıya olduğumuz kesin. ABD yörüngesi dışında karşılaştığımız ama ne hikmetse İngiltere, Almanya ya da Fransa gibi diğer emperyalist ülkelerle yorgan altına giren ulusalcı ve totaliter ya da otoriter diktatörler.

Bununla birlikte, ABD onu öldürme kararı vermişti bir kere (Hilary Clinton’un « Veni, vidi, vici »sini hatırlayın), işte nedenleri:

1. Batı, « deli olandan » daha çok « ılımlı yolla iktidar kuran » bir Kaddafi’den çekiniyordu.

2. Mısır’da sürpriz bir şekilde yaşadıkları gibi durum henüz karmaşıklaşmadan, kontrolden çıkmadan gelmek üzere olan Libya Baharını engellemek niyetindeydiler. ABD’nin Libya Ordusu nezdinde hiçbir nüfuzu yoktu ve dolayısıyla da herhangi bir askeri darbe kurgulama yoluna gidemezdi.

3. Kaddafi kolay yönlendirebilecekleri bir kukla değildi. Zaten öngörülemeyen karakteri Afrika’daki askeri ve ekonomik planları için güvensizlik unsuruydu. ABD’li Cumhuriyetçi senatör Marco Rubio’ya göre « ulusal çıkar Kaddafi’nin iktidardan uzaklaştırılmasını gerektiriyor ». ABD’nin Libya’daki tüm şanslarını bloke etmişti. Mühendislik devi Bechtel ve inşaat makineleri üreticisi Caterpillar şirketleri ülkeden kovulmuş ve yerlerine Rus, Çin ve Alman şirketleri kabul edilmişti. Daha 2011 yılında, ABD elçisi Gene Cretz, yüzlerce Amerikan şirketinin Libya’da iş yapmak üzere Kaddafi’nin ortadan kalkmış olmasından yararlanma niyetinde olduğunu beyan ediyordu. İngiliz Savunma Bakanı Philip Hammond Afrikalı yöneticinin öldürülmesinden kısa süre sonra girişimcileri, NATO’nun yerle bir ettiği ülkeyi yeniden inşa etmeye davet edecektir. Biz bu durumu « akbaba kapitalizmi » ya da « yaratıcı yıkım » olarak adlandırıyoruz. General Electric şirketi yıkım halindeki ülkeye yaptığı yatırımlardan 10 milyar dolar kar elde etmeyi hedeflemektedir.

4. Kaddafi Afrika’nın, « medeni Akdenizli beyaz » ve « barbar ve siyahi » olarak ikiye bölünmemiş bütüncül bir siyasal kimliğe sahip olması gerektiğini savunuyordu. Batılı finans kuruluşlarının boyunduruğundan kurtulmayı başarabilmek üzere kıtanın kendi kendine yeterli olması gerektiğini düşünüyordu.

5. Batı sermayesinin bölgede serbest dolaşımı önünde engel olarak gördükleri için Kaddafi’nin iktidarının ve etki alanının genişlemesini engellemek istiyorlardı. Kaddafi yönetimi altında Libya Afrika kıtasına 150 milyar dolar tutarında yatırım gerçekleştirmişti.

6. Washington’a göre Kaddafi ABD’nin Afrika’daki askeri egemenliği önündeki en önemli engeli oluşturuyordu. Kıtada 45 ülke Africom’un merkezi olmayı reddetti. Bugün Libya ABD’nin kıtadaki askeri komuta merkezine ev sahipliğine aday olan ülkelerden biri konumundadır. Başka bir deyişle, NATO Akdeniz’in orta doğu kısmına el koyabilir; Akdeniz havzasını « Atlantikleştirmek » için Suriye’li Beşar Esad’ı ortadan kaldırmak yeterli olacak!

7. Kaddafi, BRİC ülkelerinin özellikle de Çin’in başlıca müttefiki haline gelmişti. Savaş sonrasında yaklaşık yetmişe yakın Çin şirketinin toplam değeri 18 milyar Doları bulan Libya’da malvarlıkları donduruldu.

Rusya’da aynı şekilde silah satışı kontratlarından yaklaşık 4 milyar Dolara yakın kayba uğradı (3).

İsrail’in oynadığı özel rol

Gelecekteki Yeni Libya’nın İsraillilerden aldığı ilk teslimat 2011’de NATO uçaklarından bırakılan akıllı bombalar oldu. Mossad ve müttefiklerin diğer gizli servisleri İsrail karşıtı Muammer Kaddafi’yi takip ederken, isyancılar Yahudilerle karşılıklı elçilik açılması konusunu müzakere ediyorlardı.

Tel Aviv, ağabeyi ABD’nin müdahalesinden sonra düşman listesinden Irak’ın ismini sildikten sonra Mısır’da Hüsnü Mübarek’e yönelen halk isyanını yönlendirmeye çalışarak İran’ı zayıflatmayı sürdürdükten sonra güçlü Libya’nın ve onun Rehberinin işini bitirme konusunda ısrarcı oldu ve bu sürece bizzat katıldı. 2007’de, Yahudi lobisinin finansal kurumlarından biri olan Goldman Sachs, onlara bağışlama niyeti olmayan Kaddafi’nin yatırımlarının tümünü eline geçirdi (1,5 milyar dolar). Yahudi lobisinin BM ve medyalar (bilhassa El Cezire)  üzerindeki etkinliği, Libya devlet başkanının uluslararası kamuoyu nezdinde şeytanlaştırılması sürecinde belirleyici oldu.

İsrail kıta üzerinde nüfuzunu günden güne arttırmayı sürdürürken, Afrika’yı halklarının deri rengi, dini inançları ve etnolojik ve dil gruplarına göre bölüyor ve « Arap ve Müslüman Afrika »ya karşı « kara Afrika »yı destekliyor. (4)

Avrupalı Aşkenazlar tarafından yönetilen İsrail rejiminin şovenizmi, 90’lı yıllarda, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın « melez » Yahudileri Mizrahilere darbe vurdu: göç talebinde bulunan yüzlerce Etiyopyalı Yahudi kadın, İsrail’e kabul edilmeden önce gizlice ve zorla kısırlaştırıldı.

Bugün, sağlam ve güvenilir partneri Hüsnü Mübarek’i kaybettikten sonra Benyamin Netanyahu  « yeni » Libya’yı kendisine stratejik ortak yapmaya çaba sarf edecek.

Libya’nın petrolünün başına neler geldi?

Afrika’daki en kaliteli ve en zengin hidrokarbür rezervlerine sahip olan Libya 2012 yılında 379,5 milyon varil petrol ihraç etti.

ABD ve AB bundan rahatsız olsa da Libya bugün Çin’e Kaddafi döneminde olduğundan daha çok petrol gönderiyor: 2010 yılında siyah altınının %30’unu İtalya’ya, %16’sını Fransa’ya ve %11’ini Çin’e gönderiyor olmasına karşın, bir yıl sonrasında Çin Fransa’nın yerini aldı ve günde 100 000 varile kadar petrol satın aldı. Bu işten en çok yedi tepeli kentin şirketi ENI kazançlı çıktı. Garip bir çelişkidir ki Shell ve BP şirketleri Libya petrollerinin işletilmesi için açılan ihaleyi kazanamadılar. Yabancı şirketlerde çalışan teknisyenlerin ülke dışına kaçışı, muhalefet gruplarınca petrol boru hatlarına yönelik gerçekleştirilen sabotajlar ve silahlı mafya gruplarınca yakıtın karaborsada satışı nedeniyle 2010 yılında ham petrol üretimi günde 1,4 milyon varilden 500 000 varile kadar düştü. Hükümet tarafından işe alınan 18 000 bekçi bile ulaşım güvenliğini sağlamaya yeterli olamadı. Bekçilerden çoğu Tripoli’deki yöneticilere muhalefet etti. Bu durum bir yandan petrol satışına fazlasıyla bağımlı olan ekonomiyi sıkıntıya sokarken diğer yandan Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin nükleer enerjiye yönelmeleri sonucunu doğurdu. Öte yandan Ankara, deprem bölgesinde bulunan Akköy’de bir nükleer santral inşa etmeye başladı.

Yol ayrımı

Libya’yı yok etmek, kıtadaki diktatörleri yüreklendiren, askerleri ya da İslamcıların en tepkisel bölümünü destekleyerek Sudan’ı balkanlaştıran, Somali’yi istikrarsızlaştıran ve « Arap Baharının » yönünü değiştiren Afrika’nın hain evladı Barack Obama’nın vaatlerinden biriydi.   

Ülkedeki siyahi halka, diplomatik personel ve uluslararası örgütlerin çalışanlarına karşı yürütülen yoğun şiddet dalgası durmak bilmiyor: Kaddafi’yi destekleyen ve/veya siyahı binlerce yurttaş katliyle başladı, ABD elçisinin öldürülmesi, İtalyan konsolosuna, Fransız, Rus ve BM binalarına karşı gerçekleştirilen saldırılarla devam ederek bir iç savaşa dönüştü ve ülkeyi harabeye çevirdi. Ve durum daha da kötüleşebilir.

Notlar :

(1) Bakınız Libya’ya karşı yürütülen komplo[ http://blogs.publico.es/148/complot-contra-libia/ ].

(2) Etnik, dinsel ya da ırksal bir grubun sistematik olarak yok edilmesi. Yakın zamanda Ruanda, Kongo ve Darfur’da yaşandı.

(3) Bkz Libia : un negocio de guerraredondo [ http://blogs.publico.es/451/libia-un-negocio-de-guerra-redondo/  ].

(4) Bkz El Bombardeo de SudanporIsrael [ http://blogs.publico.es/558/el-bombardeo-de-sudan-por-israel/  ]

ÖZGÜN KAYNAK :   http://blogs.publico.es/puntoyseguido/

(Investig’Action sitesinde 8 Aralık 2013 tarihinde Nazanin Armanian imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir http://www.michelcollon.info/Libye-faisons-le-point-deux-ans.html

 

 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest