Mağrip'te artan Mossad faaliyetleri

 2012 yılının ikinci yarısında Mağripteki Arap ülkeleri, İsrail hesabına casusluk yapan birimlerle ilgili olarak çok sayıda skandal ve tartışmaya sahne oldu.
Her şey, 2012 yılının başında Moritanya’da bir istihbarat şebekesinin ortaya çıkarılmasıyla birlikte başladı. Ardından, Cezayir ve Fas’ta yayınlanan bir dizi makalede, dedikoduları ve aldatmacalarıyla MOSSAD manşetlere konu oldu. 

 
 

Aynı yılın Eylül ayında bu kez Tunus’ta, tüm mağrip ülkelerindeki istasyonların faaliyetlerinin koordinasyonunu yürütmek üzere ülkeyi ana üsse dönüştüren büyük bir şebekenin varlığının ortaya çıktığı skandal patladı. RPR (Cumhuriyet için Birlik) partisinden ayrılan Wafa Hareketi önderi Aderraouf al-Ayadi, devrim sonrası Tunus’ta Mossad’ın etkinliklerini güçlendirdiğini ifşa edince büyük bir şaşkınlığa yol açtı.

Ayadi, söz konusu etkinliklerin « insani ya da kültürel yardım adı altında faaliyet yürüten gönüllü Avrupalı ve Amerikan sivil toplum kuruluşları şemsiyesi altında » yürütüldüğünün altını çizdi.

Söyledikleri, Tunus İşçi Partisi (şimdiki POCT) sorumlusu Hamma al-Hammami’nin, « Cumhurbaşkanı Ben Ali’nin ülkeyi terk etmesi ertesinde ülkeyi alt üst eden kaos ve anarşi ortamından yararlanarak devrim sonrası Tunus’ta faaliyet yürüten İsrailli casusluk şebekelerine » ilişkin yaptığı açıklamalarla örtüşüyor.

Ayadi ve Hammami tarafından ifşa edilen bilgi, yine aynı yılın Şubat ayında Yafa İnceleme ve Araştırma Merkezi tarafından Mossad’ın Mağrip ülkelerindeki faaliyetleriyle ilgili yayınlanan bir raporla aynı zamana denk geliyor. Rapora göre, FKÖ’nün 1982 yılında Beyrut’u terk ederek Tunus’a yerleşmesiyle birlikte Mossad Tunus’taki operasyonlarını yoğunlaştırmaya başladı.

Oslo mutabakatının imzalanmasından sonra bölge İsrailliler için kısmen cazibesini yitirse de, Tunus’ta devrim sonrası durum tersine döndü.

Oslo sonrası yaşanan Tunus-İsrail yakınlaşması, 1996 yılında ekonomik işbirliği ofisinin kurulmasıyla kamuoyuna yansıtıldı. Varılan anlaşmada yer alan bir gizli maddeye göre « İsrail Mossad’ının ‘Kuzey Afrika’ bölümünde görevli bir Tunuslu Yahudi olan Salom Cohen eliyle Mossad ve Tunus arasında bir güvenlik işbirliği yapısı  » kurulması öngörülüyordu. Cohen, aynı yıl, Tunus’taki İsrail İşleri Bürosunun Müdürü oldu.

Rapora göre, merkezi başkent Tunus’ta, Susa ve Cerbe’de ise istasyonları olan bir « Mossad şebekesini » oluştururken Cohen, diplomatik ayrıcalığından yararlandı.

Yafa merkezinin verdiği bilgiler, üç casusluk istasyonuna dağılmış « yaklaşık 300 ajandan » oluşan gizli bir şebekenin faaliyetinden söz eden Tunus istihbaratının üst düzey yetkilerini kaynak gösteren Ayadi’nin söyledikleriyle örtüşüyor.

İlk üs başkentte bulunuyor ve Jalboagh Nachman adlı bir bayan tarafından yönetiliyor. Kendisi, başta istihbarat toplanması ve ajan işe alımı konusu olmak üzere Cezayir topraklarından sorumlu.

İkinci üs ya da istasyon Susa’da ve o dönemde Pierre Doron tarafından yönetiliyordu. Bu istasyonun etkinlikleri daha çok Tunus topraklarının içinde yoğunlaşmış durumda ve özellikle Tunus topraklarında yaşayan Filistinlilerin, Selefi hareketlerin ve İsrail ile ilişkilerin geliştirilmesine muhalefet eden grupları izlemekle görevli. 

Cerbe’de bulunan ve Nurit Tsur yönetiminde olan üçüncü istasyon, ağırlıklı olarak Libya ile ilgiliydi. Ayrıca çoğu ada üzerinde yaşayan Tunus’taki Yahudi azınlığın korunması ve Yahudi arkeolojik ören yerleri ve Tunus, Cezayir ve Libya’daki İsrail çıkarları hakkında istihbarat toplanmasından sorumluydu.

Ortaya çıkan gerçeklerin yarattığı derin sarsıntıya rağmen Tunus yetkilileri sessiz kalmayı tercih ettiler. Hükümet sorunla ilgili olarak bugüne kadar kamuoyuna yansıyan tek bir önlem almadı.

Al-Maghreb gazetesine demeç veren İçişleri Bakanı Ali al-Arid şu açıklamalarda bulundu: « Kültürel faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları ve seyahat acenteleri görüntüsü altında Tunus’ta 300 Mossad ajanının faaliyet gösterdiğine ilişkin yapılan beyanlar tamamen temelsiz ve sorumsuz açıklamalardır.»

« Bunlar, Tunus’u korumak için gece gündüz büyük çaba gösteren güvenlik kurumlarının çalışmalarını aksatmaya yöneliktir. Bu konuya ilişkin bilgi sahibi olan herkes, kontrol edilebilmesi için bu bilgileri güvenlik güçlerine iletmelidirler.» 

İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesine şiddetle muhalefet eden Tunuslular, İçişleri Bakanının açıklamalarının Tunus devriminin ilk günlerinde İsrail devlet televizyonu tarafından yayınlanan bilgilerle çeliştiğini düşünüyorlar.

Mossad, « Avrupalı şirketler şemsiyesi altında, Tunus’ta, Dünyadaki en eski sinagogun, al-Ghariba Tapınağının yer aldığı ören yerinin bulunduğu Cerbe’yi ziyaret eden bir İsrailli grubunu tahliye etmek için bir özel operasyon » yürütmekle övünmüştü.

Aynı Tunuslular « Mossad’ın Tunus’ta işlediği suçların ve etkinliklerinin yeni olmadığını; 1985 sonbaharında eski Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat’ın Hammam al-Shat’tın banliyösünde bulunan çalışma ofisini hedef alan bombardımanın dışında Mossad’ın aynı şekilde, birinci intifadanın mimarı Ebu Cihad’ın 1988’de öldürülmesi gibi birçok cinayeti örgütlediğini » düşünüyorlar.

Oslo Mutabakatı sonrasında, milliyetçi ve sol hareketler ve keza ilişkilerin normalleştirilmesi karşıtları Ben Ali’yi « Mossad’ın Tunus’taki faaliyetlerine kolaylık sağlamakla » suçladılar.

Devrim sonrası Tunus televizyonunda yayınlanan, « yolsuzluk devleti » başlıklı bir belgeselde bu konunun özellikle altı çizildi. Filmde Ben Ali’nin Oslo mutabakatlarının hazırlanmasında oynadığı rol açıkça ortaya koyuluyordu.

Oslo sonrasında eski diktatör, İsrail-Tunus ekonomik işbirliğini geliştirmek için bir ofis açtı. Söz konusu ofis çalışmalarına, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinde suç ortaklığı yapmalarını sağlamak üzere birçok Tunuslu aydın ve gazeteciyle temas kurarak başladı. Bunların çoğunluğu bu işe bulaşmayı kabul etmedi.

Ekonomik İşbirliği Ofisi, İsrail’in 2002 yılında Batı Şeria’ya ve Yasser Arafat’ın Ramallah’taki karargahına yönelik olarak gerçekleştirdiği saldırı ertesinde halkın baskısıyla daha sonra kapatıldı.

Ayadi ve Hammami’nin yükselttiği imdat çığlığı İnsan Hakları savunucusu, Tunus’taki Arap direnişine Destek ve İsrail ile İlişkilerin Normalleştirilmesine Karşı Mücadele Derneği (TAFNSAR) Başkanı Ahmed al-Kahlawi’nin topladığı bilgi ve kanıtlara dayanıyor.

Kahlawi, « devrim sonrasında Tunus’ta faaliyet gösteren Freedoom House benzeri birçok yabancı örgütün, insan haklarını gerekçe göstererek ilişkilerin normalleştirilmesi kültürünün yaygınlaştırılmasında önemli bir rol üstlendiğini   » açıkladı.

Aynı zamanda « Amerikan Büyükelçiliğinin gözetiminde İngilizce eğitim veren AMIDEAST » adlı örgütün çevirdiği dümenleri açığa çıkardı. « Örgüt, öğrencilerinin İsrail’e karşı duydukları kinden arındırmaya çalışıyor ve sözüm ona kültürlerarası barış ve diyaloga çağrı yapıyor ama aslında ilişkilerin normalleştirilmesini hedefliyor.»

« Ben Ali’nin devrilmesinden sonra, İsrail Kuzey Afrika’daki stratejik müttefikini kaybetti », diyor Kahlawi. Beyamin Netanyahu ve Silvan Shalom (Gabes kentinde doğmuş Tunus kökenli) da dahil olmak üzere Siyonist yöneticilerin çoğunluğunun bunu açık bir şekilde kabul ettiğini sözlerine ekliyor.

2005 yılında, Tunus medyalarına yansımayan ve Dünya Bilgi Toplumu Zirvesiyle (SMSI) çakışan bir toplantı dolayısıyla Ben Ali, Shalom’u başkent Tunus’ta resmi olarak ağırlamıştı.

Kahlawi, Mossad’ın Tunus’ta yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ortaya çıkan son bilgilerin, Siyonist devletle işbirliğini ve ilişkilerin normalleşmesini suç sayan Anayasanın 27nci maddesine ilişkin teklifin meclis tarafından onaylanması için ayrıca gerekçe oluşturduğunu söylüyor.

« Al-Nahda normalleşmenin suç sayılmasına ilişkin teklifi, Tunus devletinin, kaçınılmaz olarak yıkılacak olan İsrail devletinden daha uzun ömürlü olacağı gibi demagojik bir gerekçe öne sürerek reddetmişti. »

Normalleşme karşıtı Tunuslu militanların çoğu al-Nahda’nın aldığı siyasi tavrın arkasında asıl nedenin « ABD’nin, normalleşme karşıtı örgütler tarafından teklif edilen 27nci maddenin kabul edilmesini engellemek için iktidardaki troyka ve daha çok al-Nahda üzerindeki baskısı » yüzünden olduğunu düşünüyorlar.   

(Al-Akhbar gazetesinde 31 Ağustos 2012 tarihinde Noureddin BALTAYEB ve Nizar MAQNI imzasıyla yayınlanan İngilizce yazıdan Info-Palestine sitesi için Naguib tarafından Fransızcaya çevrilmiştir http://www.info-palestine.net/article.php3?id_article=12618 İngilizce özgün metin 31.08.2012 http://www.english.al.akhbar.com/content/mossad-maghreb-stepping-its-game )

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.