Che, Afrika, Cezayir

 Ernesto Che Guevara, 17 Aralık 1964’te Paris'e uçar ve üç aylık bir uluslararası geziye başlar. Bu gezi sırasında Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşik Arap Cumhuriyeti (Mısır), Cezayir, Gana, Gine, Mali, Dahomey, Kongo-Brazzaville ve Tanzanya’yı dolaşır.
Che, ilki 1963’te diğeri, ikincisi ise son söylevini verdiği 1965’te olmak üzere Cezayir’i iki kez ziyaret etmiştir. 

 
 

Başkent Cezayir’e Temmuz 1963’te gerçekleştirdiği ilk ziyareti Che Guevara’ya bir başka kurtuluş mücadelesiyle, kendilerini yok etmeye çalışan İspanyol sömürgeciliğine karşı savaşım veren Sahravilerin (Batı Sahralıların) mücadelesiyle ilgilenme imkanı vermiştir. 

Juan Vivès adlı eski bir Küba gizli istihbarat görevlisinin öz yaşam öyküsünde yazan bilgilere göre, Cezayir Devlet Başkanı ve kurtuluş mücadelesi önderlerinden Ahmed Ben Bella, İspanyol işgaline karşı mücadele eden Sahraviler için Küba’dan yardım istedi. Che Guevara bu koşullar altında Başkent Cezayir’e geldi ve işleri kısa sürede ele aldı. Bir strateji uzmanı ve saha adamı olarak Sahravi militanlara bir yapı oluşturmak üzere  –Havana’nın yardımıyla- önce örgütlenmelerini öğütledi: bu yapı Sahra’nın Kurtuluşu Hareketi adını alacaktır.

Böylece, siyasi kadro, öğrenci olarak eğitilmek ve hatta Gençlik Adasında öğrenim görmek üzere çocuklar olmak üzere yüzerlerce Sahravi Küba’ya gitti. Adı geçen MLS (Sahra’nın Kurtuluşu Hareketi) örgütü, 10 Mayıs 1973’teki kurucu kongre sonrasında, 1971 ve 1972 yıllarında Saguia El Hamra ve Rio de Oro’nun Kurtuluşu için Ulusal Cephe (POLISARIO Cephesi) adını alan bir silahlı örgüte dönüştü.

Che’nin gerçekleştirdiği bu ilk ziyaretten birkaç ay sonra, Ekim 1963’te Fas Cezayir’e saldırdı. Başta Castro ve Guevara olmak üzere Kübalı yöneticiler, Sidi Bel Abbès’in güneyine, « kum savaşlarının » sürmesi durumunda müdahale etmeye hazır beklemek üzere acilen yirmi iki zırhlı araç ve birkaç yüz askerden oluşan bir birlik toplayarak ülkenin batısına gönderdi. Bu zırhlıları teslim eden SSCB, bunların sosyalist dahi olsa üçüncü bir ülkeye gönderilmesini yasaklamıştı. Ancak Havana bir dayanışma göstergesi olarak bu koşulu çiğnedi.

Devrimlerin katalizör rolü Che Guevara’yı Ben Bella’dan Başkent Cezayir’i Latin Amerika’daki kurtuluş hareketlerine cephe gerisi üssü olarak açmasını talep etmeye dahi yöneltti. Havana, sıkı bir şekilde yakından izleniyordu ve kurtuluş hareketlerinin kurmayı Che’nin komutası altında, Başkente hakim bir tepede yer alan ve Alger çatışmalarında işkence merkezi olarak kullanılan ünlü Susini villasını üs yaptı.

Che’nin Başkent Cezayir’i ikinci kez ziyareti Afrika Asya Ekonomik Dayanışma semineri dolayısıyla 22 ve 27 Şubat 1965 tarihleri arasında gerçekleşti. Davasına sıkı sıkıya bağlı bir devrimci olarak, 24 Şubat 1965 tarihinde Başken Cezayir’de yaptığı konuşma, o dönem sol militan ve önderlerin halk önünde dile getiremeyeceği görüşler içeriyordu.

Che özet olarak ‘Ağabeyi’ Sovyetler birliğine kırgındı. Zaten, Kruşçev’in Sovyet füzeleri krizi dolayısıyla attığı geri adım karşısında Kastro’nun kızgınlığını o da paylaşıyordu. Başkentte,  « emperyalist sömürüyle » işbirliği içerisinde olmakla suçladığı SSCB’ye karşı açık bir şekilde tavır alarak, « barış içinde bir arada yaşama » teorisine muhalefet etti. « Sosyalist ülkeler sömürgeci batılı ülkelerle zımni işbirliğine son verme ahlaki sorumluluğuyla karşı karşıyadırlar. »

Che, sosyalizm ve kapitalizm, kurtuluş için mücadele ve tüccar hukuku arasında uzlaşma değil, kafasındaki formüllerden birini yeniden uygulayabilmek için her yerde yeni Vietnamların olmasını istiyordu. Verdiği son söylev olan Başkent Cezayir’deki konuşmasında « "Bir ölüm kalım sorunu olan bu mücadelede hiçbir sınır yoktur. Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen olaylara karşı kayıtsız kalamayız. Bir ülkenin emperyalizme karşı zaferi bizim zaferimizdir, aynı şekilde yenilgisi de bizim yenilgimizdir. Baskı uygulayan bir siyasal gücün silahları aracılığıyla kurtuluşa varma olgusu, proletarya enternasyonalizmi kurallarına uygun bir şekilde ele alınmalıdır: Savaş halindeki sosyalist ülkedeki bir şirket müdürünün, ürettiği tankları ödeme garantisi sunmayan bir cepheye göndermeyi reddetmesini düşünmek ne kadar saçmaysa, kurtuluşu için mücadele eden ya da özgürlüğünü savunmak için silaha ihtiyacı olan bir halkın kredibilitesini kontrol etmek de o kadar saçmadır. » der.

Guevara daha da ileriye giderek, Batı’da ABD’nin ve doğu’da SSCB’nin önderliğindeki Kuzey yarımkürenin güney yarımküreyi sömürdüğünü söyler.

Ben Bella ve Che, Sahra Çölü altındaki bölgede Küba'nın ilk askerî operasyonunu bizzat Guevara'nın yönetmesi konusunda anlaşırlar. Bazı güvenilir kaynaklar Guevara'nın kendisini bu operasyonda desteklemesi için Castro'yu ikna ettiğini söyler. 

Bazı kaynaklara göre tersine, Latin Amerika ülkelerindeki koşulların  focos  gerilla çekirdeklerinin kurulması için henüz uygun olmadığını savunan Castro'nun bu eyleme girmesi için Guevara'yı ikna ettiği söylenir. Castro'nun kendisi de ikinci görüşün doğru olduğunu söylemiştir.

O zamanlar Cezayir'in devlet başkanı olan ve Guevara ile görüşen Ahmed Ben Bella ise şöyle demiştir: "Afrika'da hüküm süren durumun büyük devrim potansiyeline sahip görünmesi, Che'yi Afrika'nın emperyalizmin zayıf halkası olduğu sonucuna varmaya  itti. O da artık çabalarını Afrika'ya yönlendirmeye karar verdi."

Küba operasyonu, Kongo-Kinşasa'daki (önceleri Belçika Kongosu, sonradan Zaire ve günümüzde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) Partice Lumumba yanlısı Marksist Simba hareketinin desteklenmesi ile sürdürülecekti. Guevara, yardımcısı Victor Dreke ve on iki Kübalı 24 Nisan 1965'te Küba'ya vardı. Diğer Kübalılar da kısa süre sonra onlara katıldılar. Bir süre, gerilla lideri Laurent-Désiré Kabila ile çalıştılar. Kabila, aynı yılın Kasım ayında Kongo ordusu tarafından bastırılan bir isyana girişmeleri için Lumumba'nın destekçilerine yardım etmişti. Guevara, önemsiz biri olduğuna karar verdiği Kabila'yı bırakmış ve şöyle yazmıştır: "Hiçbir şey onun bu anın gerektirdiği adam olduğuna beni inandıramaz."

Guevara 37 yaşında ve resmî askerî eğitim almamış olmasına rağmen, Batista'nın devrilmesinde önemli yer işgal eden Santa Clara harekâtının da içinde bulunduğu Küba devrimi deneyimlerine sahipti. Astımı nedeniyle Arjantin'de askere alınmamıştı. Peron hükümetine olan muhalefeti göz önüne alındığında bundan gurur duyardı.

Mike Hoare'un içinde bulunduğu Güney Afrikalı paralı askerler ve Kübalı sürgünler Kongo ordusuyla birlikte Guevara'yı engellemeye çalıştılar. Guevara'nın haberleşmesini dinliyor, saldırmak için hazırlanan isyancılara ve Kübalılara pusu kuruyor ve Guevara'nın ikmal hatlarını kesiyorlardı. Guevara'nın amacı, yerel Simba savaşçılarına komünist ideolojiyi ve gerilla savaşını öğreterek bir anlamda Küba Devrimini Afrika’ya 'ihraç etmekti'. Guevara Pasajes de la Guerra Revolucionaria: Congo (Kongo Günlükleri)'nde devrimin başarısızlığının ana nedenleri olarak yerli Kongo kuvvetlerinin yeteneksizliği, uzlaşmazlığı ve kendi aralarındaki sürtüşmeyi göstermiştir. Aynı yılın sonlarına doğru astımı nüksetmiş, yedi ay sıkıntı yaşadıktan sonra düş kırıklığına uğramış bir şekilde, Küba'dan gelenlerden sağ kalanlarla (birliğinin altı üyesi ölmüştü) Kongo'yu terk etmiştir. Bir noktada yaralıları Küba'ya gönderip, tek başına savaşmaya devam etmeyi ve devrimcilere örnek teşkil etmeyi de düşünmüştü. Ancak silah arkadaşları ve Castro'nun gönderdiği iki memurun onu ikna etmesi sonucu Kongo'dan ayrılmayı kabul etti.

Moskova, « Commandante »nin SSCB’yi bu şekilde eleştirmesine izin vermeyeceğini ima ediyordu. Moskova tarafından « Troçkizm » ya da « Maoizm » ile suçlanan Che, Castro’yu rahatsız eder. 3 Ekim 1965 tarihinde, « dost » Castro, Guevara’nın kendisine sunduğu, görevlerinden istifa ettiği, 1959’de kendisine verilen Küba vatandaşlığından vazgeçtiğini ve fitilini ateşleyeceği başka devrimlere doğru yurtdışına çıkacağını bildiren mektubunu açıklar.

9 Ekim 1967 tarihinde Bolivya’da katledilecektir. 

 (internetteki çeşitli kaynaklardan derlenmiştir) 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.