Ayotzinapa

 Meksika’yı sarsan 43 kayıp

Oaxaca meydanında iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık var. Kaldırımlar, sundurma altları, tüccar ve esnaflar Ölüler Bayramında olduğu gibi bütün mallarını dükkan önlerine sermişler.

 

 

Dekorun arkası

Şeker toplayan çocuklar eşliğinde ara sıra geçen çalgıcı kortejinin gürültüsü, geleneksel halk şarkıları corridos’ların sıradanlığını bozuyor. Tam bir renk, lezzet ve ses şöleni yaşanıyor! Bu iki önemli gün sırasında, şehir ölülerini anmaya hazırlanıyor. Sadece akrabaları değil, ama aynı zamanda profesörler, sendikacılar, işçiler, 2006 yılında Oaxaca’da başlatılan ve XXInci yüzyılın en önemli toplumsal hareketi sayılan Eyalet Halklarının Halk Meclisi (APPO) girişimi sırasında ölenlerin bağlı oldukları örgüt ve toplulukların yöneticileri de buradalar. Belçika’dan altı kat büyük olan ve güneydeki Chiapas ve kuzeydeki Guerrero’yla birlikte tecrit ve sefaletten en çok etkilenen eyalette, bundan sekiz yıl önce halk, eyalet başkenti sokaklarında PFP(önleyici federal polis)’ye karşı gerçek bir şehir gerillası mücadelesi yürütüyordu. Yürütülen mücadele günlerinden kalma duvar yazıları, bize gözle görünen sükunetin gerisinde farklı bir gerçeğin gizlendiğini gösteriyor. Duvarlara, brandalara, patiskalara yazılan “Ayotzinapa” sözcüğü çarpıcı bir şekilde geçmişi anımsatıyor. İçten gülücüklerinin gerisinde, satıcılar aynı yüz ifadeleriyle kararlı bir şekilde yetkililere pankartlarını gösteriyorlar:

“Ayotzinapa! Mücadeleniz mücadelemizdir, acınız acımızdır.

Kaçırıldıklarında canlıydılar, onları yine canlı geri istiyoruz! ”

26 Eylül 2014 gecesi, Guerrero eyaletinin Iguala ilçesinde “Raul Isidro Burgos ya da daha yaygın bilinen ismiyle « Ayotzinapa » Özerk Kırsal Bölge Üniversitesi öğrencilerini hedef alan bir saldırı gerçekleştirildi. Öğrencilerin üçü öldürüldü ve 43’ü kaçırıldı. Saldırılar « Guerreros Unidos » uyuşturucu karteliyle işbirliği yapan bölge polisi tarafından gerçekleştirildi.

Zocalo’daki büyük meydana ulaşmak için iç içe girmiş çadırların arasına girince, yoldan geçenlerin dalgın bakışları altında, çok yoğun bir militan faaliyetinin varlığını hissediyoruz. Aktivistlerin gerçekleştirdiği toplantılarda harıl harıl gerçekleştirilecek eylemler örgütleniyor: yürüyüşler, gösteriler ve grevler.

Mücadeleniz mücadelemizdir

45 yaşındaki ev kadını Eva, çocukları örgütlerde militanlık yapan birçok anneden sadece biri. “Ayotzinapa’da kaçırılan öğrenciler bizim çocuklarımız da olabilirdi. Köylüler olarak sefalet içerisindeyiz, her gün haksızlıklarla karşı karşıyayız ve özel şirketler topraklarımıza ve doğal kaynaklarımıza el koyup yağmalıyor. Hepimiz çocuklarımız için daha iyi bir gelecek düşü kuruyoruz. Öğrenim görebilsinler ve hak ettikleri eğitimi alabilsinler istiyoruz. “Özerk” üniversitelere saldırarak Devlet doğrudan halkı hedef alıyor!”

Sierra’nın en ücra yerindeki yerel toplulukta pedagoji profesörü olan 34 yaşındaki Victoria, “hayatta kalma savaşı veren insanların yaşadığı en ücra, en fakir köyler çok kızgınlar ve büyük muhteşem bir öfke duyuyorlar. Ayotzinapa olayı o kadar çarpıcı ki, yetkililer ve yardakçıları halka karşı öylesine zalimce davrandılar ki halkın artık bunlara dayanacak hali kalmadı! Sürekli olarak devlet tarafından aldatılmaktan bıktık artık! Çünkü açıkladıkları gibi 3 öğrencinin ölümünden ve 43’ünün kaçırılmasından denetlemeyen cinayet şebekeleri değil doğrudan devlet sorumlu!”.

“Özerk üniversiteler” neden hedef alınıyor?

Siyasi içerikli duvar yazıları yazan, yetenekli genç grafittici Paco, bu öğrenim kurumlarıyla şunları söylüyor:  “Ayotzinapa Üniversitesi öğrencileri her zaman asi ruhlu olmuşlardır. Kırsal Özerk Üniversiteler, daha çok burjuvazinin işine yarayan Meksika Devriminin ilkelerini en azından uygulamayı deneyen tek Başkan olan Lazaro Cardenas döneminde 1930’lu yılların sonunda kuruldu. Bunlar, daha ilkokul çağından itibaren eğitim sisteminin dışında bırakılan öğrenciler için, kentlerde ya da kırlarda oluşturulan halk üniversiteleridir. Kayıt parasını, harçları ve eğitim malzemelerini karşılayamayan kız ve erkek öğrencilerin öğrenim görebilmeleri için kurulmuşlardır. Kırsal kesimde olanlarda aynı zamanda köylü ailelerine gıda ve konaklama için ayrıca bursların da ödendiği yurtlar da bulunuyor.” 

Victoria da kırsal üniversitede okudu. “Özgeçmişimin de teyit ettiği gibi bu üniversitede öğrencilere ilerici ve özgürlükçü bir eğitim veriliyor. Buradan mezun olanlar doğrudan en ücra yerlerde ilkokul ya da ortaokul öğretmeni  (maestros) olarak atanıyorlar.”          

“Ayotzinapa’daki üniversitenin tarihi bir niteliği de var” diyor Paco, “ünlü gerilla önderleri Lucio Cabanas ve Gennaro Vasquez (70 yılların başında Amerikan hedeflerine saldırılar düzenleyen ACNR örgütü liderleri) 60’lı yıllarda burada okudular”. Ayotzinapa uzun süredir devletin merceğinde. Yetkilere göre burası dağıtılması gereken, gerilla yetiştiren bir terörist yuvası! Ancak bu iş öyle göründüğü kadar kolay değil, çünkü bu özerk kurumlar kendi aralarında dayanışma içerisindeler ve FECSM (Meksika Sosyalist Köylü Öğrenciler Federasyonu) desteği ile baskılara karşı birlikte direniyorlar. 26 Eylül tarihinde Ayotzinapa’da yaşanan olay, bu barbar sistemi sorgulayan herkese karşı vurulan sert bir darbedir. Ve her geçen gün bu gençleri canlı bulma umudumuz azalıyor”.

Hükümetin özelleştirme hamlelerine karşı yürütülen kavganın ön saflarında

“Öfke ve direniş gün geçtikçe daha da çok artıyor” diye devam ediyor Eva, “belki de devlet çok uzakta kaldı ve gerçekleştirdiği operasyon karşılığında ödeyeceği siyasal bedeli tam olarak hesaplayamadı. Uygulayıcılar öylesine acımasız bir ruh hali içindelerdi ki Meksika halkı gün geçtikçe cahilliğe ve yenilgiye teslim oluyordu. Amerikalılar bile Başkan Peña Nieto’ya uygulanan şiddeti şikayet ettiler. Ticaretlerini daha sakin bir ortamda yapmak istiyorlar…”.

Paco’ya göre, “bugün bu öğrenim kurumlarının hedef alınması çok normal. Eğitim Emekçileri Ulusal Merkezi (CNTE) içerisinde örgütlenen diğer emekçilerle birlikte hükümetin ülkenin gazını, petrolünü ve elektriğini gasp edip bir avuç zengine vermeyi hedefleyen enerji alanındaki reformlar gibi özelleştirme hamlelerine karşı yürütülen kavganın ön saflarında yer alıyorlar. Toplumun tüm kesimleri bu politikanın yansımalarından etkileniyor. Ve tabii milli eğitim de bundan nasibini alıyor. Hükümet ayrıca maestros’ların özel üniversitelerde yetiştirilmesini istiyor ve bunu kolaylaştırmak için Chiapas ve Guerrero Eyaletlerinde birçok kırsal üniversite kapatıldı. Eğer direnmezsek neleri kaybedeceğimizi bir düşünün! Bir özerk kırsal üniversite profesörünün Meksika halkının bilinçlenmesinde oynadığı rolü bir düşünün!”

Öfkeden örgütlenmeye

Ayotzinapa olayından beri tüm Meksika ayakta. Elde edilen verilen kart postalın gerisindekileri ortaya koydu: ülkenin uluslararası sermayeye peşkeş çekilmesine direnen herkesi terörize eden şiddet yanlısı ve acımasız Meksika devletinin gerçek yüzüdür bu. Halka karşı yürütülen, düşük yoğunluklu, kirli bir savaş söz konusudur. Güvenilir, sağlıklı rakamlara ulaşmak olanaksız ama burada 2006’dan beri 100 000 ölüden söz ediyoruz ve neoliberal parti PAN’ın lideri Felipe Calderon’un Başkanlığı, uyuşturucu kaçakçıları, silahlı milisler, güvenlik güçleri, geleneksel siyasal partiler (PRI-PAN-PRD) ve hükümet arasındaki ortaklığı daha önce hiç görülmemiş şekilde geliştirdi. Hepsi uluslararası özel şirketlerin ve kendi çıkarları etrafında kenetlenmiş durumdalar, tıpkı Kolombiya’daki gibi…

Halbuki birçok kişinin (profesörler, sanatçılar, insan hakları savunucuları, ilerici avukatlar, devrimci sendikacılar) ortak kanısına göre Ayotzinapa olayı halkın uyanmasını ve korkularından sıyrılmasını sağladı… Öfkeden örgütlenmeye giden yol henüz çok uzun ama bundan böyle Meksika’da bir Ayotzinapa öncesi ve sonrası mutlaka olacaktır.   

(Investig’Action www.michelcollon.info sitesinde 7 Kasım 2014 tarihinde Petia Micheroux imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir http://www.michelcollon.info/Ayotzinapa-les-43-disparitions-qui.html )

 

Yazdıre-Posta

Irish gambling website www.cbetting.co.uk Paddy Power super bonus.