Özel operasyonların altın çağı

MIL_SOCOM_Logos.gif 

ABD hükümeti talimatıyla yürütülen, yasadışı nitelikte ve yasalara aykırı operasyonlar yani özel ya da « Gizli Operasyon » görevleri 2015 yılı itibariyle toplam 105 ayrı ülkede yürütülmektedir.

Gecenin kör karanlığında, Boeing V-22 Osprey « tilt-rotor »a bindiler[1]. Dünyanın en tehlikeli ülkelerinden birinin iç taraflarında ücra bir bölgeye indikten sonra bir köye saldırdılar ve birdenbire kendilerini hayatlarının tehlikede olduğu bir çatışmanın ortasında buldular. « US Navy SEALs » (ABD Deniz Kuvvetlerinin en önemli özel kuvvetler gücü) kaçırılan ABD’li gazeteci Luke Somers’i kurtarmak için iki hafta içerisinde ikinci operasyonunu düzenliyor. Ve ikinci kez yine başarısız oluyorlar. 6 Aralık 2014’te, Amerika’nın ağır silahlarla donatılmış en yetkin 36 komandosu, uydu, insansız hava araçları ve ileri teknoloji dinleme aygıtlarıyla sağlanan istihbaratı kullanarak, gece görüş gözlükleriyle birlikte, Yemen özel kuvvetlerinin desteğinde Arap yarımadasında altı El Kaide militanıyla çatıştılar. Çatışmalar sona erdiğinde Somers’in ve ertesi gün serbest bırakılması beklenen Güney Afrikalı Profesör Pierre Korkie’nin öldükleri anlaşıldı. Yerel kaynaklara göre, militanların çoğu kaçma imkanı bulurken komandoların ateşiyle sekiz sivil de öldürüldü.

Bakış açınıza göre, bu kanlı çatışma Amerikan özel kuvvetlerinin kullanıldığı özel operasyonlarının sayısının rekor kırdığı utanç dolu bir yılın son olayı olarak ya da daha şimdiden benzer rekorların umut kırıcı yeni bir yılın başlangıcı olarak değerlendirilebilir.

ABD Özel Kuvvetlerinin (SOCOM) halkla ilişkilerinden sorumlu Yarbay Robert Bockholt’un görüşüne göre, Amerikan Özel Kuvvetleri 30 Eylül 2014’te sona eren mali yıl süresince toplam 133 ülkede kullanılmıştır (ki bu sayı Dünya ülkeleri toplamının yaklaşık olarak %70’ine karşılık gelir). Üç yıl boyunca, ülkenin elit güçleri 150 farklı ülkede etkinlik yürüttüler ki bu sayı da 2014’te toplam ülke sayısının %80’inin « işgal edildiği » anlamına gelmektedir.

Önemli ve başarılı sonuçlarına karşın, Dünya çapında yürütülen bu topyekun ve gizli savaştan ne gariptir ki Amerikalıların pek haberi yok. Geçen Aralık ayında Yemen’de yaşanan fiyasko bir kenara konulacak olunursa, özel kuvvetlerin yürüttüğü görevlerin büyük çoğunluğu, her türlü dış denetimin ya da basının derinlemesine analizinden korumalı olarak gizli tutulmaktadır. Gerçekten de, SEAL üyelerini bir kez daha öne çıkaran ya da olay anında sahada bulunan ayrıcalıklı gazetecilerin aktardığı bazı yorumlar, askeri birimlerin, Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamaların sunduğu birkaç bilgi kırıntısı (ki bunlar da sıkı bir denetimden geçirilip dikkatle seçilmektedir) dışında, özel kuvvetlerin yaptıklarının büyük bir bölümü hiçbir zaman titiz bir incelemeye tutulmuyor ve bu da felaket boyutunda sonuçlar olması ihtimalini arttırmaktan başka bir ie yaramıyor.

Altın Çağ

Geçen Ağustos ayında SOCOM komutanı iken « Komutanlık doruk noktasında. Bu gerçekten de özel operasyonların altın çağı » diye açıklama yaptı West Point Askeri Akademisi[2] mezunu ve Amerikan Ordusunun Rangers’i, General Joseph Votel III. Söylemi biraz şaşaalı gibi görünse de, sözlerinde kesinlikle abartı olmadığını belirtmemiz gerekir: 11 Eylül 2001’den beri özel kuvvetler, üyelerinin sayısı, bütçeleri, Washington yönetimine etkileri ve Amerikalıların imgeleminde işgal ettikleri yer anlamında dikkat çeken bir büyüme kaydettiler. 2001’e göre komutanlığın üyelerinin sayısı ikiye katlandı (33 000’den bugün 70 000 sayısına ulaştılar) ve son üç yıl içerisinde aralarında SOCOM Komutanı Amiral William McRaven’in de (yakın zamanda emekli olan) görev aldığı 8000 personel daha eklendi buna.

Bu çarpıcı istatistikler, ABD elit güçlerinin çoğunluğunun dünya çapında genişleyen menzili ve gelişimi konusunda tam bir fikir sahibi olmamıza yetmiyor. Bunun için, SOCOM’un büyük gelişme kaydeden ve her bir küçük biriminin ayrı bir öneme sahip olduğu yapısının bir özetini yapmak kaçınılmazdır. Liste biraz sıkıcı gelebilir ama bütünlüğü içerisinde ulaşabildiği noktaları kavramamızı sağlayacak tek imkandır.

SOCOM birliklerinin temel unsurlarını Rangers’ler, yeşil bereliler ve ordunun diğer askerleri, ardından da Air Force, SEALs, Special Warfare Combatant-Craft Crewmen[3] ve Navy’nin destek personeli ve az sayıda deniz piyadesi oluşturmaktadır. Öte yandan, aşağıdaki özel operasyon birliklerinin bölündüğü  « alt-birlikler » dikkate alındığında komutanlığın kapsamı daha iyi anlaşılacaktır:

à OSCAFRICA, SOCEUR, Avrupa grubu;

à SOCKOR, ağırlıklı olarak Kore için oluşturulmuştur;

à SOCPAC, Asya-Pasifik bölgelerini kapsar,

à SOCSOUTH, Orta Amerika, Güney Amerika ve Karaip Ülkelerinde görev yürütür,

à SOCCENT, US Central Command (CENTCOM)’un Ortadoğu’daki alt birliği,

à SOCNORTH, « Ulusal savunma» ile ilgilidir;

à Nihayet, hemen hemen dünyanın her yerine burnunu sokan ve her alandan gelen unsurlardan, ama ağırlıklı olarak SEALs’ler, Air Force’un havacı askerleri ve Ordunun terörizmle suçlanan kişilerin takibi ve öldürülmesinde uzmanlaşan Delta Force’lardan oluşan, yasadışı bir alt komutanlık olan (daha önce McRaven ve ardından Votel’in yönettiği), JSOC (Joint Special Operations Command).

Ve bununla da bitmiyor. McRaven’in, « aynı anlayışa sahip uluslararası kurumsal müttefik ve ortaklardan oluşan küresel boyutta bir SOF (Special Operation Force) şebekesi » kurma kararlılığı nedeniyle, bundan böyle müttefik ülkelerin özel kuvvetlerine danışmanlık hizmeti sunmak üzere ABD’deki 14 önemli elçiliğe özel kuvvetlerin irtibat subayları yerleştirilmiştir.

Votel’e göre, Avustralya, Brezilya, Kanada, Kolombiya, Salvador, Fransa, İsrail, İtalya, Ürdün, Kenya, Polonya, Peru, Türkiye (‘One Minute’ünü yiyim sizin…) ve İngiltere’de SOLO şimdiden faaliyettedir. 2019’da 40 ülkeye kadar yayılma hedefine kısa sürede ulaşacak gibi görünüyor. Komutanlık ve özellikle de JSOC, CIA, FBI ve NSA ile çok sıkı koordinasyon içerisinde.

Gölge Operasyonlar

Özel kuvvetler komutanlığının dünya yüzeyindeki menzili, ABD ya da Güney-doğu Asya’nın ya da Afrika’nın ücra bölgelerindeki üslerden hareketle yapılan gizli operasyonlarda kullanılan daha küçük ve etkin gruplarla daha da kapsamlıdır. 2002 yılından beri SOCOM’a, CENTCOM gibi daha önemli komutanlıklara tanınan kendi Joint Task Force (birleşik görev gücü) oluşturma izni verilmiştir. Örneğin Filipinler’deki Özel Operasyonlar Birleşik Görev Gücü’nü (JSOTF-P) ele alırsak, burada başlangıçta Ebu Sayaf gibi isyancı gruplara karşı Filipinli müttefikleri tarafından yürütülen kontr-terör operasyonlarına destek vermek üzere 600 personel mevcuttu. On yıl süren mücadele döneminden sonra, bunların sayısı azaldı ama bölgede yoğun şiddet ortamı hüküm sürerken buradaki personel hala görevi başında.

Öte yandan, Haziran 2014’te kamuoyuna kısa sürede bir tasfiyenin gerçekleştirileceği açıklandı. Bir sonraki ay Silahlı Kuvvetler Komitesi önünde Votel « JSOTF-P artık faaliyet yürütmeyecek ve OEF-P harekatı [Filipinliler için Özgürlük Operasyonu]2015 mali yılı içerisinde sona erecektir » diye açıklama yapacaktır.  

« Amerikan Ordusuna bağlı, PACOM kapsamındaki az sayıda asker, PSF’ye (Filipin Özel Kuvvetleri) terörizme karşı görevlerinde yeteneklerini geliştirmek üzere destek vermeye devam edecektir… »  

Öte yandan aylar sonra, Filipin Özel Operasyonlar Birleşik Görev Gücü hala operasyonlar yürütmeyi sürdürüyor. Ordunun basın sözcüsü Kari McEwen, War is Boring (iletişim medyası)’ten gazeteci Joseph Trevithick’e « personel sayısı azaltılmış olsa da JSOTF-P hala görevini sürdürüyor » der.

Special Operations Joint Task Force-Bragg olarak adlandırılan bir başka birim, 2014 başında Pentagon varlığını resmen kabul edene kadar yıllarca gizlice faaliyet yürüttü. SOCOM üyesi Bockholt’a göre, bu birimin işlevi « Special Operations Joint Task Force-Afghanistan komutanlığına destek vermek üzere Afganistan’da görevlendirilmeden önce Amerikan gizli servis unsurlarının eğitimi ve silahlandırılmasıydı ». Bu birim on yıldan uzun bir süre boyunca « Afgan Hükümetinin otorite ve hükümranlığından kaynaklanabilecek her türlü isyanı engellemek üzere “gizli” operasyonlar » yürüttü. Bunlar birçok sivilin ve savaşçının ölümüne yol açan, kurbanlarının sayısı belirlenemeyen gece yürütülen hava saldırıları, kaçırma harekatları (çoğu zaman Afgan elit güçlerince desteklenen)anlamına gelmektedir. Halkın bu saldırılara karşı gösterdiği yoğun tepki karşısında Afgan Cumhurbaşkanı Hamit Karzai 2013 bu operasyonları lanetlemek zorunda kaldı. 

Amerikan özel kuvvet operasyon güçlerinin 2014’te destek konumuna geçecekleri ve Afgan elit birliklerine işin idaresini bırakacağı sanılıyordu. USA Today’e verdiği bir demeçte Afgan gücünde görevli Albay Patrick Roberson « onlara komutayı devretmek istiyoruz » diye açıklıyor. Öte yandan harekat gücünün sözcüsü LaDonna Davis’e göre, geçen yıla kadar operasyonları Amerikan özel operasyon mensupları yönetiyorlardı. Amerikan Ordusu, komandoların yürüttüğü ya da katıldıkları operasyonların sayısını açıklamaktan özellikle kaçınıyor; öte yandan bazı kaynaklara göre, Afgan özel operasyon güçleri 2014 yılı içerisinde her ay 150 göreve katıldılar. Special Operations Joint Task Force-Afghanistan güçlerinden Binbaşı Loren Bymer, Tomdispatch’e yaptığı açıklamada şöyle der « size gerçekleştirilen operasyonların tam sayısını bildirmem mümkün değil ». « Öte yandan, Afganlılar %96 ile özel operasyonlarda ilk sırayı elde tutuyorlar ve başarılı olmaları için müttefiklerimizi eğitmeye, danışmanlık vermeye ve yardım etmeye devam ediyoruz. » Özel operasyon güçlerinin etkinliğinin burada bittiğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz; Special Operations Joint Task Force-Afghanistan bünyesinde « Afgan güvenlik güçlerine ait özel kuvvetlerdeki müttefiklerimizi eğitmek ve danışmanlık sunmakla görevli » beş danışma grubuna sahip diyor Votel. « İşbirliği içerisinde olduğumuz ülkelerin düşmanlarımızla savaşmaya devam edebilmeleri için, Amerikan özel harekat kuvvetlerinin spesifik alanlarda spesifik birliklerle taktik planda danışmanlık verecek durumda olmaları gerekir » diye açıkladı Amerikan Senatosu Silahlı Kuvvetler Komisyonuna. Gerçekten de geçen Kasım ayında Karzai’den sonra göreve gelen Eşref Gani, gece gerçekleştirilen saldırılara ilişkin getirilen yasağı kaldırmıştı ki bu da Amerikan danışmanlara 2015’te özel harekatlar yürütme imkanı tanımıştır.

Öte yandan, taktik görev yürüten özel harekat birliklerinin sayısı azalacaktır. SOCOM Komutan Yardımcısı Tuğamiral Sean Pybus’a göre, Afganistan’da görevlendirilen SEALs birliklerinin yarısı geçen ayın sonunda ülkeden geri çekilecek ve « Asya, Akdeniz, Gine Körfezi ya da hatta Basra Körfezi’ne ABD’nin verdiği desteği göstermek için » yeniden konuşlandırılacaktı. Yine de, Afganistan’da Kandahar yakınlarında mensupları Combined Joint Special Operations Task Force-Afghanistan ile birlikte uyum içerisinde görev yapan Özel Kuvvetlerin 7nci Grubunun Komutanı Albay Christopher Riga, savaşmaya devam etme niyetini açıkça ortaya koydu. Yılsonu gerçekleştirilen bir ödül töreninde, « Afganistan’da halen çok çatışma oluyor ve pek bitecek gibi de görünmüyor. Buradan ayrılıncaya kadar düşmanı yok etmeye devam edeceğiz » dedi.

Yukarıda saydığımız bütün bu güçlere Special Operations Command Forward (SOCFWD)’u de katabiliriz: ordunun açıklamalarına göre bunlar, « özel harekat güçlerinin hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için işbirliği ve angajman güvenliğinin koordinasyonunu » sağlayan küçük ekiplerdir. Bu konuda birçok kanıt bulunsa da SOCOM bu komutanlığın varlığını inkar etmeye devam ediyor. Dünya çapında görevlendirilen ekiplerin tam sayısını bilmiyoruz ama bu ekiplerin özellikle Pakistan, Yemen, Lübnan, Doğu Afrika, Orta Afrika ve Batı Afrika’da görev yaptıklarını biliyoruz. Gerçekten de Afrika Amerikan Özel Kuvvetlerinin yürüttüğü gizli operasyonlar için anahtar konumda. Geçen ilkbaharda, General Vottel 352nci Özel Harekat Grubu üyelerine « bu çok özel birimin, Afrika’da olsun Avrupa’da olsun beklenmedik olaylar karşısında dikkat çekici işler gerçekleştirdiğini, getirdikleri katkının çok önemli » olduğunu açıklıyordu.

Hava Kuvvetlerine bağlı komandolar Afrika kıtasında yürüttükleri operasyonlarda nadiren yalnız kalıyorlar. Son yıllarda, SEALs’ler Somali’de başarılı bir kurtarma operasyonu düzenlemelerine karşın bir başka kaçırma harekatları başarısızlıkla sonuçlandı. Libya’da Delta Force komandoları gerçekleştirdikleri şafak harekatıyla bir El Kaide militanını yakalarken, SEALs’ler Libya’dan gelen yükü taşıyan ve ABD destekli hükümetin hırsızlıkla suçladığı bir petrol tankerine el koydular. Öte yandan SEALs’ler Güney Sudan’da başarısızlıkla sonuçlanan ve kendilerini taşıyan uçak isabet aldığı için bazı unsurlarının yaralandığı bir tahliye operasyonu yürüttüler. Bu sırada, hızlı bir şekilde müdahale imkanına sahip olan Deniz Kuvvetleri Özel Harekat Birimi (NSWU10) Uganda, Somali ve Nijerya gibi « stratejik ülkelerde » harekat yürüttü.

« Terörist » güçler Libya Ordusunca korunan kamplarına iki kez saldırıp Amerikalılara ait ileri teknoloji ürünü donanımı, yüzlerce silahı (Glock, M4), gece görüş aygıtlarını ve sadece uzman donanımlarla yakalanabilen özel lazerleri çaldıktan sonra, Libya’da yasadışı bir şekilde bulunan bir Özel Harekat grubunun varlığı ortaya çıktı. Grup operasyonu iptal etmiş ve kampı terk etmiş, kamp da daha sonra milislerin eline geçmişti.

Geçen Şubat ayında elit birlikler, her yıl düzenlenen ve ev sahibi ülke dışında, Kanada, Çad, Fransa, Moritanya, Hollanda, Nijerya, Senegal, İngiltere ve Burkina Faso güçlerinin katıldığı Fintock 2014 kontrterör tatbikatı kapsamında üç haftalığına Nijer’e gittiler. Birkaç ay sonra, ABD’de SOCOM’da kontrterör eğitimi gören Burkina Faso’lu bir subay yönetime el koydu. Bununla birlikte özel harekat güçlerinin çok da çekingen davrandıklarını iddia edemeyiz: geçen yıl, SOC FWD West Africa’nın deteminde, özel kuvvetlere ait 5nci Tabur ve 19ncu grup Fas elit birlikleriyle birlikte Marakeş kenti dışındaki bir üste ortak askeri tatbikat yaptılar.

Fırsatlarla dolu bir dünya

Bu arada, Afrika kıtasında gerçekleştirilen operasyonlar, denizaşırı özel harekatlar komutanlığının etkinlik alanındaki gelişmeyi ancak kısmen açıklayabiliyor. Georges Bush’un Başkanlık dönemi sona ererken, özel harekat güçleri 60’a yakın ülkede konuşlanmıştı. Washington Post’tan Karen DeYoung ve Greg Jaffe’e göre bu sayı 2010 yılında 75’e ulaştı. 2011’de SOCOM sözcüsü Albay Tim Nye, TomDispatch’a aynı yılın sonunda 120 ülkede faaliyet yürütüldüğünü açıkladı. Ardından 2013 yılında Robert Bockholt bu sayının 134 ülkeye yükseldiğini söyledi. 2014’te McRaven ve Votel’in komutası altında, yine Bockholt’a göre, küçük bir azalmayla bu sayı 133’e düştü. Öte yandan, Savunma Bakanı Chuck Hagel, 2014 yılında yaptığı bir konuşmada, McRaven’in komutası altında (Ağustos 2011-Ağustos 2014 arası), özel harekat güçlerinin 150 farklı ülkede konuşlandığını belirtti; « aslında, SOCOM ve Amerikan Ordusu, hiçbir zaman bu kadar farklı mekanlarda ve çok çeşitli görevlerde, görev yapma imkanı bulmadığını » söyledi.

Ve şaka yapmadıkları bal gibi ortada: Bockholt’a göre, 2015 mali yılının daha ilk iki ayı içerisinde bile özel harekat güçleri toplam 105 ülkede görev yaptı. SOCOM bu arada söz konusu görevlerin türü ya da bu kadar çok ülkede hazır bulunmalarının sağladığı kolaylıkların ne olduğunu açıklamaktan kaçındı. Komutanlık hatta ABD’nin son üç yıl içerisinde bu güçleri kullandığı ülkelerden birinin dahi adını vermek istemedi. Her halukarda, bugüne kadar gerçekleştirilen birkaç harekatta, faaliyete ve tatbikata ilişkin yapılabilecek küçük bir özet dahi komutanlığın gezegenin her köşesindeki güçlerle ittifak kurma arayışında olan bir « kaşif » gibi hareket ettiğini bize göstermeye yetiyor.

Ocak ve Şubat aylarında özel kuvvetlerin 7nci grubunun ve özel harekatçıların 160ncı Hava Alayı, Joint Combined Exchange Training[4] kapsamında Trinidad ve Tobago silahlı kuvvetleriyle bir ay boyunca ortak eğitim yaparken, Özel Harekatçıların 353ncü grubuna bağlı birlikler Tayland Kraliyet Hava Kuvvetleri askerleriyle Tayland’ta Udon Thani’de paraşütle atlama tatbikatı yaptılar. Şubat ve Mart aylarında, Özel Kuvvetlerin 20nci grubuna mensup Yeşil Bereliler, Joint Combined Exchange Training (JCET) kapsamında Dominik Cumhuriyeti elit birlikleriyle ortak tatbikat yaptılar.

Mart ayında, Deniz Kuvvetlerinin özel harekat askerleri ve Deniz muharebe 1 nolu birimi, güdümlü füze savaş gemisi USS Cowpens’te, « Hint Okyanusu – Pasifik havzasında istikrar ve güvenliği » tesis etmek amacıyla her yıl düzenlenen bir tatbikat olan Multi-Sail 2014 kapsamında tatbikat yaptılar. Yine aynı ay içerisinde, elit askerler, denizciler ve havacılar Belize Ordusuyla ortak olarak düzenlenen Fused Response tatbikatına katıldılar.

« Bu tür tatbikatlar Amerikan ve Belize Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkileri güçlendiriyor » diyor Belize’li Hava Yarbay Heber Toro.

Nisan ayında, özel güçlere ait 7nci grubun askerleri, Honduras askerleriyle Soto Cano hava üssünde ortak paraşüt atlayışları gerçekleştirdiler. Aynı şekilde 2014 ilkbaharında Afganistan’ın güneyinde gizli operasyonlar da gerçekleştirdiler. Haziran ayında, kaçırılan Çavuş Bowe Bergdalh’ı kurtarmak için Delta Force tarafından Afganistan’da operasyonlar yürütülürken, özel kuvvetlerin 19ncu grubu mensupları Arnavutluk’ta JCET operasyonu gerçekleştirdi. Delta Force komandoları aynı şekilde, Libya Bingazi’de 2012’de dört Amerikalının ölümüyle sonuçlanan saldırının şüphelisi Ahmed Abu Khattal’ı kaçırdılar; aynı sıralarda, yeşil bereliler IŞİD’e karşı verilen savaşta danışmanlık yapmak üzere Irak’ta görevlendirildiler.

Haziran ve Temmuz aylarında, özel kuvvetlerin 522nci bölüğüne mensup 26 asker, Sri Lanka, Tanzanya, Japonya gibi ülkelerin yanı sıra başka ülkelerde de « Pacific Area Responsability’de bulunan bir yere kadar uçağa koruma sağladıkları » beş kıtaya yayılan ve dört hafta süren bir operasyon gerçekleştirdiler[5]

Temmuz ayında Amerikan güçleri, her yıl düzenlenen Fuerzas Comando adı verilen ve keskin nişancı atışı, hedef atışları ve engelli parkurlardan oluşan ve 16 farklı ülkenin elit birliklerinin katıldığı bir askeri yarışma kapsamında Kolombiya’ya Tolemaida’ya gittiler.

Ağustos ayında özel kuvvetlerin 20nci grubuna ait askerler Surinamlı elit birimlerle birlikte bir JCET gerçekleştirdiler. « Bir ay içerisinde sizlerle birlikte çok gelişme kaydettik. Gelecekte işbirliği yapmamız gerektiğinde, artık gözü kapalı güvenebileceğimiz dostlarımız ve ortaklarımız olduğunu biliyoruz » diyor bu birime mensup bir astsubay. Irak’ta yeşil bereliler Sincar Dağında Yezidileri IŞİD’ten korumak için bir keşif görevi yürüttüler; aynı anda, Delta Force komandoları, IŞİD’in kaçırdığı Amerikalı gazeteci James Foley’i ve diğer rehineleri kurtarmak amacıyla Suriye’nin kuzeyinde bulunan bir petrol rafinerisine operasyon düzenlediler. Görev büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı ve kısa bir süre sonra Foley feci bir şekilde infaz edildi.

Eylül ayında, özel kuvvetlere ve Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, İngiltere, Lituanya, Norveç, Polonya, İsveç ve Slovenya gibi ülkelerin elit birliklerinden oluşan destek ekibine mensup 1200 asker, yakın dövüşten, keskin nişancı taktiklerine, gemiyle gerçekleştirilen operasyonlar ve kurtarma operasyonlarına kadar geniş kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirdiler.

Eylül ve Ekim aylarında Rangers’lerin 3ncü Taburu mevzilerde gedik açma ve bunkerleri imha etme tatbikatları için Güney Kore’ye gittiler. Ekim ayında, Hava Kuvvetlerine (Air Force) bağlı komandolar aynı şekilde İngiltere’de, Stanford’tan Thetford’a kadar olan tatbikat bölgesinde simülasyonu yapılan kurtarma görevleri gerçekleştirdiler. Bu arada, Kıbrıs’ın güneyinde, Navy’ye baplı unsurlar, Libya’da isyancılar tarafından kuşatılmış bir limanda mahsur kalan petrol tankerine el koydular. Bir sonraki ay, SEALs’ler çok kan dökülen ve aralarında Luke Somers’in de bulunduğu iki rehinenin ve sekiz sivilin ölümüne yol açan harekatı gerçekleştirdiler. Tabii ki, yukarıda sayabildiklerimiz zar zor gazetelere çıkabilen görevlerden sadece birkaçıdır.

Gerçekten de her yerde olmak istiyorlar

McRaven için dünya birbiriyle bağlantılı olduğu kadar istikrarsız da. Geçen yıl, güvenlik sektörü ve ordu mensuplarının bir araya geldiği her yıl düzenlenen Geolnt buluşmasında McRaven kendinden emin bir tavırla, « Latin Amerika’da yaşananların Batı Afrika’daki olayları etkiliyor, bu da bu kez Güney Avrupa’da olanlara yansıyor, bu durum da Güney-Doğu Asya’daki gelişmeleri etkiliyor. »

Peki bu istikrarsızlığı önlemek için önerdikleri çözüm ne? Daha çok ülkede daha fazla görev; McRaven Özel harekatların başındayken, bu görevler gezegenin dörtte üçünü ilgilendiriyordu. Ve bugünkü durum gelecek yıllarda da aynı hızla devam edeceklerini gösteriyor bize. Geolnt sırasında Votel « her yerde var olmak istiyoruz ». Elit kuvvetler 2015 yılına da iyi bir giriş yaptılar.

Aynı kişi geçen ilkbaharda İngiltere’de « Ülkemiz özel harekat güçlerinden çok şey bekliyor » diye açıkladı. « Çok zor koşullar altında gerçekleştirdikleri görevlerini ifa ederken onlara destek olmamızı ümit ediyorlar ». Bu görevlerin türü ve gerçekleştirildikleri yerler hala meçhul ve Votel bu konuda bize en küçük bir bilgi verecek durumda değil. SOCOM, « üzgünüm ama cevabım hayır olacaktır » diye yanıtlıyor TomDispatch’in halen yürütülen ve planlanan harekatlarına ilişkin sorusunu. Gerçekten de komutanlık tüm mensuplarına ABD adına yürüttükleri ve vergi gelirleriyle finanse edilen harekatlara ilişkin bilgi vermelerini yasaklamış durumda. Bunun niye böyle olduğunu tahmin etmek çok da zor değil…

Votel günümüzde, 11 Eylül sonrası zafersiz savaşlara bulaşan, gerçekleştirdiği müdahalelerin olumsuz yankılarından etkilenen, sınırsız cinayetler işleyen, hoşuna gitmeyen bilgileri engelleyen ve en çarpıcı skandallara bulaşan bir ordunun « medarı iftiharıdır ». Gizlilik ve kabadayılığı akıllıca bir araya getirme başarısı, kilit anlarda bilgilerin kamuoyuna duyurulması, pazarlama becerisi ve kamuoyuyla ilişkilerin muhafaza edilmesi, onları süper kahramanlar olarak sunarak efsanenin toplumsallaştırılması ve çok ünlü hedef gözeten cinayetlerle özel harekat güçleri Amerikan popüler kültürünün şımarık çocukları haline geldiler ve komutanlık bu yolla, Washington’da yürütülen bütçe savaşlarından her zaman galip çıkarak çok önemli bir mali destekten yararlanıyor.

Gerçekte olan biteni göz önünde bulundurduğumuzda bu, özellikle çarpıcı bir hal alıyor: Afrika’da militanlara silah ve teçhizat verdiler ve bir cuntacıyı eğittiler; Irak’ta elit güçler işkencelerden, evlerin imhasından ve suçsuz insanların katledilmesinden sorumlu tutuldular; ayni durum sivillerin yaşamını yitirdiği Afganistan’da da oldu; Yemen’de, Pakistan’da ve Somali’de aynı şey. Ve bütün bunlar özel harekat güçlerinin yaptığı hataların sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor.

2001 yılında, Amerikan “black ops” güçleri terörizme karşı kitlesel ve yasadışı savaşına başlamadan önce, özel harekat komutanlığı bünyesinde 33000 ve elitlerin eliti sayılabilecek Joint Special Operations bünyesinde ise 1800 kişi vardı. Aynı dönemde, Hamas’tan gerçek IRA’ya kadar, aralarında üye sayısı 200 ila 1000 arasında olduğu tahmin edilen El Kaide’nin de bulunduğu Amerikan Hükümetinin “terörist örgütler” listesinde yer alan toplam 23 grup bulunuyordu. Küçük hücreler Almanya ve ABD gibi birçok ülkede operasyon yürütmesine karşın bu örgütün ana üssü Afganistan ve Pakistan’da bulunuyordu. On yıl süren gizli savaş, kitlesel izleme, gizli hava saldırıları, tutuklama ve cinayetten sonra, harcanan milyarlarca doları saymazsak sayılar zaten kendi başlarına her şeyi anlatıyor. SOCOM üye sayısını ikiye katladı ve JSOC, 2001’deki SOCOM gibi seçkin bir konuma erişti. Aynı yılın Eylül ayından beri, El Kaide’nin müttefikleri olan farklı kolları dahil olmak üzere 36 yeni “terörist” grup ortaya çıktı.    

Bugün bu gruplar hala Afganistan ve Pakistan’da (burada bunlara bağlı on beşe yakın küçük grup bulunuyor) faaliyet gösteriyorlar ve aynı zamanda Mali, Tunus, Fas, Nijerya, Somali, Lübnan, Yemen gibi ülkelerde de eylem yapıyorlar. Amerikan’ın Irak işgali sonucunda oluşan bir dal, Amerikan hapishanelerinde doğan ve bugün IŞİD adıyla tanınan örgüt, bu ülkenin ve komşu Suriye’nin büyük bir bölümünü denetimi altında tutuyor; cihatçıların Ortadoğu’nun merkezinde küçük bir halifelik kurma düşü böylelikle gerçekleşmiş oluyor. Sadece bu örgütün 30 000 militanı var ve halen JSOC tarafından başlangıçta aralıksız olarak saldırıya uğramasına karşın Irak’ın ikinci büyük şehri dahil Irak topraklarının büyük bir bölümünü ele geçirmiş durumda.

Votel’e göre « dünya çapında özel harekat güçlerinin harekatlarının koordinasyonunu sürdürmeliyiz. Hepimiz senkronize, koordineli ve komutanlık dahilinde her an görece hazır bir şekilde hareket etmeliyiz ».

Amerikan halkı özel harekatların nerede ve hangi amaçla yürütüldüğünden, yol açtıkları sonuçlar belirtilmeden tamamen habersiz bırakılmıştır. Ancak eğer tarihin verdiği dersleri dikkate alırsak, gizli operasyonlar karşısında medyanın sessizliği bize bu dönemin Amerikan özel harekat komutanlığının « Altın Devri » olacağını açıkça gösteriyor.

Nick Tursa TomDispatch.com’un yayın müdürüdür.

Özgün kaynak : “The Golden Age of Black Ops”, TomDispatch

InvestigAction sitesi için İngilizceden Fransızcaya Muhammet Asa tarafından çevrilmiştir.

Copyright ©2015 Nick TURSE

(Investig’Action www.michelcollon.info sitesinde Nick Turse imzasıyla 13 Şubat 2015 tarihinde yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir).  


[1] « Tiltrotor » deyimi hareketli motorlara sahip, bir helikopterin sahip olduğu hızla dikey yükseliş imkanıyla bir uçağın taşıyabileceği yük kabiliyetini bir araya getiren uçaklar için kullanılmaktadır.

[2] West Point Askeri Akademisi Amerikan Ordusuna ait bir üs ve askeri akademi ve ABD’deki en prestijli askeri okullardan biridir.

[3] SEALs’lere ve diper özel harekat güçlerine destek vermek üzere oluşturulmuş, yüksek teknoloji gemileri kullanan özel birimler.

[4] ABD’ye gelecekte bir gün operasyon yapmak üzere kullanabilecekleri ülkelerde tatbikat yapma yürütme ve aynı zamanda ev sahibi ülke silahlı kuvvetlerine de tatbikatlara katılma imkanı tanıyan program.

[5] United States Pacific Command (PACOM, USPACOM ya da CDRUSPACOM : « Pasifik Komutanlığı ») ABD’nin kendi faaliyet alanında harekat yürüten çeşitli silahlı unsurları için oluşturulmuş bir üst otoritedir.  

 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest