koşmak ve hava kirliliği

  KOŞMAK VE HAVA KİRLİLİĞİ: Sağlık açısından riskler nelerdir?

Hava kirliliği koşullarında yine de koşu yapmalı mıyız? Ya da kirliliğin yaratacağı olumsuzluklar koşunun getireceği yararların önüne geçeceği için koşu seansımızı iptal mi etmeliyiz? Eğer siz de ara sıra kendinize bu tür sorular soruyorsanız aşağıda yazdıklarımız sizi de ilgilendiriyor demektir.

Çevre kirliliği ortamında spor yapmak hangi riskleri doğurur?

Hava kirliliği soluduğumuz hava içerisinde mevcut olan bir molekül kokteylidir. Koşarken dinlenir halde tükettiğimizden daha fazla hava tükettiğimize göre (uzun mesafede 5-10 misli kadar) dolayısıyla koşarken daha fazla kirletici madde soluduğumuz bir gerçek. Ayrıca, koşarken çoğunlukla ağızdan soluk alıyoruz ki bu da havanın burun tarafından filtrelenmediği anlamına geliyor. İşte bu yüzden koşarken yürürken olduğundan daha çok kirliliğe maruz kalıyoruz.

 

Soluduğumuz havada hangi zararlı maddeler bulunuyor?

Belli başlı zararlı maddeler azot dioksit, ozon, kükürt dioksit ve partiküllü maddelerdir (ya da havada asılı olan partiküller). Bu partiküller çok incedirler ve 10 mikrometrenin (PM10) altında bir çapa sahiptirler. Karşılaştırmamız gerekirse bir saç telinin çapı 50-70 mikrometredir, yani havada asılı olan partiküllerden 5 ila 7 misli daha kalın!

Araştırmacılar havada asılı olan partiküllerin, özellikle de ince partiküllerin (ince partiküllerin çapı 2,5 mikrometrenin - PM2.5 – altındadır) yarattığı tehlikenin üzerinde duruyorlar. Havada asılı duran bu partiküller doğal kaynaklı da olabilirler (volkanik patlama, orman yangını gibi örneğin), ama hava kirliliği anlamında bizi asıl ilgilendiren insan etkinliği sonucunda oluşanlarıdır. 2012 yılı itibariyle çeşitli sektörlerin havaya asılı partikül (PM10) salınımına olan katkıları aşağıya çıkarılmıştır (Mesleklerarası Hava Kirliliği Teknik İnceme Merkezi’nin SECTENhttp://www.citepa.org/fr/activites/inventaires-des-emissions/secten raporuna göre) :

- Konut/hizmet (%33) : Odun ve daha da az oranda kömür ya da mazot yakılması;

- İmalat sanayi (%29) : Özellikle şantiyelerle inşaat ve bayındırlık alt sektörü (sektörün % 35’i);

- Tarım/ormancılık (%20);

- Karayolu nakliyatı (%14);

- Karayolu dışında diğer nakliyatlar (%2);

- Enerji dönüşümü (%2).

İnce partiküller en zararlı olanlarıdır zira daha iri moleküller soluk borusu ve bronşlarda takılırken, bunlar organizmaya daha derinden, akciğer alveollerine ve kana kadar nüfuz edebilirler.

Sağlık açısından riskler

Hava kirliliğinin neden olabileceği sağlık sorunlarını kısaca sıralamamız gerekirse, deri ve nefes yolları dokusu tahrişi, solunum yetersizliği, öksürük, bronşit, astım, çeşitli alerjiler, akciğer kanseri ve felci ilk başlarda anabiliriz. Etkilenen mekanizmalar her zaman çok iyi tanımlanamasa da liste bir hayli uzuyabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü, ince partiküller nedeniyle Avrupa’da ortalama yaşam süresindeki azalmayı 8 ila 10 ay olarak tahmin ediyor. Aynı örgüt Fransa’da, ince partiküllerin yol açtığı hava kirliliği nedeniyle tahmini olarak 42000 kişinin erken vefat ettiğini tespit etmiş.  

Bu partiküllerin tehlikeli oldukları kanıtlanmış, Ekim 2013’ten beri CIRC (Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu) havada asılı bulunan partikülleri, partiküllere maruz kalma oranı ile akciğer kanseri riskinin artışı arasındaki bağa ilişkin yeterli kanıt olması nedeniyle insanoğlu için kanserojen ajan olarak sınıflandırmıştır.

Hava kirliliğinin insan vücudu üzerindeki etkileri

Kısa vadeli etkiler

Bilim insanları, hava kirliliğinin dorukta olduğu günlerde özellikle de kalp ve solunum hastalıkları nedeniyle oluşan genel ölüm oranında artış olduğunu ortaya koydular (Samet 2000). Yine bir başka grup bilim insanına göre (Peters 2001) bu durumdan özellikle ince partiküller sorumlu tutulmalıdır.

Uzun vadeli etkiler

Miller ve arkadaşları 2007 yılında uzun vadeli ince partiküllere (PM2.5)  maruz kalmanın yol açabileceği etkileri incelediler. 1994 ve 1998 yılları arasında 36 Amerikan kentinde yaşayan 65893 kadını incelediler. Bu dönem içerisinde 1816 kadının ölümcül olan ya da olmayan damar hastalığı vardı. Deneklerin yaşadıkları ortamlardaki kirlilik oranını inceledikten sonra, her bir metreküp hava içerisindeki ince partikül oranında 10 mikrogram artış olduğunda kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinde %76’lık bir artışın yaşandığını ortaya koydular. Bu arada bilgi olarak, Paris kenti içerisinde, günlük ortalamaların kimi zaman 80 mikrograma ve gün içerisinde ölçülen en yüksek oranların 200 mikrograma kadar ulaşabildiğini, ortalama değerlerin 15-20 mikrogram olduğunu belirtmemizde yarar olacak.

Zararlı maddelerin vücudu etkileme mekanizmaları

Mills’in 2005’te gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, atmosferdeki kirletici maddelerin solunması vasküler tonüs (kan damarları direnci) ve fibrinoliz (kan pıhtının eritilmesi) azalmasına yol açmaktadır. Fibrinoliz kan pıhtılarının çözümüne ilişkin fizyolojik bir süreçtir. Vasküler tonus ve fibrinolizde oluşacak bir azalma bir tromboza (kan damarının tıkanması ki bu da akciğer embolisi ya da felç anlamına gelebilir) ya da miyokart enfarktüsüne (ya da kalp krizi) neden olabilir. Bu arada bir iyi haber olarak normal zamanlarda yapılan egzersizin fibrinolizi arttırdığını belirtmemiz gerekir (Killewich, 2004).

Hava kirliliği ortamında spor yapmanın etkileri nelerdir?

İşte makalenin asıl çarpıcı noktasına geldik: Hava kirliliği olan bir ortamda koşarken ne tür riskler oluşuyor? Hava kirliliği söz konusu iken koşmamak daha mı iyi?

Hava kirliliğinin performans üzerine etkileri

Öncelikle hava kirliliğinin performans üzerine etkilerini ele alalım: Hava kirliliği sportif performansın azalmasına mı neden oluyor?

Araştırmacılar (Marr ve Ely, 2010), son 28 yıl içerisinde ABD’daki yedi maratonda ilk üç sıralamaya giren kadın ve erkeklerin derecelerini incelediler. Hava sıcaklığı, nem oranı etkilerini de hesaba kattılar ve kadınların (erkeklerinki değil) yarış derecelerinin havadaki partikül (PM10) kirliliği düzeyiyle ilişkili olduğunu ortaya koydular. Bir metreküp havadaki her bir 10 mikrogram (PM10) partikül artışında, kadınların performansı %1,4 oranında azalıyordu. Gerçekten de kadınların solunum yolları sistemi, erkeklerinkine göre havadaki zararlı maddelere karşı çok daha duyarlı.

Spora başlanmadan önce hava kirliliğine maruz kalmanın da gerçekleştirilecek antrenman seansları üzerinde etkisi vardır. Araştırmacılar (Giles, Carlsten ve Koehle, 2012), egzersizden bir saat kadar önce hava kirliliğine maruz kalmış (hava metreküpü başına PM2,5 ila 300 mikrogram arasında) bisikletçilerin ortalama olarak kalp ritimlerinin 6 bpm kadar yükseldiğini ortaya koymuşlardır. Bu arada, kalp ritimlerinin yüksekliğine karşın, egzersizden önce hava kirliliğine maruz kalan bisikletçilerin performansının etkilenmediği görülmüştür. Tüm bisikletçilerin erkek olduğunu ve sonuçların Marr ve Ely’nin 2010 yılında gerçekleştirdiği araştırmanın gösterdiği gibi belki de kadınlarda farklı olabileceğini not etmemizde yarar olacak.

Hava kirliliğinin uzun süreli etkileri

Şimdi biraz daha derine gitmeye çalışalım: Acaba sporun yararları uzun vadede hava kirliliğinin zararlarını dengeliyor mu? Ya da hava kirliliği olan bir ortamda spor yaparak hava kirliliğinin etkilerini daha da arttırmış mı oluyoruz?

Bu sorulara yanıt verebilmek için, bazı araştırmacılar (Vieira, 2012) beş hafta boyunca iki ayrı denek fare grubunu incelediler. Her iki denek grubunu da aynı hava kirliliği düzeyine maruz bıraktılar. Bu arada, bir fare grubu haftada beş kez egzersiz yaparken diğer gruba hiç egzersiz yaptırılmıyordu.

Sonuç mu? Sürpriz olmayacak şekilde, egzersiz yapmayan fare grubu serbest radikallerin varlığına bağlı olarak akciğer tahrişi ve oksidatif stres belirtileri sunuyordu. Buna karşın “sportif” fare grubunda bu değişim belirtileri gözlenmiyordu. Dolayısıyla sporun uzun vadede bedenin serbest radikallere karşı savunma yeteneğini geliştirerek hava kirliliğinin zararlı sonuçlarını dengelediği söylenebilir.

Bu konuda insanlar üzerinde yapılan bir araştırma bulamadım ama fareler üzerinde elde edilen sonuçların sporcular için cesaret verici olduğunu söyleyebiliriz.

Bir başka araştırmada (Hartog, 2010) bilim insanları, ortalama yaşam süresi anlamında, Hollanda’da günlük olarak yaptıkları kısa mesafe yolculuklarda 500 000 kişinin motorlu taşıtlar yerine bisiklet kullanmaları durumunda oluşabilecek değişiklikleri tahmin etmeye çalıştılar. Motorlu taşıttan bisiklete geçen kişilerin ortalama olarak yaşam süresinin hava kirliliği nedeniyle (bisikletçi daha az maruz kalmasına karşın daha çok soluyor) 0,8 ila 40 gün ve kazalar nedeniyle ise 5 ila 9 gün arasında kısaldığını gördüler. Öte yandan bu fiziksel etkinliğin getirisi nedeniyle elde ettikleri kazanç 3 ila 14 ay arasında değişiyordu.

Burada da sporun getirileri, hava kirliliği ortamında yürütülen fiziksel etkinliğe bağlı riskleri fazlasıyla aşıyor. Dolayısıyla bu da bir başka iyi haber sayılır.

Gerçekleştirilen bu iki araştırmaya göre, hava kirliliği olan bir ortamda dahi olsa spor yapmak hiç yapmamaktan daha iyidir. Yine de bu alanda başka incelemeler yapılmasında yarar var. Bu arada ana yollardan kaçınıp trafikten olabildiğince uzak koşmak gerektiğinin altını çizmemiz gerekir.

Yürürken ya da bisiklet sürerken arabadakinden daha mı çok hava kirliliğine maruz kalıyoruz?

Alın size bir başka soru daha: otomobilin içerisindeki sürücü mü yoksa dışarıdaki yaya ya da bisikletçi mi hava kirliliğine daha çok maruz kalır? Arabada olduğunuz için korunduğunuzu hiç sanmayın çünkü bu ulaşım yöntemi en çok hava kirliliğine maruz kaldığımız yöntem! Evet, aracın içi bizi havanın zararlı etkilerinden korumuyor, aksine zararlı maddelerin burada yoğunlaşma olasılığı daha yüksek (kaynak: www.lemonde.fr). Ama arabada hava kirliliğinin tam merkezinde olduğumuz için zararlı maddelere daha çok maruz kalıyoruz.

Yürüyerek ya da bisikletle ana yollardan uzaklaşabilir, bir bisiklet yolunu izleyebilir ve arabada olduğundan daha az kirliliğe maruz kalabiliriz.   

Araba/bisiklet karşılaştırmasında şüpheye hiç yer yok: arabanın içerisinde bisiklette olduğundan 100 misli daha çok karbon monoksite, havadaki PM10 partiküllerine 1,5 misli ve azot dioksite ise hemen hemen 5 misli daha fazla maruz kalmış oluyoruz. Tabi ki arabada otururken solunum debisi (bir dakikada solunan hava miktarı) koşarken ya da bisiklet sürerken olduğundan çok daha az, dolayısıyla sağlık riski açısından doğrudan bir karşılaştırma imkanı yok.

Buna karşın, kirlenmenin etkilerine karşın sporun faydasına ilişkin yüreklendirici araştırmalarla birlikte ve arabada hava kirliliğine daha çok maruz kaldığımız gerçeğini göz önünde bulundurarak, araba yerine koşmak ya da bisiklete binmenin yararlı olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.

Pratik öneriler

Yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmaların hava kirliliği ortamında spor yapmanın o kadar da düşündüğümüz kadar zararlı olmadığını ortaya koyduğunu hep birlikte gördük. Tersine, spor sayesinde hava kirliliğinin yol açtığı olumsuz sonuçları dengeleme olanağına sahip oluyoruz. Bu araştırmalar gündelik yaşam açısından daha da teskin edici, üstelik sadece büyük şehirlerde koşanlar açısından değil, çünkü bölgesel hava kirliliği (“temel” kirlilik) hemen hemen herkesi etkiliyor.

Öte yandan, yine de aşırı hava kirliliğinin yaşandığı dönemlerde dikkatli olmakta ve hava kirliliğinin doruğa ulaştığı anlarda koşmaktan kaçınmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Neyse ki Fransa’da hava kirliliği uyarıları çok sık yapılmıyor, dolayısıyla da uyarı yapıldığından bir antrenman seansını kaydırmak burada çok daha kolay…

(www.courir-plus-loin.com sitesinde yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir http://www.courir-plus-loin.com/courir-et-pollution-de-lair-quels-risques-pour-la-sante/ )  

 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest