İsrail'deki Filistinli tutsaklar

Résultat de recherche d'images pour "Ufree palestine" Tutsakların korunması için Yusuf El Sadık Enstitüsü (YAIPP) altı kişinin görev aldığı bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek İsrail cezaevlerindeki Filistinli tutsaklara yardım etmek amacıyla 2005 yılında kurulmuştur. Kuruluş özellikle 1948 yılında işgal edilen topraklarda yaşayan Filistinlilere (İsrail vatandaşlığına sahip Filistinliler) yönelik olarak faaliyet yürütmektedir.

Eski bir tutsak tarafından kurulan Yusuf El Sadık Enstitüsü 1948 yılında işgal edilen topraklardaki tutsaklara destek alanındaki dayanışma boşluğunu doldurmak amacıyla kurulmuştur. 

 

Batı Şeria’da benzer örgütler uzun dönemden beri faaliyet göstermektedirler ama bu kuruluşların Filistin’in bu kesiminde faaliyet göstermeleri İsrail devleti tarafından yasaklanmıştır. Görev alanı daha çok tutsaklık koşullarının iyileştirilmesi, tutsak ailelerine yardım ve aynı zamanda Filistinli tutsakların yaşadıkları zorluklara ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek gibi konularda yoğunlaşmaktadır.

2008’den beri Enstitünün avukatlığını üstlenen İzzettin Cabareyn tutsaklık koşullarının geliştirilmesi için çaba göstermektedir

« Faaliyetlerimizi İsrail vatandaşı olan Filistinliler üzerinde yoğunlaştırıyoruz ama aynı zamanda ailelerine ziyaret yasağı konulan Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki hasta tutsaklar için olduğu gibi başka konularda da müdahil oluyoruz. Bu arada istisnasız bir şekilde tüm kadınlara yardım ediyoruz » diye açıklıyor avukat.

İzzettin Cabareyn, her hafta çeşitli İsrail hapishanelerine ziyaretler gerçekleştiriyor ki bu da tutsakların durumu ve karşı karşıya kaldıkları zorluklar hakkında bilgi sahibi olmasını sağlıyor.

Bir tutsak hasta olduğunda, ilaca ihtiyacı olduğunda, Avukat Cabareyn gerektiğinde tutsakla cezaevi dışındaki bir doktor arasındaki irtibatı sağlıyor.

« Çoğunlukla zaman sorunu oluyor. Hükümlülerin tıbbi bakımlarının hızlı bir şekilde yapılması için mücadele ediyoruz. Bu çok da kolay olmuyor, örneğin Yusuf Masri adında boğazında çok ağrısı olan Gazzeli bir tutsak vardı. Sonuç olarak sorunu bildirdiğimiz an ile kanser teşhisinin konulabilmesi için tam üç yıl geçmesi gerekti », diye anımsıyor Avukat.

Aynı şekilde tıbbi giderlerin kim tarafından üstlenileceği sorunu yaşanıyor. Dernek bu giderlerin cezaevleri yönetimlerince üstlenilmesi için çaba sarf ediyor. Tecritteki tutsaklara gelince, bunlara her zaman gazete, kitap ve televizyon verilmiyor. Böyle olunca da çözüm için avukatları devreye giriyor. Bazı tutsakların öğrenim hakları engelleniyor. « Bu halbuki anayasal bir hak, buna saygı gösterilmesi için çaba harcıyoruz » diye devam ediyor İzzettin.

Teoride, İsrail yasaları ceza indirimine eşdeğer bir uygulamaya imkan veriyor, buna da «üçte bir kuralı» adı veriyorlar. Örneğin, 9 yıl cezaya çarptırılan bir mahkum 6 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliyesini talep etme hakkına sahiptir. Ama uygulamanın %90 oranında Filistinlilere bu hak tanınmıyor. Yusuf Enstitüsü bu hakkın tanınması için de mücadele ediyor.

Örgüt STK olarak tutsaklarla ailelerinin birbirilerinden uzaklaştırılması vakalarının azaltılması için gerekli yasal girişimleri de gerçekleştiriyor. Eğer cezaevi ile ev adresi arasındaki uzaklık çok fazla ise İzzettin Cabareyn tutsağın daha yakın bir cezaevine naklini talep ediyor.

Dernek aynı zamanda ziyaret sürelerinin arttırılması için de mücadele etmektedir. Uygulamada çoğu zaman sadece birinci dereceden akrabaların (Anne, Baba, Kız, Oğul) ziyaretlerine izin verilmektedir. El Sadık Enstitüsü amca, teyze ve torunlara da ziyaret hakkı tanınması için çaba gösterip müdahil olmaktadır.

Dernek uzun süredir cezalarını çekmekte olan ya da yaşlı olan mahkumlar için cezaevi ziyaretlerinin « açık » olarak yapılmasına ya da ziyaretler sırasında aile bireyleriyle fiziksel temasa « izin verilmesine » çalışmaktadır. Dernek aynı şekilde aile üyeleri arasında mahkum olması nedeniyle eğitim almakta zorlanan ya da iş bulamayan kişilere de yardım etmektedir.   

Enstitü tutsakların sağlıklı ve yeterli beslenmesi konusunu yakından takip etmektedir.  

İzzettin Cabareyn gerçekleştirdiği ziyaretlerden yirmi saat önce İsrail cezaevi yönetimlerine bilgi vermektedir. Her bir ziyaretçiye uygulandığı gibi cezaevi girişinde aramaya tabi tutulmaktadır.

« İki kez cezaevine girişimi yasadıkları oldu. Bir seferinde tutuklular açlık grevi yapıyorlardı, diğerinde ise bir tutsak cezaevi hastanesine kaldırılmıştı. Bir başka gün ise içeride gerginlik olduğu için ziyaretime ara vermem ve cezaevini terk etmem istendi » diye anlatıyor.

Mahmut El Veysi, Yusuf El Sadık Enstitüsü iletişim sorumlusu

« İnsanlarla sosyal medya ve internet sitemiz aracılığıyla iletişim kuruyoruz. Bu arada tutsaklarla ilgili iki belgesel film de çektik. Bunlardan biri Cezayir’deki bir festivalde ödül bile aldı » diye anlatıyor yakında örgütteki ikinci yılını dolduracak olan eski hükümlü Mahmut El Veysi. Genç adam aynı zamanda ulusal ve uluslararası boyutta diğer İnsan Hakları Örgütleriyle ilişkilerin eşgüdümünden de sorumlu.

Bu kurumlar arasında başta Filistinli siyasi tutuklu ve hükümlülerinin haklarını savunmak üzere Avrupa’da kurulan insan hakları örgütü Ufree’yi (http://ufreeonline.net/) ve Filistinli tutsaklar üzerinde araştırma ve insan hakları için Ahrar Merkezini (http://ahrar.ps/) sayabiliriz.

Mahmut El Veysi, dört yılını İsrail zindanlarında geçirdikten sonra 2011 yılında serbest bırakıldı. Onun için tutsaklar arasında herhangi bir fark yok:

« Gazze’deki tutsaklar, 1948 yılında işgal edilen Filistin topraklarında yaşayanlar ve Batı Şeria’dakiler hepsi tek ve aynı millete mensup, zindanlarda aynı acıyı çekiyorlar, mücadele biçimleri aynı ve bunların hepsi bizim kardeşimiz ».

Manar Cabareyn ve Muşire Ebu İsmail, tutsak ailelerinin sosyal danışmaları

Tutsak aileleriyle her gün temas halinde olan bu iki kadın, aileleri ayda en az bir iki kez ziyaret etmektedirler. « Bu sayede son durumlarını tespit edip, onlara yardım edip edemeyeceğimizi görme imkanımız oluyor. Örneğin aile bireylerinden biri ailede bir hükümlü olmasından ötürü üniversiteye girişte ya da iş bulmada zorluk çekiyorsa hemen duruma müdahale ediyoruz. İsrail devlet üniversitelerine girişleri reddedilmişse, özel bir üniversiteye kayıt olmasında yardımcı olabiliyoruz. »

« Ramazan süresince, tutsak ailelerinin katıldıkları iftarlar örgütlüyoruz » diye anlatıyor kendisi de eski bir tutuklu olan Manar Cabareyn.

Yusuf El Sadık Enstitüsü, cezaevi ziyaretleri sırasında ailelere yönelik bedava ulaşımların da eşgüdümünü yürütüyor. İhtiyacı olan tutsak ailelerine psikolojik destek önerisinde bulunuyor.

« Tutsaklara doğum günlerinde kartpostallar gönderiyoruz, istedikleri kitapları satın alıyoruz, tutsaklık süresince eğitimlerini sürdürmelerini, medyalara ulaşmalarını sağlıyoruz.

Aileler cezaevleri önünde gösteriler örgütlemek istediklerinde, örgüt olarak tutsakların açlık grevlerini desteklediğimiz de oluyor.

Ardından nihayet bir tutsak serbest bırakıldığında onu evine kadar teslim ediyoruz » diye ekliyor Muşira Ebu İsmail.

Röportajı düzenleyen : Elsa Grigaut.

Bağlantı için internet sitesi : http://www.alsedeek.net

(Inverstig’Action www.michelcollon.info sitesinde Elsa Grigaut imzasıyla 28 Eylül 2015 tarihinde yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştirhttp://www.michelcollon.info/Temoignages-sur-les-prisonniers.html?lang=fr )

Yazdır e-Posta

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest