kadın olduğunu kanıtlamak zorunda kalan atlet

 CASTER SEMENYA : Kadın olduğunu kanıtlamak zorunda kalan atlet

2009 yılında Berlin’deki Dünya Atletizm Şampiyonası’nda cinsiyetine ilişkin olarak yapılan soruşturma sırasında “aşağılanmıştı”.

« Burada, ders çalışmak ve antrenman yapmak dışında fazla yapacak bir şey yok, ama böyle olması çok daha iyi .» İşte Caster Semenya’nın yeni hayatı. Bir tür temel faaliyetlere geri dönüş. Güney Afrikalı genç kadın atlet, « ruh dinginliğini » yeniden bulduğu sığınağın, yeni evinin kira sözleşmesini sürekli olarak uzatıyor. Kasım’dan beri yaşamını sokakların ve barların gece hızla boşaldığı 30 000’e yakın nüfusu olan bir ilçe olan Potchefstroom (Kuzey-Batı kırsalında)’da sürdürüyor. 

 

Caster Semenya eski antrenman merkezi Başkent Pretoria’dan uzakta huzur bulmuş görünüyor. Kafasındaki başlıkla, oturduğu koşu pistinin kenarında durmuş, « burada her gün, stressiz bir şekilde, herkese güler yüzle bakıyorum » diyor. 2009 yılında, henüz 18 yaşındayken geçirdiği fırtına sanki onu erken büyümeye zorlamış gibi görünüyor. O günlerde, Berlin’de 800 metrede elde ettiği Dünya Şampiyonu unvanı kısa süre içerisinde cinsiyeti üzerindeki şüpheler nedeniyle tartışmalı hale geldi.

« Potch »’un seçilmesi rastlantısal değil. Yılın başlarında, tartan pistte Christophe Lemaitre, Pierre-Ambroise ya da Mahieddine Mekhissi-Benabbad ile yolları çakıştı. Yazın Güneyin masmavi gökyüzü altında, 1400 metre irtifada Fransız koşucular, Potchefstroom Üniversitesinin (NWU) Dünya çapındaki sportif altyapı tesislerinden yararlanarak sezon öncesi hazırlıklarını yapıyorlardı.

Dizde yinelenen sakatlıklar

2011 Dünya Şampiyonasında ve 2012 Olimpiyat Oyunlarında gümüş madalya sahibi koşucu sağ dizinde yinelenen sakatlıklar nedeniyle bir türlü yeniden en üst düzeyi yakalamayı başaramıyordu. Durum böyle olunca çocukluğunun idolü Maria Mutola ile ilişiğini kesmek zorunda kaldı. 800 metrede üç kez Dünya Şampiyonluğunu kazanan Mozambikli kadın koşucu onu üç yıldır çalıştırıyor olsa da, bu süre içerisinde nadiren bizzat yanında olabilmişti. Mehdi Baala’nın dostu ve Potchefstroom Üniversite Spor Enstitüsünün (HPI) idarecisi Jean Verster koçluk görevini devralmış ve Caster’e taşınması için ısrarcı olmuş. Verster çalıştırdığı atlet için övgü dolu sözler sarf ediyor: « Caster mütevazı, samimi ve daima güler yüzlü biri. » Eski Güney-Afrikalı orta mesafe koşucusunun emeği boşa çıkmaz. Caster Semenya 22 Ağustos Pekin Dünya Atletizm Şampiyonası sırasında sahnelere geri döner. Bundan çok az bir süre önce, 2 Ağustos’ta Avusturya Linz’deki bir yarışma sırasında, sakatlıklarından ve birkaç kilodan kurtulan Güney-Afrikalı yıldız koşucu, 2 dakika 1 saniyelik kalifikasyon sınırının altında bir derece elde etmeyi başarır (2 dak 0 sn 72).

Beyaz bir BMW sürücüsü ve Formula 1 takipçisi kadın koşucu, bundan altı yıl önce Berlin’de pistte kırdığı (1 dak 55 sn 45)’lık kişisel rekorundan henüz uzaktadır. « Pekin’de hedefim podyuma çıkmak » diye açıklama yapar. « 1 dak 57 yapabilmesi lazım, ama kendimizi çok da zorlamak istemiyoruz » diyor antrenörü. Geri dönüşü, kadınlar atletizm dünyasının cinsiyet testine ilişkin yeni bir polemikle sarsıldığı bir sürece denk geliyor. 27 Temmuz’da Spor Tahkim Mahkemesi (TAS) Dutee Chand’a iki yıllığına yeniden yarışmalara katılma izni verdi. Hindistanlı 18 yaş altı 100 metre şampiyonu « Hiperandrojen » tanısı konulduktan sonra, Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından geçen yıl yarışlardan men edilmişti. Hiperandrojeni durumu aşırı androjen hormonu salgılanmasıyla kendini gösteriyor ki bu da kadınlarda erkeksi özelliklerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bu konu asıl Caster Semenya olayıyla birlikte çok yankı yaratmıştı. 2009 Dünya Şampiyonası finaline çok az kala, Uluslararası Atletizm Federasyonu bir grup uzmanla birlikte, dikkat çeken bedensel yapısıyla haksız bir avantaja sahip olduğu gerekçesiyle, kadın rakiplerinin şikayeti üzerine, Güney-Afrikalı dünya şampiyonunun cinsiyetini soruşturmak üzere girişimde bulunmuştu. O dönem kullandığı ifadelerle « aşağılanan » ve « çok yaralanan » Caster Semenya artık koşu sporunu bırakmaya karar vermişti.

Temmuz 2010’da IAAF nihayet yeniden yarışlara katılmasına izin verir ancak bir sonraki yıl kadın atletlerde mevcut testosteron seviyesine ilişkin limit değerler dayatılmasını kararlaştırır. Bugün spor yargısınca sorgulanan bu denetimlerdir. Nihai bir karar vermeden önce mahkeme IAAF’dan testosteron seviyesinin hiperandrojenli atletlerin performansı üzerindeki etkisini ortaya koyan kanıtlar sunmasını beklemektedir. 

Caster Semenya Pekin’de dikkatinin dağılmaması için elinden geleni yapacağını söylüyor. « Eğer rakiplerim bana bir şeyler söylerlerse bu benim değil onların sorunu, herhangi bir tepki göstermeyeceğim, buraya koşmak için geldim ve başarmak için çok sıkı çalışmak gerekli, hepsi bu kadar » diyor. Ülkenin kuzeyindeki Limpopo kırsalı kökenli kadın koşucu artık kendini korumayı öğrendi. Küçük yaşlarından itibaren katıldığı ilk resmi koşularda küçük erkek arkadaşlarının ya da atlet ailelerinin ebeveynlerinin iğnelemelerine maruz kalmıştı. Erkeksi fiziği diğer incecik beden yapılarının arasında belirgin bir şekilde göze çarpıyordu. Dünya çapında yankı uyandıran tartışmalar sonrasında Caster Semenya psikolojik destek almak zorunda kaldı. Bugün « yaşananlar beni çok etkilemedi » diye yineliyor. « Bütün bunları geride bırakmasını bildi » diyor kendi hesabına Jean Verster. Derinliklerindeki yara kapandı ya da sadece üzeri örtüldü. Ne olursa olsun kadın koşucu şimdi artık sadece geleceğe odaklanmak istiyor: « Daha deneyim kazandım, kendimi daha olgun hissediyorum .»

Medyatik baskılara karşı daha iyi direnç gösterebilmek için birkaç özel ders de aldı bu arada. « Gazeteciler beni çok fazla ilgilendirmiyor, diyor, çünkü çok konuşulan ve çok satan büyük hikayeleri seviyorlar, onları idare etmesini şimdi daha iyi biliyorum, gerektiğinde sessiz kalmayı öğrendim ve en iyi yanıtı pistte veriyorum. »

Caster Semenya’nın eski performansları, özellikle de 2009’da kazandığı zafer, gözlemcileri doping varsayımında bulunmaya itmişti. Bu ithamları kesin bir şekilde reddeden orta mesafe koşucusunun testleri hiçbir zaman pozitif çıkmadı. « Atlet olarak hiçbir testim olumsuz çıkmadı, doping yapma ihtiyacı duyacak kadar zafer kazanacağımdan hiçbir zaman şüphe etmedim ve zaten bunu yapmış olsam da Tanrıyı aldatmam hiçbir zaman mümkün olamaz! » diye vurguluyan, aynı zamanda Zion Hıristiyan Kilisesi müdavimi koyu bir Hıristiyan olan kadın koşucu, 2009’da Ekkart Arbeit’ın Güney Amerika atletizm delegasyonunda yer alıyordu. Bu Alman hekim, Berlin Duvarının yıkılışından sonra, 80’lı yıllarda Doğu Alman atletlere performanslarını geliştirmek üzere anabolik programlar yürüttüğünü itiraf etmişti. « Bu hekim gerçekten de bu dönemlerde buradaydı, ama hiçbir zaman bana gelerek yasak ürünler kullanmamı önermedi » diye yanıtlıyor Caster Semenya. Kadın atlet 2009 sonrası testosteron düzeyini düşürücü ilaç almadığı konusunda dünya atletizm kamuoyuna teminat veriyor ki bu da uzmanlara göre, bu dönemden beri elde ettiği istikrarsız sonuçları açıklayabilir.

Kas güçlendirme salonunda, Caster Semenya ağırlık çalışırken gülümsüyor. « Bu son iki yıl zor geçti ama önümde altı yıl daha var. » 2012 Olimpiyat geçit yürüyüşünde Güney Afrika bayrağını taşıyan kadın koşucu önümüzdeki yıla yoğunlaşmış durumda.

Bir başka tutkusu ise onu en az koşu kadar heyecanlandırıyor. O da yaşamının devamını hazırlamak. Atletizm yaşamının sonunda 30 yaşına ancak varmış olacak. Potschefstroom Üniversitesi’nde yarım bıraktığı eğitimini sürdürmeye karar verdi ve Spor Bilimleri Bölümündeki birinci yıl ilk yarıyıl kaydını gerçekleştirdi. « Düşlerini sürdürebilmek için eğitim çok önemli » diyor. Düşlerinden biri en yoksul Güney Afrikalı çocukların spor malzemelerine ulaşmalarını sağlamak üzere bir vakıf kurmak. Aralarından başarılı olanların en üst düzeye çıkabilmelerini sağlamak üzere burslar verilebilir. « Ben küçükken, ne koşu antrenmanı yapacak pist vardı ne futbol ya da basketbol oynayacak saha vardı, diye anımsıyor, uyuşturucu sorunu, çocuk yaşta hamilelik gibi sorunlar yaşanırken, okul sonrası çocukların sporla meşgul olmaları için çaba sarf etmekte yarar. »

« Caster “Potch” merkezindeki genç atletler için mükemmel bir örnek çünkü hedefini gayet iyi biliyor» diyor Jean Verster. Koruması altındaki kadın atlet dünyaya tek bir amaç uğruna geldiğinin farkında: « Tanrı beni buraya bir görev için gönderdi: Ötekilere yardım etmek. »     

 (Le Monde gazetesi’nde yayınlanan Sébastien Hervieu’nün 25.08.2015 tarihli yazısından Türkçeleştirilmiştir http://www.lemonde.fr/sport/visuel/2015/08/25/on-a-retrouve-caster-semenya-l-athlete-qui-a-du-prouver-qu-elle-etait-une-femme_4736200_3242.html#1dEJOqjuD4gcgZZS.99) 

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest