Korydallos'tan mektup

Résultat de recherche d'images pour "nikos maziotis" Korydallos’tan mektup

ULUS, SERMAYE VE DEVLETİ HAVAYA UÇURMAK İÇİN SADECE KIVILCIM VE FÜNYEYE GEREKSİNİMİ OLAN BİR BARUT FIÇISIDIR.

SYRIZA hükümetinin hazırladığı üçüncü kurtarma paketi (memorandum), sol iktidarın ve bir « insani » kapitalizm hayaline duyulan özlemin topyekun siyasal iflasına işaret etmektedir. Bu durum, 2010-2012 döneminin halk hareketlerinin uğradığı bozgunun geçen Ocak ayında iktidara geldikten sonra SYRİZA tarafından yönetilmesi girişiminin çöktüğünün göstergesidir. Hayale kapılmamış olanlar için, üçüncü kurtarma paketiyle sona eren dönem beklenen geriye dönüş için sadece bir bekleme süreci anlamına gelmektedir. Bu süreç, eş zamanlı olarak kurtarma paketinin yürürlükten kaldırılması ya da yeniden müzakere edilmesi ve kısmi olarak borcun iptal edilmesi sözüyle propagandanın yapıldığı ve aynı zamanda yoksullara yardım politikasının, ardından ikinci kurtarma paketinin kapsamını genişleten 20 Şubat mutabakatının ve (borç verenlerin önerilerinin reddedildiği 5 Temmuz referandumuna katılanların %62’sinin itirazına rağmen) referandumda reddedilen önlemlerden daha da ağırını içeren üçüncü kurtarma paketine dönüştüğü bir dönemdir.

 

SYRİZA, birkaç ay içerisinde, tamamen geri adım atarak ve borç verenlerin taleplerine boyun eğip bir önceki Samaras Hükümeti tarafından oylanandan çok daha sert bir kurtarma paketini kabul ederek kendi “kırmızı çizgisini” ihlal etti.

“İlk defa sol” (SYRİZA’nın Yunanistan tarihindeki ilk sol hükümet olması talebinde bulunan sloganı), kendisini köle pazarında satılan serflere dönüştüren kurtarma paketinin siyasetçilerinden kurtulma iradesine sahip toplumsal çoğunluğun benzeri görülmemiş bir biçimde topyekun olarak aşağılanmasıdır.

“İlk defa sol”, önceki tüm hükümetlerden daha hızlı ve daha çok ses getirecek şekilde siyasal bellekte inkar ve ihanettir.  

“İlk defa sol”: “anayasa” olarak yeniden adlandırılan Troïka, SYRİZA Hükümetinin AB, Avrupa Merkez Bankası ve İMF’ye (ülkenin gerçek efendileri) kredi anlaşması talebinde bulunduğu ve üçüncü kurtarma paketini imzaladığı Avrupa İstikrar Mekanizmasına (AİM) katıldığından beri artık dört taraflıdır.

“İlk defa sol” ve halkın ve yoksulların gaspı, maaşların ve emekli aylıklarının daha çok düşürülmesi, emeklilik yaşının yükseltilmesi, daha dizginsiz bir vergilendirme ve kamu mülkiyetinin daha çok özelleştirilmesinin kabulü için sürdürülmektedir.

Sol iktidar, 2010 yılında Papandreu Hükümetinin birinci kurtarma paketiyle başlattığı ve Samaras Hükümetinin ikinci kurtarma paketini imzalayarak sürdürdüğü toplumsal soykırım politikalarını aynı şekilde sürdürmektedir.

Çipras, Varufakis, Dragasaki, Skurletis, Pappas, Vutsis, Lafazanis’in adları, Papandreu ve Venizelos, Papakonstantinu, Loverdos, Krizoidis, Samaras, Mitsotakis, Vrutsi, Gorgiyadis ve uluslararası ekonomik seçkinlerin kuklaları gibi hareket eden diğerlerinin adları katil siyasetçiler listesine eklenmiştir.

Üçüncü kurtarma paketinin kabulüyle birlikte SYRİZA gerçekte siyasal iflası ve mahkumiyetini imzalamış oldu; çünkü borç verenlerle bu yeni anlaşmaya varabilmek için Nea-Demokratia, To Potami ve PASOK gibi AB yanlısı siyasal partilerden destek alındı ki bu da SYRİZA’nın bölünmesine yol açtı ve onu 20 Eylül’de erken seçime gitmeye zorladı. Yaşanan bu gelişmeler burjuva parlamentarizminin kepazeliğini ve sistemin hiçbir zaman olmadığı kadar istikrarsızlaştığını gösteriyor.

Halkın çoğunluğu, açlıktan ölenler, yoksullar, sefalet içinde yaşayanlar, işsizler, evsizler, emekçilerin ve öğrencilerin bu seçimlerden umut edecekleri hiçbir şey yoktur. Geçen Ocak 2015 seçimleri için daha önce de söylediğim gibi çözümü seçimler değil silahlı halk getirecektir.

Avrupa Birliğinin uluslararası ekonomik seçkinlerinin katil siyasal partilerinden, faydacı budalalarından ve kuklalarından, kurtarma paketi siyasetinin uygulayıcılarından umut edebileceğimiz hiçbir şey yoktur. SYRİZA’nın bölünmesiyle ortaya çıkan yeni “referandum karşıtı” kurtarıcılarımızdan, ulusal para biriminin kabulünü destekleyen ve kendini sürekli olarak kurtarma paketi karşıtı olarak sunan SYRİZA’nın eski Sol Platformu olan Halkın Birliği’nden umut edebileceğimiz hiçbir şey yoktur.

Halkın Birliği (LAE, Laiki Enotita), tıpkı SYRİZA’nın iktidarı ele geçirmeden önce kurtarma paketi karşıtı söylemi ve gerçekçi olmayan sosyal-demokrat ve Keynesçi programıyla ortaya çıktığında olduğu gibi kendini güvensiz ve iflas etmiş hissetmektedir. Bu yeni “sol kurtarma paketi” sonrasındaki gelişmeler, iktidara gelmesinden çok daha önce, SYRİZA’nın neo-liberal bir partiye dönüşümü konusunda Devrimci Mücadele olarak yaptığımız öngörüleri doğruladı. İtibarı sarsılan siyasal partilerin hemen hemen tümü; parti olarak yok olmanın eşiğinde olan PASOK ve ANEL; yedi ay içerisinde tamamen neo-liberal bir partiye dönüşerek iflas eden SYRİZA; ikinci kurtarma paketiyle birlikte ezilen Nea-Demokratia; SYRİZA’nın uygulanması mümkün olmayan eski sosyal-demokrat programını yeniden aynen benimseyerek kimseyi aldatmadığını sanan LAE; seçim aldatmacasını reddederek siyasal sisteme sırtını çeviren toplumun büyük kesimi ve hiçbir şekilde çoğunluk hükümeti ihtimalinin olmamasıyla birlikte ülke, siyasal bir alt üst oluşu arzu edenlerin yararlanması gereken sürekli bir istikrarsızlık sürecine girmiştir.

SYRİZA’nın iflası, kriz kaynaklı toplumsal sorunları mevcut sistem içi çözüme yönelik olan hayalleri dağıtmıştır, çünkü sistemi kurtarmak için halkın tüm katmanlarının topyekun olarak köleleştirilmesi ve yok edilmesi gerekmektedir.

Ulus, sermaye ve devleti havaya uçurmak için sadece kıvılcım ve fünyeye gereksinimi olan bir barut fıçısıdır.

Üçüncü kurtarma paketinin 15 ve 22 Temmuz çatışmaları için sokağa dökülen yalnızca bir avuç insana karşın toplumsal ilgisizlik içerisinde kabul edilmiş olması, 2010-2012’deki birinci kurtarma paketi dönemi karşısında toplumsal çoğunluğun ve halk hareketlerinin içerisinde bulunduğu çıkmazın sonucudur. Bu, sermaye ve devletin devrimci alt üst oluşu için perspektif ve öneri eksikliğine ve bu eylemi gerçekleştirmeyi deneyecek örgütlü bir siyasi-askeri gücün yani bir devrimci hareketin eksikliğinin yarattığı çıkmazdır. Ancak bu durum bizi hayal kırıklığına uğratmamalıdır.

Kitlelerin kendiliğinden ayaklanmasını ya da harekete geçmesini beklemek hiçbir zaman devrimcilerin hareket tarzı olmamıştır. Aksine, öncelikli olarak muhalif eylem örneği sergileyerek ve toplumun temelindeki karmaşadan yararlanmasını bilerek yola çıkmışlardır. Eyleme geçmek için, mücadele ve devrim için bugüne kadar hiç böylesine elverişli nesnel koşullar olmamıştır ve umutsuzluktan ve perspektif yoksunluğundan kaynaklı olarak toplumun ilgisizliği, çıkmaz ve tevekkül gibi öznel koşullar hiç bu kadar kötü olmamıştır.

Olumsuz koşulları değiştirmek, devrim ve alt üst oluşa güç ve umut vermek için harekete geçmeliyiz. Bu eylem, zaten istikrarsız olan bir sistemin istikrarsızlaştırılması ve güçten düşürülmesi, iktidarın kurtarma paketlerinin ve planlarının uygulamaya konulmasının engellenmesi, özelleştirmeler ve kamu varlıklarının satışı yoluyla ülkede çok uluslu sermaye yatırımlarını hedefleyen politikaların, toplumsal gasp ve toplumsal soykırım sürecinin sabote edilmesini hedeflemektedir.

Gerilla ve silahlı mücadele gibi şiddete dayalı eylem biçimlerinin uygulanması, iktidardaki siyasetçilerin oynadığı oyunun bozulması için şarttır. Hükümet ve yerel ve uluslararası sermaye kurum ve kuruluşlarının ofis, tesis, yapı ve varlıklarına karşı topyekun olarak gerçekleştirilecek tahrip eylemleri ve silahlı mücadele, yatırımları yıldırmak ve ülkeyi yatırımcılar için tehlikeli kılarak kamu varlıklarının satışının engellenmesiyle birlikte rejimi daha da istikrarsızlaştıracaktır.

Yürüttüğümüz mücadeleler, gerilla eylem tarzının kabul edilmesinin yanı sıra, 15 Temmuz’daki şiddetli gösteriler, geniş halk kesimlerince kabul görecek ve devrimci alt üst oluş yoluna sevk edecek şekilde toplumsal olarak en savunmasız kesimlere yönelik yardımlaşma ve dayanışma eylemleri ve ev işgalleri gibi farklı eylem biçimleriyle buluşmaktadır. Kapitalist devlet, düşman kalelerine, parlamentolarına, bakanlıklarına, Yunanistan Merkez Bankasına silahla el konulması ve polis karakollarının silahsızlandırılmasıyla, yani ancak silah yoluyla yıkılabilecektir.

Bütün yanılsamaların dağıldığı bir çağda, silahlı toplumsal devrim önümüzdeki tek seçenek, bizi uluslararası ekonomik seçkinlerden ve devlet tarafından dayatılan toplumsal soykırımdan kurtaracak tek yöntemdir…

İntihardan, hastalıktan ve temel ihtiyaçların karşılanmamasından doğan ölümlerin yaşanmaması için.

Çocukların açlık ve yetersiz beslenmeden düşüp bayılmamaları için.

Devlet ve toplumsal sınıfları ortadan kaldırmak için.

Ortak zenginliği toplumsallaştırmak için.

Onurlu yaşam ve geleceğimize sahip çıkmak için. 

Bunun hedefsiz ve önerisiz, kısır bir ayaklanmacı mantık içerisinde sınırlı bırakıp önerilerimizi halk nezdinde itibarsızlaştırarak ya da özyönetimle idare edilen ve devleti kuşatarak piyasa ekonomisini ortadan kaldıracak “özgürlük adaları” konusunda alternatif hayallere kapılmadan yapılabileceği yanılsaması içerisinde değiliz.

Bunun özgürlük uğruna yaşamlarımızı feda etmeden gerçekleşebileceği hayaline kapılmıyoruz. Tarihin de bize gösterdiği gibi, özgürlük ağacı ancak kan içinde boy verir.   

SEÇİM ALDATMACASINA SON!

YAŞASIN SİLAHLI TOPLUMSAL DEVRİM!

Nikos MAZİOTİS, Devrimci Mücadele üyesi

Korydallos Hapishanesi, 7 Eylül 2015

(http://www.prisoners-voice.org/fr/20150907_nikos_newelections_fr.php sitesindeki Fransızca metinden Türkçeleştirilmiştir.)

Yazdır e-Posta

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest