Şahar Yeri Menhirleri

JPEG - 58.2 ko ŞAHAR YERİ MENHİRLERİ VE MESKİNŞEHR ASMA KÖPRÜSÜ

2011 yılındaki nüfus sayımına göre 66 000 nüfuslu Meskinşehr, İran’ın Kuzey-Batısındaki Erdebil eyaletinde yer alan bir kenttir. Eskiden « Kiav » adı verilen yerleşim bölge halkı tarafından « Meşkin » olarak adlandırılır.

Deniz seviyesinden 1400 metre yüksekte bulunan Meskinşehr, 4811 metre yüksekliğiyle İran’ın üçüncü en yüksek zirvesi olan büyük volkanik kütle, gizemli Sabalan (Azerice Savalan) Dağının 25 kilometre kuzey batısındadır.

Kent sakinleri Azerice (Türk-Oğuz ailesi dili) konuşurlar ve bunların birçoğu, İran’da ve Azerbaycan Cumhuriyetinde (ama aynı zamanda Irak ve Türkiye’de de ) yaşayan göçer ya da yerleşik olan bir Azeri boyu olan (300 000 kişi) Şahsevendirler. Geçmişte bu Azeri boyunun adı, özellikle XVIncı yüzyıldan itibaren Safevi ve Osmanlı İmparatorlukları arasındaki rekabet döneminde, bu halkın temel kimlik unsuru din olduğu için « Şii oniki imam »larla aynı anlamda kullanılıyordu.

Şahar Yeri

« Şahar Yeri » (Azerice şehir kalıntısı) ören yeri, Pirazmian köyüne 2 km uzaklıkta, Karasu Irmağının kıyısında yer almaktadır. 400 hektarlık alana yayılan bu arkeolojik sit alanı Meşkin’in 21 km doğusundadır. Arkeologlar ören yerini yüzölçümleri birbirinden farklı üç farklı bölgeye ayırmaktadır: kale, tapınak ve Goşa Teppa (Kocatepe). Kale ve tapınak Milattan Önce 1450 yılına dayanırken, Goşa Teppa yerleşim kalıntıları Milattan Önce VIInci binyıla kadar uzanmaktadır.

İngiliz Charles Bernie, 1979’daki İslam Devrimi zaferinden önce bu ören yerinde on yıl kadar süren ilk kazı çalışmalarını yürütmüştür. Ancak daha sonra, Tahran’daki Tarbiat Modares Üniversitesinin Arkeoloji Bölümü Profesörü Alireza Hojabri Nobari, Şahar Yeri’nde üç kazı sezonu süren çalışmaları gerçekleştirene kadar (2003-2005) çalışmalara uzun bir süre boyunca ara verilmiştir.

2003 yılındaki ilk kazı sezonu sırasında arkeologlar, tarihi eser kaçakçıları ve define avcıları tarafından bir bölümü tahrip edilen, Demir Çağından kalma nekropolde çalışmalar yürütmüşlerdir. Mezarların sadece temel yapıları ayakta kalabilmiştir. Bilim insanları, Neolitik ve Tunç Çağı ile bir geçiş dönemi olarak tanımlanan Kalkolitik devre ait çömlek parçaları bulmuşlardır. Bu keşifle birlikte arkeolojik kazı ekibi ören yerinin tarihini Demir Çağının 3500 yıl öncesine kadar götürebilmiştir.

Bu belgeler Erdebil eyaletinin bu bölümünde yerleşimlerin en azından Milattan Önce 5500 ila 4300 yıllarına kadar uzandığını kanıtlamıştır. Bunun dışında araştırmacılar çok sayıda obsidyen taşı parçası bulmuşlardır (silis yönünden zengin camsı volkanik kaya). Arkeologlar için obsidyen taşı arkeolojik tarihlendirme açısından ama özellikle de tarihöncesi halklar arasında gerçekleşen « değiş tokuşlara » ilişkin bir göstergedir. Obsidyen tarihöncesi boyunca silah ve gereç yapımında kesici alet olarak kullanılmıştır. Aynı taşın Neolitik devirde farklı bölgelerde yaşayan insanlar arasında ticaret ve naklinin yapıldığına ilişkin birçok ize de ulaşılmıştır. Bu da tarihöncesinde Erdebil’in bu kesimiyle Kafkasya ve Türkiye’de yaşayan halklar arasında bir değiş tokuş şebekensin varlığını düşünmemize itiyor bizi. Doğal olarak her bölgede bulunmayan bu taş, bölgeler arası ticarete konu oluyordu.

2004 yılındaki kazılar sırasında arkeologlar tapınak üzerinde yoğunlaştılar. Eski tapınağın daha önce bir kalenin kalıntıları üzerinde inşa edildiğini keşfettiler. Bilim insanları bu eski tapınakta adak kalıntıları da buldular. Uzmanlar buradan da Urartu döneminde (M.Ö. Inci bin yıl) Şahar Yeri sakinlerinin eski dinlerini terk ettiklerini, eski tapınağın üzerine bir kale inşa ettiklerini ve bundan bin yıl önce ortaya çıkan sonra da yerini eski Ermenistan’a bırakmak üzere ortadan kaybolan bir krallık olan Urartu dinine döndükleri sonucunu çıkardılar. Ama bu din değiştirme sürecinin gönüllü olarak mı yoksa zorla mı gerçekleştiğini belirlemek zordur. Böylece kentin eski sakinleri yeni tapınaklarını kalenin hemen yanına inşa ederler. Kazılar sırasında uzmanlar kale alanının altında daha eski, muhtemelen Demir Çağı öncesine ait olması gereken bir başka katmana daha ulaştılar.  

2005’te gerçekleşen üçüncü kazı dönemi, Urartu döneminde kalenin ateşe verildiğini ardından da terk edildiğini ortaya koydu. Bu araştırmalar sonucunda Şahar Yeri’nin M.Ö.7000’den Inci bin yıla kadar aralıksız olarak yerleşim alanı olarak kullanıldığını kanıtladı. Bu kazı dönemi sırasında arkeologlar kazılarını Şahar Yeri’nin ana tapınağında yoğunlaştırdılar.

Şahar Yeri’nin menhirleri (dikilitaşları)

2005 yılındaki kazılar sırasında uzmanlar olağanüstü buluntulara ulaştılar. Şahar Yeri arkeolojik kazı ekibi burada 300’den fazla menhir’i gün yüzüne çıkardı. Menhirler yere diklemesine yerleştirilen ham taştan anıtlardır. Burada bulunan menhirler farklı yükseklik, boyut ve şekillerdedir. Yükseklikleri 35 ila 250 cm arasında değişmektedir. Ancak bu menhirlerin ortak noktaları bunların yontulmuş oldukları ve çok küçük ayrıntılar dışında yontularda aynı yüzün temsil edilmesidir. Taşlar üzerinde elleri, yüzü, gözleri, saçları ve kılıcı olan insan figürleri bulunmaktadır. Ama çok ilginç bir şekilde bütün bu yüzlerde ağız bulunmamaktadır! Tahminlere göre bu menhirler M.Ö.IInci bin yıl ile Inci bin yılın ortaları arasına aittir. Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde, özellikle de Sarab kenti yakınlarında tarihöncesine ait başka menhirlerin de bulunduğunu belirtmemiz gerekir. Üzerinde figürler yontulan menhirler sadece Şahar Yeri’nde bulunuyor. Araştırmalara göre bu menhirler Demir Çağı’ndan kalma bir kutsal mezarlıkta yer alıyordu. Bazı uzmanların varsayımına göre bunlar savaşçı mezarlarının üzerine konmuştu ve bu nekropol kutsal sayılıyordu ve kahramanlara adanmış bir tapınağın bölümünü oluşturuyordu.

Şahar Yeri’nin eski sakinleri menhirleri yontmak için taş, kemik ve metal gereçlerden yararlanmışlardı. Tapınakta, üzerilerine hayvan figürleri (dağ keçileri) yontulmuş birçok başka taş daha bulunmuştur. Bu şekilde yontulmuş menhirlerin çok nadir olduğunu söylememiz gerekir. Bugüne kadar, bu türde bir menhir Azerbaycan’da ve yedi tanesi ise Türkiye’de bulunabilmiştir. Şahar Yeri menhirleri 450’ye yakın mezarın bulunduğu bir tarihöncesi mezarlığında bulunmaktadır. Mezarlık menhirlerden de eskidir ve bazı mezarlar M.Ö.IIIncü bin yıla aittir. Bölge sakinleri bu menhirlere « Maktab Uşakları » (Mektep Uşakları ya da öğrenciler) adını vermişlerdir.

Arkeolojik araştırmalar Şahar Yeri’nin, Bakır Çağı’ndan, Demir Çağı’na hatta Protohistorya’ya (tarihöncesi ile tarih arasında kalan dönem o.n.) kadar uzanan çok uzun bir dönem boyunca kesintisiz bir şekilde yerleşim yeri olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. Şahar Yeri, Erdebil’deki en büyük ve İran’ın Kuzey-Batısındaki en önemli arkeolojik ören yeridir.  

Meşkinşehr Ormanı

Meşkinşehr orman parkı kentin hemen yakınında, Kiav Çay ırmağının batı yakasındadır. 300 hektarlık geniş bir alana yayılmakta ve son birkaç yıldır Erdebil eyaletinin aktif bir turizm ve dinlence merkezidir. Bu orman içerisinde yer alan oyun alanları, lokantalar ve konaklama yerleri, burayı Meskinşehr’de hafta sonları ya da birkaç gün konaklamak isteyenler için ideal bir yer yapmaktadır. 2015 yılı Mayısında Meşkinşehr Orman Parkı Ortadoğu’nun en büyüğü olan, 2 metre genişlik ve 365 metre uzunluğunda asma yaya köprüsü gibi bir değere de sahip oldu. Bu köprüyü geçerken ziyaretçiler Savalan dağı ve Orman Parkının olağanüstü panoramasını izleme şansına ulaşmaktadırlar.                  

Babak Erşadi

(La Revue de Téhéran dergisinin 118nci Eylül 2015 sayısında Babak Erşadi imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir.) 

Yazdır e-Posta

Browse top selling WordPress Themes & Templates on ThemeForest. This list updates every week with the top selling and best WordPress Themes www.bigtheme.net/wordpress/themeforest