Skip to main content

Umudun limanı Libertalia

17. ve 18. yüzyılların başında Madagaskar'da demokratik ve eşitlikçi bir korsan cumhuriyetinin var olduğu rivayet edilir. Kölelik ve özel mülkiyetin kaldırıldığı, tüm zenginliğin halk arasında eşit olarak dağıtıldığı anlatılır. Bu özgür cumhuriyetin kuruluşunda üç ismin adı anılır: Fransız kaptan Misson, İtalyan Dominiken rahip Caraccioli ve İngiliz kaptan Tew. Halkının kendisine Liberi adını verdiği bu ütopik yerin, gerçek bir anayasası ve temsil organları olduğu söylenir. Libertalia'nın Madagaskarlıların saldırısı sonucu tamamen yok edildiği ve hiçbir iz bırakmadığı anlatılır.

Fırtınalı rüzgarlar tekneyi yönlendiriyor

Bilinmeyen kıyılara, yükümüzü boşaltmak için

Bu ütopik öykü ilk olarak 1728'de Londra’da yayınlanan, Robinson Crusoe'nun yaratıcısı Daniel Defoe'nun takma adı olan Charles Johnson'ın A General History of the Robberies and Murders of the Most Notorious Pyrates (Korsanların Genel Tarihi) adlı eserinde ortaya çıktı.

Daniel Defoe'nun söz konusu mekanı Avrupa'da geçerli olan Madagaskar tasvirlerine uygun bir şekilde anlattığını hatırlayalım: kuşkulanılmayan zenginliklerle dolu bir ada, yemyeşil bir cennet, çok sayıda korsanın biricik sığınağı. Bu hayali yere anlatıya inandırıcılık katan gerçek unsurlar ekliyor; örneğin, Libertalia'nın kurucularından biri olan ve gerçekten yaşamış olan Kaptan Tew karakteri gibi. Buna karşın diğer unsurlar daha az inandırıcı görünüyor. Örneğin, korsanların Madagaskar halkıyla hiçbir temasının olmaması. Oysa tarihsel olarak korsanlar, hem ticaret hem de evlilik yoluyla yerel toplumlara kolayca entegre olmuşlardır. Dahası, Madagaskar'da Libertalia'nın varlığına dair hiçbir yer adı, arkeolojik kalıntı veya sözlü gelenek bulunmamaktadır.

En karanlık gecede dimdik duruyoruz

Özgürlük için savaşacağız, ayağa kalk

Kölelik yok olana kadar direneceğiz

Tüm haksızlıklarla savaşmak için gururla karşı duruyoruz

Peki o zaman Daniel Defoe, tarihsel olarak belgelenmiş Korsanların Genel Tarihi'ne neden kurgusal bir anlatı eklemiş olabilir? Kimi bilim insanları bunu, Defoe'nun İngiliz kurumlarını eleştirmesinin bir yolu olarak kullandığını düşünüyor. Libertalia, eşitlikçi ve sıkı kurallara bağlı bir cumhuriyet sistemi seçeneği sunarak, 17. yüzyılda yazılmış Hint Okyanusu Protestan ütopya örneklerinin arasına katılacaktı.

Özgür ansiklopedi Wikipedia üzerinden, öykünün ayrıntılarına girelim.

Korsan cumhuriyeti Libertalia'nın varlığına ilişkin iddia, Korsanların Genel Tarihi adlı eserin ikinci cildinde yer alan iki bölüme dayanmaktadır. Bu eser, tarihçiler tarafından Avrupa korsanlığının altın çağı (1680'ler-1730'lar) hakkında başlıca bilgi kaynağı olarak kabul edilen, 1724'te yayınlanan bir önceki cildin devamıdır. Ancak, eserin geri kalanından farklı olarak, anlatıyı oluşturan iki bölümün ("Kaptan Misson Hakkında" ve "Kaptan Tew ve Mürettebatı Hakkında") gerçek olaylara dayandığını gösteren hiçbir kanıt yoktur. Yazar, Libertalia hakkındaki bilgilerini bir el yazmasından aldığını iddia etse de, böylesi bir belgenin varlığı hiçbir zaman doğrulanmamıştır. Dahası, Libertalia adı bu iki bölüm dışında başka hiçbir çağdaş belgede geçmemektedir.

Libertalia, vahşi ve özgür

Özgürlük İdeali denizi yönetiyor

Libertalia, güçlü ve cesur

Köleciyi boğuyoruz, mezarına kadar

Kaptan Charles Johnson'ın herhangi bir tarih belirtmeyen bu anlatımı, Provence bölgesinden bir soylu olan Misson'un Fransız korsan gemisi Victoire'da işe alınmasıyla başlar. Roma'da verilen bir mola sırasında Misson, kendisine eşlik etmeye karar veren, görevden alınmış İtalyan bir rahip olan Caraccioli ile tanışır. Birkaç baskından sonra, Victoire, Martinik yakınlarında bir İngiliz savaş gemisinin saldırısına uğrar. Geminin kaptanı öldürüldüğünde, Victoire mürettebatının hayatta kalan üyeleri Misson'u kaptan, Caraccioli'yi ise teğmen olarak seçerler. İdeallerini korumak için, iki adam « Tanrı ve Özgürlükle » anlamına gelen « A Deo a Libertate » yazılı kızıl değil beyaz bir bayrak altında yelken açmaya karar verirler.

« İşte biz böyleyiz! Ve eğer dünya bize karşı savaş açarsa, ki tecrübeler bunu gösteriyor, o zaman doğal hukuk bize sadece kendimizi savunma değil, aynı zamanda saldırma hakkı da verir. Ahlaksız, kanunsuz insanlar olan korsanların izinden gitmediğimize göre, onların bayrağını da kullanmayalım! Davamız cesur, adil, masum ve asildir, çünkü adı özgürlüktür. Bu nedenle, tepesinde Özgürlük simgesi bulunan beyaz bir bayrak ve eğer kabul ederseniz şu sloganı öneriyorum: A Deo a Libertate – Tanrı ve Özgürlük adına. Bu amblem, kararlılığımızı ve azmimizi kanıtlayacaktır. »

Daha sonra Hint Okyanusu'na doğru yelken açmaya karar verirler ve esirlerini bağışlama veya karşılaştıkları tüm köleleri özgür bırakma ilkesini benimserler.

« Kendi adına ve tüm cesur arkadaşlarının adına konuşmayı umuyordu, eğer kendi özgürlüğünü savunmak için köleliğin iğrenç boyunduruğundan kurtulduysa, bu kesinlikle başkalarını köleleştirmek için değildi. Bu adamları Avrupalılardan ayıran renk, gelenek veya dini ritüellerdeki farklılıklara rağmen, yine de aynı Yüce Varlığın eseriydiler ve O, onlara aynı akıl yeteneğini bahşetmişti. Bu yüzden onların özgür insanlar olarak muamele görmelerini istiyordu (hatta "kölelik" kelimesini bile gemisinden kaldırmak istiyordu) ».

Komor Adaları'nda uzun bir mola verdikten sonra, birkaç yerel çatışmaya katılırlar ve Anjouan adasından kadınlarla evlenen Misson'un mürettebatı, Libertalia adında yeni bir şehir kurmak için kuzeybatı Madagaskar'a yerleşir. Erkekler arasında servet ve toprakların adil bir şekilde dağıtılması ve katı bir eşitlikçilik kuruldu. Afrika'nın doğu kıyısındaki köleleri özgürleştirdikten sonra, Misson ve Caraccioli, Madagaskar'da Thomas Tew adında başka bir korsan kaptanla tanışırlar (hikayedeki tarihsel olarak doğrulanabilir tek figür, 1695'te öldü).

Kutsal bayrak, gururun işareti

Çapraz kemikler, beyaz kafatası

Özgürlük yolunda kararlı duruyoruz

Kadehlerimizi kaldırıyoruz, özgürleri övüyoruz*

Tew, Portekiz filosunun ağır saldırısına rağmen hayatta kalmayı başarır ve nüfusu ve filosu büyüyen Libertalia'ya katılır. Özellikle Arabistan kıyılarında kadınların kaçırılmasının ardından gerilimleri önlemek için Libertalia’lılar bir anayasa ve kanunlar bütününü kabul ederler. Temsilî organlar ve seçilmiş makamlarla demokratik ve eşitlikçi bir rejim kurulur.

« Bu kaza, gelecekte sağlam yasalar çıkarmanın ve bir tür hükümet kurmanın gerekli olacağını kanıtladı. Her iki taraf da çağrıldı ve konuşmacı, kendine özgü ikna ve inancıyla, tüm dünya kendilerine düşman olduğu için mükemmel bir birlik içinde yaşamalarının ne kadar önemli olduğunu gösterdi. [...] Ertesi gün herkes toplandı ve üç kaptan, güvenliklerinin gerektirdiği gibi bir tür hükümet kurmayı önerdi. Zorlayıcı yasaların olmadığı yerde, en zayıflar her zaman kurban olur ve her şey kaçınılmaz olarak kaosa doğru yönelir. İnsanlar, onları adalete karşı kör eden ve sürekli olarak kendi çıkarları lehine önyargılı hale getiren tutkuların oyuncağıdır: olası anlaşmazlıkları, sorunları  tarafsız bir şekilde inceleyebilen ve akıl ve adalete göre yargılayabilen sakin ve bağımsız bireylere sunmaları gerekiyordu; demokratik bir rejim tasavvur ettiler: halk hem kendi yasalarını çıkarır hem de yargılarsa, en uygun rejim elde edilmiş olur. Sonuç olarak, erkeklerden kendilerini onar kişilik gruplara ayırmalarını ve her gruptan, kamu yararına sağlam yasalar çıkarmakla görevli kurucu meclise bir temsilci seçmelerini istediler; ellerinde tuttukları hazine ve hayvanlar adil bir şekilde dağıtılacak ve ilhak edilen topraklar bundan böyle, satış şartları ve koşulları dışında, devredilemez mülk olarak kabul edilecekti. Bu öneriler coşkulu alkışlarla karşılandı. Aynı gün kendilerini onluk gruplara ayırdılar, ancak temsilcilerin toplantısı ortak bir ev inşa edilene kadar ertelenmek zorunda kaldı. [...] Toplantıyı açmakla görevli Caraccioli, toplanan milletvekillerine düzeni övgüyle anlattı ve en yüksek gücün, cesur ve erdemli eylemleri ödüllendirmek ve kamu yasalarına uygun olarak kötülükleri cezalandırmakla sorumlu bir liderin eline verilmesi gerektiğini gösterdi. Ancak bu yetki ömür boyu verilmeyecek, kalıtsal da olmayacaktı: üç yıllık bir süreyle sınırlı olacaktı ve bu sürenin sonunda cumhuriyet yeni bir seçim yapacak veya eski seçimi onaylayacaktı; bu şekilde en yetenekli kişiler sırayla görev alacak ve  kısa süreli olduğundan kimse yetkilerini kötüye kullanmaya kalkışmayacaktı. [...] Daha sonra, Devletin yılda en az bir kez ve Koruyucu ve Konseyi ortak iyilik için gerekli görürse daha sık toplanması gerektiğini öngören bir yasa çıkarıldı; ayrıca, Devletin onayı olmadan önemli hiçbir şey yapılmayacaktı. [...] Son olarak, Koruyucu, ulus veya renk ayrımı gözetmeksizin en yetenekli kişilerden oluşan bir Konsey seçti ve çeşitli dilleri birleştirerek yalnızca tek bir dil konuşulması için çabalar sarf edildi.»

Bununla birlikte, Libertalia bir gece iki Madagaskar ordusu tarafından yok edildi. Halkı katledildi, Carracioli öldürüldü ve sadece Misson ve birkaç adamı kaçmayı başardı. Amerika'ya dönmeden önce Misson, katliam sırasında orada olmayan Tew'e Libertalia'nın imha edildiğini bildirir. Ardından, Ümit Burnu'nu geçmeden önce bir fırtına sırasında denizde kaybolur. Bir süre sonra Tew, Kuzey Hint Okyanusu'nda bir gemiye yapılan baskın sırasında öldürülür. Misson'ın mürettebatından La Rochelle'e dönmüş eski bir Fransız denizcinin, kaptanının el yazmasını kişisel eşyaları arasında geri getirdiği ve sonunda yazara ulaştığı söylenir.

Söylenenler masal gibi gelse, bunu da fırsat bilmeyi iyi beceren yerel girişimciler Libertalia markasıyla altı derecelik bira üretmeyi başarsalar da eşitlikçi bir dünya düşü asla dağılmayacak.

* Araya giren kışkırtıcı İtalik satırlar Running Wild adlı Alman metal grubunun Libertalia adlı şarkı sözlerinden alınmıştır.