Skip to main content

Tshal verilerine göre Gazze’de 377.000 Filistinlinin kayıp olduğu tahmin ediliyor

Harvard Dataverse'den Yaakov Garb'ın yakın zamanda yayınladığı bir raporda, Gazze Şeridi'ndeki yeni « yardım dağıtım » merkezlerine ilişkin verilerden hareketle ürkütücü bir analiz sunuluyor.

Rapor, titiz bir mekansal haritalama yoluyla, bu tesislerin iddia ettikleri gibi insani alanda bir ilerleme olmadığını, aksine uluslararası hukuka meydan okuyan birer askeri strateji araçları olduğunu savunuyor.

Yasal ihlaller apaçık ortada olsa da, raporda alıntılanan nüfus rakamlarına daha yakından bakıldığında, şimdiye kadar enkaz altında kalmış dramatik bir demografik öykü ortaya çıkıyor: yaklaşık 400.000 kişilik bir nüfus açığı.

Bu iki tema –yardımların çarpıtılması ve bir nüfusun topyekun tasfiyesi– birbiriyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Bir yardım çabasının değil, uluslararası gözlemcileri yatıştırmak amacıyla bir insani yardım görüntüsü altında askeri hedefleri ilerleten bir stratejinin görüntüsünü sunarlar.

Bölüm I: Merhamet Değil Denetim Mimarisi

Uluslararası insani hukuk (UİH), bir nazik öneriler dizisi değil, bağlayıcı yükümlülükler dizisidir. İşgalci bir güç olarak İsrail, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi uyarınca sivil nüfusa gıda ve tıbbi malzeme tedarikini sağlama ve kolaylaştırma görevine sahiptir. Garb raporunda anlatılan sistem bu yükümlülüğü alay konusu yapıyor.

İsrail, deneyimli, tarafsız insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını kolaylaştırmak yerine, kendisi için güvenli bir alternatif lehine onları hareket edemez hale getirdi. Bu yeni model birkaç ciddi ihlale konu oluyor:

* Tarafsızlığın reddi: Yardım, gazileri istihdam eden özel Amerikan güvenlik şirketleri tarafından işletilen ve hepsi İsrail ordusunun koruması altında olan müstahkem tesislerden dağıtılıyor. Bu düzenleme, yardımın bir savaş silahı olarak kullanılmamasını sağlamak üzere elzem olan tarafsızlık ve bağımsızlık gibi temel insani ilkeleri ortadan kaldırıyor.

* Sivillerin yaşamını tehlikeye atma: Tesisler, sivillerin girişinin kesinlikle yasak olduğu ve saldırıya açık olduğu İsrail tarafından ilan edilen « tampon bölgelerde » yer alıyor. Acımasız bir çelişki içinde, Filistinliler yaşamsal yardım almak için kısıtlı bir askeri bölgeye girerek yaşamlarını riske atmak zorunda kalıyor.

* Şiddete hizmet eden bir plan: Bu tesislerin iç tasarımı, sivillerin bakımına değil, kitlelerin askeri denetimine yönelik bir ustalık dersidir. Rapor, silahlı muhafızlar tarafından gözetim ve denetim, en üst düzeye çıkarmak üzere tasarlanmış tek, açık bir giriş ve çıkış yolu olan « ölümcül huni » düzenini tanımlıyor. Gölge, su veya tuvaletlerden yoksun olan bu düzenin, paniğe yol açtığı ve kaos yarattığı belgelenmiştir. Bu düzenek, şiddetli bir tepkiyi haklı çıkarmak için bile kullanılabilir. Bu, yardım etmek için tasarlanmış bir sistem değildir; kontrol etmek ve gerekirse zarar vermek üzere tasarlanmış bir sistemdir.

Bu yapının tamamı, « genel olarak kabul görmüş ve test edilmiş gıda dağıtım ilkelerinin tersi » olarak tanımlanıyor. Burada söz konusu olan, taktik hedefleri ilerletmek için yardım hayaletini kullanan yasal ve ahlaki bir oyundur.

Bölüm II: Gizlenen Gerçek: Gazze'nin 377.000 Kayıp Kişisi

Hukuki analiz ne kadar bunaltıcı olsa da, rapordaki haritalarda yer alan demografik veriler çok daha büyük bir felakete işaret ediyor. Çatışmadan önce Gazze Şeridi'nin nüfusu yaklaşık 2,227 milyondu. Garb'ın raporu, üç ana yerleşim yeri olarak kabul edilen bölgelerde yaşayan nüfus için Tsahal’ın tahminlerini gösteren haritalar içeriyor.

Rakamlar şu şekilde:

Gazze Şehri: 1 milyon

El Mevasi: 0,5 milyon

Merkez: 0,35 milyon

Bu resmi tahminlerin toplamı 1,85 milyon kişi ediyor.

Basit bir aritmetik hesap korkunç bir tutarsızlığı ortaya koyuyor: 2,227 milyon eksi 1,85 milyon geriye 377.000 kayıp kişi kalıyor.

Bu sayı, medyada sıkça bildirilen kurban sayısının altı katından fazladır. Bu insanların bir kısmı ana yerleşim yerlerinin dışındaki yıkıntılarla dolu manzaralara gitmeye zorlanmış olabilirse de, işgalci gücün kendi nüfus tahminlerinden türetilen bu farkın büyüklüğü şaşırtıcıdır. Bu, doğrudan can kaybı, kıtlık veya hastalık açısından olsun, dünyanın inanmaya yönlendirildiğinden çok daha büyük bir demografik felakete işaret ediyor.

Yardım ve nüfusun yok olması aynı madalyonun iki yüzüdür. Yardım tesisleri, özellikle Netzarim Koridoru tarafından ortadan bölünen Gazze kentindeki bir milyon insan olmak üzere nüfusun çoğunluğunun erişemeyeceği şekilde konumlandırılmış ve tasarlanmıştır. Sistem, sayılabilen 1,85 milyon insanı beslemek üzere tasarlanmamıştır. Sayılamayan 377.000 kişinin kaderleriyle ilgilenmekten çok uzaktır.

Uluslararası toplum bu yardım komplekslerinin parlatılan görüntüsünün ötesini görmeli ve temsil ettikleri acı gerçekle yüzleşmelidir. Çaresiz bir halkı askerileştirilmiş darboğazlardan geçirmek için yiyecek vaadini kullanan bir sistemi kınamalıyız. Ancak daha acil olarak, bu verilerin gündeme getirdiği en acil soruya bir yanıt talep etmeliyiz:

377.000 kayıp Filistinli nerede?

Bu rapor, nüfus kayıtlarında 377.000 kayıp kişiyi listeliyor, doğrulanmış bir ölüm sayısını değil. Ancak, İsrail ordusunun Gazze'de kullandığı yöntemler göz önüne alındığında, bu kayıp kişilerin büyük bir kısmının dünyanın en yoğun nüfuslu bölgelerinden birine (km² başına 6.000 kişi) aşırı bir şekilde atılan bombaların gücüyle parçalanmış bedenler olduğu gerçeği ortadadır.

New York Times’ın bir analizine göre, İsrail, sivillerin güvenlikleri için yerlerinden edildiği bölgeler de dahil olmak üzere, Gazze Şeridi'nin güneyine 208 adetten fazla 2.000 pound’luk (900 kg) MK-84 bombası attı.

7 Ekim ile 21 Aralık 2023 tarihleri ​​arasında ABD, çatışmada kullanılan en güçlü konvansiyonel bombalar arasında yer alan 5.000 adetten fazla 2.000 poundluk MK-84 bombasını İsrail'e teslim etti.

Mart 2024'te ABD, 1.800'den fazla MK-84 bombasının yeni teslimatlarına izin verdi.

Bu bombalar, binaları tamamen yok etme ve yoğun nüfusa sahip kentsel alanlarda büyük yıkıma yol açma yeteneğine sahiptir.

Kullanılan toplam bomba

İsrail'in Gazze'ye attığı toplam bomba sayısı tahminleri farklılık göstermektedir, ancak birkaç kaynak son derece yüksek rakamlar konusunda hemfikirdir:

Ocak 2025'te Al Jazeera tarafından alıntılanan Filistin Çevre Kalitesi Otoritesine göre, Ekim 2023'te savaşın başlamasından bu yana Gazze'ye yaklaşık 85.000 ton patlayıcı atılmıştır.

Vikipedi, çatışmanın ilk altı gününde İsrail tarafından 6.000 bomba atıldığını bildirmektedir.

Bombalamalar, özellikle kara saldırıları ve ateşkes ihlalleri sırasında, toplam bomba sayısına ilişkin resmi bir güncel rakam sistematik olarak kamuoyuna iletilmeden aylar boyunca devam etti ve yoğunlaştı.

İnsan kaybına ilişkin olarak:

Haziran 2025 itibarıyla, Gazze Sağlık Bakanlığı, BM kuruluşları ve uluslararası medyanın en çok alıntılanan ve bağımsız olarak doğrulanan rakamları, Ekim 2023'ten bu yana Gazze savaşında 55.000 ila 57.800 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi. Bu sayı yalnızca kurtarılan ve hastanelere nakledilen cesetleri içeriyor.

The Economist'in Mayıs 2025 tarihli araştırması da dahil olmak üzere bazı tahminler, bildirilmeyen ölümler, yıkıntıların altında kalan cesetler ve savaşla dolaylı olarak ilgili ölümler hesaba katıldığında gerçek ölüm sayısının daha yüksek, hemen hemen 77.000 ila 109.000 arasında olabileceğini öne sürüyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı ve BM kuruluşları, tespit edilen ölümlerin yaklaşık %30-40'ı çocuklar olmak üzere kadınların ve çocukların ölülerin çoğunluğunu oluşturduğunu sürekli olarak bildiriyor.

Son olarak, The Lancet tarafından yapılan bir araştırma, savaşın ilk yılında Gazze'de 64.000 ila 70.000 doğrudan ölüm olduğunu tahmin ediyor.

Dolaylı ölümler (kıtlık, hastalık, sağlık sisteminin çökmesi vb. nedenlerle) de dahil edildiğinde, tahmin yaklaşık olarak186.000'e çıkıyor.

Vice: İsrail istihbaratı, Hamas'ın aktardığı sağlık bakanlığı rakamlarının genel olarak doğru olduğuna karar verdi.

MAXİMİLİAN

 (İnvestig’action sitesinde 24 Haziran 2025 tarihinde Maximilian imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir https://investigaction.net/les-donnees-de-tsahal-revelent-que-377-000-palestiniens-sont-portes-disparus/)