MOVIMIENTO REVOLUCIONARIO TÚPAC AMARU
Tarihsel Bakış
1982 yılında Peru’da kurulan Tupac Amaru Devrimci Hareketi (MRTA), kendini silahlı mücadeleyi benimseyen siyasi-askeri bir hareket olarak tanımlamaktadır.
Peru bağlamında, 1960'lar ve 1970'lerin gerilla hareketlerinden farklı olarak, ülke demokrasisinin yönetimi ve istikrarı üzerinde önemli bir etkiye sahip olan yeni devrimci gruplardan biridir. Ülkeyi on yıldan uzun bir süre (1980-1992) iç savaşa sürükleyen PCP-SL (Peru Komünist Partisi – Aydınlık Yol) gibi, MRTA da Peru'nun demokrasiye dönüş yaşadığı bir dönemde, 1980'de ilk çoğulcu seçimlerin yapıldığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Tarihsel olarak MRTA, 1962'de Luis Felipe de la Puente Uceda liderliğinde kurulan Marksist-Leninist bir hareket olan MİR'in (Movimiento de İzquierda Revolucionaria - Devrimci Sol Hareket) bir kanadından doğmuştur. MİR tarafından örgütlenen ayaklanmanın 1965'te başarısızlığa uğramasının ardından, örgüt liderlerinin çoğu ortadan kaldırıldı ve bu durum hareketin sonunun habercisi gibi kabul edildi. Ancak, bu başarısızlıktan sadece iki yıl sonra, MİR'in tarihi lideri Luis Felipe de la Puente Uceda'nın düşüncelerinden ilham alan birçok sol örgüt kuruldu. MRTA'nın doğuşu, 1960'larda faaliyet gösteren MİR, Gerilla 65, APRA (Amerikan Devrimci Halk İttifakı), Marksist-Leninist Sosyalist Devrimci Parti ve Velasquista Devrimci Hareketi gibi çeşitli siyasi örgüt ve devrimci hareketlerden militanların varlığıyla damgasını vurdu. Aynı zamanda MRTA, ideolojik ve politik temellerini 1960'lar ve 1970'lerin gerilla hareketlerinden, özellikle de Movimiento de Liberación Nacional - Tupamaros (MLN-T) (Uruguay şehir gerilla hareketi) ve 1979'da Nikaragua'da zafer kazanan Sandinista Devrimi'nden almıştır.
MRTA'nın eylemlerine bakıldığında birkaç dönem ayırt edilebilir. Başlangıç aşamasında (1980-1982), örgütün Genel Komitesi hareketin siyasi, ideolojik ve askeri yapısını tanımlamaya odaklanmıştır. 1982'de Movimiento Revolucionairo Túpac Amaru adını kesin olarak benimsedikten sonra, hareket faaliyetlerinin ilk aşaması olarak kabul edilebilecek askeri eylemlere hazırlanmaya ve bunları uygulamaya başlamıştır (1982-1984). Bu aşama, militanları yalnızca askeri ve ideolojik yönden hazırlamaya değil, aynı zamanda ekonomik kaynaklar toplamayı amaçlayan siyasi-askeri okulların ve sınırlı şiddet eylemlerinin örgütlenmesiyle dikkat çeker. MRTA'nın Genel Komitesi tarafından kuruluş sonrasındaki ilk yıllarda geliştirilen stratejik planı, başlangıçta iki aşama öngörmektedir:
1) Güçlerin toplanması (askeri, ekonomik ve siyasi)
2) Temel amacı, hareketi ve taleplerini halk arasında duyurmak, yeni militanlar kazanmak ve halkın örgütün taleplerine sahip çıkması olan silahlı propaganda.
Daha sonra, halkın devrimci savaşının başlangıcına karşılık gelen üçüncü bir aşama olan hostigamiento yani taciz eylemleri başlar.
1984-1986 yılları, bir yandan özellikle kentlerde askeri eylemlerin gelişip artmasıyla (22 Ocak 1984'te MRTA, Lima'nın Villa el Salvador semtindeki polis karakoluna saldırır), diğer yandan büyük fabrikalardaki sendikalar, yoksul mahalleler, üniversiteler vb. gibi toplumsal kurumlara ve halk kesimlerine yönelik propagandanın geliştirilmesi ve bu alanlara nüfuz edilmesi şeklinde öne çıktı. 1984-1985 yıllarında özellikle büyük kentlerde askeri eylemlere öncelik verildi: polis karakollarına, elektrik ve su tesislerine yönelik saldırılar, politikacıları hedef alan saldırılar ve temel ihtiyaç malzemeleri veya silah taşıyan kamyonlara saldırılar. APRA'nın kazandığı 1985 seçimleri durumu değiştirdi. Alan García Peréz'in Cumhurbaşkanı seçilmesiyle MRTA, hükümete karşı tüm askeri eylemleri askıya alma kararı aldı. Bu karar, MRTA'nın hükümet ve sol partilerle dayanışması ve yeni cumhurbaşkanının verdiği umutlarla açıklanabilir. Hükümete karşı askeri eylemleri durdurma kararı, MRTA tarafından bir kan banyosunu önlemek için esneklik ve diyalog isteğinin kanıtı olarak değerlendirildi. Bununla birlikte, MRTA Ulusal Yürütme Komitesi, 1985 yılında yayınlanan bir basın açıklamasında, hareketin « emperyalizme, halka saldıran zalim güçlere ve halkın açlığından çıkar sağlayan şirketlere karşı siyasi ve askeri eylemde bulunma hakkı »nın olduğunu ve « ülkenin geleceği netleşene kadar ateşkes ilan edilemeyeceğini » vurguluyordu (VRC’nin sonuç raporu; 2003, s.394). MRTA, hükümetle diyaloga öncelik verdiğini beyan etmesine rağmen, sürekli olarak tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti; ancak bu talep hiçbir zaman karşılanmadı. MRTA, başlangıçta hükümete verdiği desteğe rağmen, 1986 gibi erken bir tarihte Cumhurbaşkanı Alan García'ya karşı muhalefetini ortaya koydu.
Öte yandan bu dönemde, MRTA MİR Rebelde (MİR’den ayrılan fraksiyon) ile birleşme kararı aldı. İki örgüt birbirini tamamladığı için, MİR Rebelde, MRTA adını kullanma kararı alan yeni örgüte ek bir siyasi güç kazandırdı. Örgütün Genel Sekreteri Victor Polay Campos oldu.
1986 ve 1989 yılları arasında MRTA, Ejército Popular Tupacamarista (Tupacamarista Halk Ordusu) önderliğinde, San Martin ilindeki Kuzeydoğu cephesine odaklanan askeri operasyonlarını artırdı. İlk siyasi-askeri harekât olan El Che Vive, 8 Ekim 1987'de Lamas eyaletindeki Tabalosos kasabasının ele geçirilmesiyle başladı. Túpac Amaru Liberator adlı ikinci harekat ise birkaç ay sonra (Kasım-Aralık 1987) Mariscal Cáceres eyaletinde gerçekleşti. Ancak, Peru ordusunun güçlü karşı saldırıları ve MRTA güçlerinin dağıtılması nedeniyle, yıkıcı strateji ve onunla birlikte gelen Guerra Revolucionaria del Pueblo (Devrimci Halk Savaşı) zorluklarla ve hatta başarısızlıklarla karşılaştı. Ağustos 1988'de MRTA'nın 2. Merkez Komitesi, Peru toplumunu daha da kutuplaştırıp militarize ederek stratejisini sertleştirmeye karar verdi. Bu stratejiye actos de justicia (adalet eylemleri), yani hainlerin, özellikle de örgüte ihanet eden eski MRTA militanlarının öldürülmesi eşlik etti. Buna örgüt içi tasfiyeler de eklendi.
1989-1992 yıllarına, yıkıcı stratejide bir değişim ve diyalog arayışı damgasını vurdu. Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Nikaragua'daki Sandinistlerin başarısızlığıyla belirginleşen uluslararası durum ile Fujimori'nin seçilmesi ve Abimael Guzmán'ın yakalanmasıyla belirginleşen ulusal durum, devrimci eylem için elverişsizdi. Orduyla yaşanan çatışmalar ve birkaç liderinin tutuklanmasıyla zayıflayan MRTA, siyasi bir çözüm aramak zorunda kaldı. Dahası, MRTA'nın önde gelen liderlerinden Victor Polay, 1990 yılında yeni başkan Alberto Fujimori ile bir diyalog başlatmayı önerdi; ancak bu öneri MRTA'nın Üçüncü Merkez Komitesi tarafından reddedildi. Aynı zamanda, yasal yani legal siyasi eylemi savunan kesim ile gizliliği yani illegaliteyi ve silahlı mücadeleyi savunan kesim arasındaki anlaşmazlıklar derinleşti. Eski MiR Rebelde ile MRTA arasındaki birlik giderek daha kırılgan hale geldi. Silahlı mücadele stratejisinin verimsiz olduğu ortaya çıktı. Bir yandan, askeri harekâtlar giderek daha şiddetli hale geldikçe halk işbirliği yapmayı reddetti. Diğer yandan, yeni militanların harekete katılmasına rağmen, yetkin liderlerin eksikliği ciddi lojistik sorunlara yol açtı ve yeni üyeleri siyasallaştırma çabalarını engelledi.
Analiz
MRTA, Marksist-Leninist kökenli, ortodoks olmayan bir siyasi-askeri harekettir. Nitekim o dönemdeki diğer birçok Perulu sol örgüt ve hareket gibi bu hareket de, Avrupa sosyalizminin taklidi olmayacaktır. Örgüt, gerçek bir Peru sosyalizminin inşasını öneren Marksist teorisyen José Carlos Mariátegui'nin düşüncesinden ilham almıştır. Diğer gerilla gruplarının aksine, MRTA varlığı boyunca uygulanabilir ve etkili bir seçenek olarak gördüğü yasal siyasi eylemden vazgeçmemiştir. Sonuç olarak, MRTA sol partilerle yakın bağlarını sürdürmüştür; bu strateji, hareketin sol partilerin birliği olmadan devrimin başarılamayacağı yönündeki siyasi-ideolojik anlayışına karşılık gelmektedir: « Solun birliği, elverişli ve vazgeçilmez olduğundan, ancak bir süreç içinde sağlanacaktır. İlk olarak, gerçek devrimcilerin gerçek Marksistlerin kimler olduğunu bilmek gerekir ve bu da ancak mücadele içerisinde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, mücadelede birlik ilk kriterdir » (Luis de la Puente Uceda, Haziran 1980, ilk ulusal konferans).
Kökenini 1960'lar ve 1970'lerin gerilla hareketlerinden, özellikle de Che Guevara ve Sandinista Devrimi'nin düşüncelerinden alsa da, MRTA birçok kez sosyalist ülkelerden, özellikle de Küba ve Nikaragua'dan bağımsızlığını vurgulamıştır; ancak 1960'ların gerilla hareketleri için durum böyle değildi. Bununla birlikte MRTA, uluslararası komünist hareketle aynı çizgidedir.
Öte yandan MRTA'nın milliyetçi bir söylemi vardır ve eylemlerini meşrulaştırmak için sık sık Peru tarihine başvurur: MRTA'nın askeri ve siyasi eylemleri, özellikle Túpac Amaru'nunki olmak üzere, geçmiş devrimci mücadelenin uzantısı olarak sunulur.
MRTA'nın nihai hedefi, Peru sisteminin içerisinde bulunduğu krizden çıkmasının tek olası yolu bir sosyalist devrimin gerçekleştirilmesidir. Sosyalizm, Peru ulusunu inşa etmenin, tarım sorununu çözmenin, burjuva merkeziyetçiliğine son vermenin, tarım ve sanayi arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamanın ve her şeyden önce emperyalizmle olan tüm egemenlik ve bağımlılık bağlarını koparmanın yolu olacaktır. Sosyalist devrim tamamlandığında, MRTA halk egemenliğinden türetilen kurumlar aracılığıyla doğrudan demokrasiyle karakterize edilen yeni bir devletin kurulmasını öngörmektedir. Dahası, devrimci ordu ve milisler halinde örgütlenmiş halk üzerine kurulu bu yeni devlet, askeri bir devlet olacaktır. Mülkiyet açısından bu, çeşitli biçimler alacaktır; ancak, kooperatif mülkiyet diğer tüm mülkiyet biçimlerinin üstünde tutulacaktır. Bununla birlikte, MRTA'nın öngördüğü yeni devlet, tek partiyi reddetmesi bakımından klasik sosyalist devlet anlayışından büyük ölçüde farklıdır. Aksine, MRTA için iktidarı devralması gereken, Peru’daki tüm sol güçlerin ve halkın birliğidir.
MRTA'nın eylem yelpazesi esas olarak askeri nitelikte olsa da, özellikle kuruluşunun ilk yıllarında, bu durum terör eylemleriyle karıştırılmamalıdır. Nitekim MRTA, eylemlerinin eğitici niteliğine büyük önem vermektedir ve bu, yalnızca halkla doğrudan diyalogu mümkün kılmak için düzenlenen sayısız toplantıyla değil, aynı zamanda medya ve reklam kampanyaları aracılığıyla da açıklanmıştır. Bu durum, Komutan Rolando'nun (Víctor Polay Campos) ifadesiyle sessiz kalamayan devrim kavramıyla açıklanmaktadır. Bu nedenle, bir yandan ideolojik ve askeri olarak eğitilmiş halkın katılımını, diğer yandan da askeri eylemin siyasi olarak açıklamasını gerektirir.
Dolayısıyla, askeri eylem öncelikli olsa da, siyasi eylem, hatta parlamento katılımı göz ardı edilmemelidir. Bu anlayışla, şiddet eylemleri özenle seçilmektedir. Saldırılar « somut ve uygun zamanlamalı eylemler » olarak tasarlanmaktadır (MRTA'nın III. Dönem Askeri Çizgi Belgesi). 1990 yılına kadar, Uruguaylı kent gerilla grubu Tupamaros'unkilerden esinlenerek Cárceles del pueblo (halk hapishaneleri) olarak adlandırılan adam kaçırmalar, her şeyden önce propaganda amaçlıydı. Ancak, 1990'lardan itibaren, hareket içerisindeki krizin başlamasıyla birlikte, birçok liderin tutuklanması ve askeri başarısızlıklar gibi nedenlerle, MRTA stratejisini sertleştirdi ve bu da MRTA ve Sendero Luminoso (Aydınlık Yol) gibi hareketlerin şiddeti ve otoriterliği yüzünden tükenmiş nüfusun büyük bir kısmının desteğini kaybetmesine yol açtı.
Son olarak, MRTA'nın Guerra revolucionaria del pueblo (Devrimci Halk Savaşı) anlayışı, diğer gerilla hareketleriyle, özellikle de Aydınlık Yol ile karşılaştırıldığında oldukça özgündür; çünkü MRTA, tüm kesimlerin, yani yalnızca kırsal kesimin değil, aynı zamanda kentlerin de katılımının devrimin başarıya ulaşmasına yol açabileceğine inanır.
1991'den itibaren MRTA içinde iç bölünmeler ortaya çıktı. Bazıları yasal yollara başvurmayı savunup siyasi diyalogu teşvik ederken, diğerleri askeri eylem adına bunu reddetti. Ancak 1991'de MRTA Merkez Komitesi tarafından onaylanan ilk seçenek olacaktır.
Alberto Fujimori'nin iktidarını pekiştirmek için yaptığı kendi kendine darbeden bu yana MRTA, diktatörlüğe ve insan haklarına saygısızlığa karşı, öncelikle siyasi yollarla mücadele eden rejim muhaliflerinin yanında yer aldı. Örneğin, MRTA, Ekim 1997 tarihli basın açıklamasında Peru halkına ve uluslararası dayanışmaya, insan hakları ihlallerini ve daha genel olarak hukukun üstünlüğünün yokluğunu kınamak için çağrıda bulundu:
« ...Bütün bu nedenlerden dolayı, Edgar Sànchez ve Evaristo Cc. Nestor Cerpa komandoları üyelerinin katledilmesinden sonra Túpac Amaru Devrimci Hareketi, kardeşlerimizin uğruna şehit düştükleri adalet ve özgürlük düşleri yolunda mücadeleyi sürdürme ve bunları gerçekleştirme kararlılığını bir kez daha teyit ediyor.
Siyasi, sendikal ve köylüler olmak tüm halk örgütlerimizi neoliberal modele karşı koymak ve Fujimori’nin narko-terörist diktatörlüğünü seferberlik ve doğrudan eylem yoluyla yenmek için geniş kapsamlı kitlesel bir siyasi cephe oluşturmaya çağırıyoruz. » (MRTA Ulusal Yönetimi, Ekim 1997 tarihli Basın Bülteni).
Gerçekten de, MRTA'nın mücadele patikasını analiz ederken, bu hareketin içinde bulunduğu tarihsel bağlamı ve Peru siyasi sahnesindeki konumunu hesaba katmak gerekir.
MRTA'nın askeri ve siyasi faaliyetleri esas olarak 1982-1998 döneminde gerçekleşmiştir, yani PCP-SL'nin faaliyetleri ve bu hareketin başlattığı iç savaşla tamamen örtüşmektedir. Ayrıca, 1980'ler, Unidad Democrática Popular (Demokratik Halk Birliği - UDP), Unión de Izquierda Revolucionaria (Devrimci Sol Birlik - UNİR), Partido Comunista Peruano (Peru Komünist Partisi - PCP), Partido Socialista Revolucionario (Devrimci Sosyalist Parti - PSR), Partido Comunista Revolucionario (Devrimci Komünist Parti - PCR) ve Frente Obrero Campesino Estudiantil y Popular (İşçi, Köylü, Öğrenci Halk Cephesi - FOCEP) tarafından 1980'de kurulan İzquierda Unida Sol Birlik seçim cephesinin siyasi sahnedeki güçlü varlığıyla damgasını vurmuştur. Bu sol cephe, 1985 başkanlık seçimlerinde ikinci oldu. Sonuç olarak, MRTA'nın sol, radikal ve seçimle ilgili siyasi arenaya nüfuz etmesi zor oldu.
MRTA, başlangıçta, özellikle Robin Hood tarzı eylemleri sayesinde halkın büyük bir bölümünü kendi davasına çekmeyi başardı, ancak bu romantik macera uzun sürmedi. Nitekim bazı analistler, MRTA'nın 1984 gibi erken bir tarihte uyuşturucu kaçakçılarından para almaya başladığını ve bunun Aydınlık Yol ile bir çatışmaya yol açtığını öne sürüyor. Aynı zamanda, halk desteğinin kademeli olarak azalmasıyla birlikte MRTA, yaşları giderek gençleşen ve ideolojik ve askeri eğitimleri giderek zayıflayan yeni militanlar bulmakta zorlandı. Bu durum, 17 Aralık 1996'da Japonya büyükelçisinin konutunda gerçekleştirilen ve 16-20 yaş arası gençlerin (yaklaşık yirmi rehinenin) rehin alınması olayıyla doğrulanmış gibi görünüyor. Bu operasyon, başarısızlığına rağmen, 1995'te Ulusal Meclis'i ele geçirmeyi başaramamasının ardından ülke sahnesinden neredeyse tamamen silinen MRTA'nın geri dönüşünü simgeliyordu. Ancak bu, kısa ömürlü bir geri dönüş oldu çünkü neredeyse bu türden yapılmış benzer türdeki son eylem oldu.
Sonuç olarak, MRTA'nın eylemleri çok daha kanlı eylemler gerçekleştiren Aydınlık Yol’un eylemleriyle karşılaştırılamasa da, bu hareket yine de Peru’de yaşanan anlaşmazlığın bir parçasıdır ve Peru'daki Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu'nun da belirttiği gibi örgüt « ...1980-2000 yılları arasında Peru'da işlenen insan hakları ihlallerinin %1,8'inden sorumludur » (CVR Sonuç Raporu, 2003:430). 2006 yılında, örgütün önde gelen liderlerinden Víctor Polay Campos (Aydınlık Yol lideri Abimael Guzmán ile birlikte) ömür boyu hapse mahkum edildi ve cezasını en tehlikeli teröristlere ayrılmış olan Callao Deniz Üssü'ndeki yüksek güvenlikli hapishanede çekmeye devam ediyor.
Klára Hellebrandová
(sciencepo.fr sitesinde Eylül 2007 tarihinde Klára Hellebrandová imzasıyla yayınlanan Fransızca yazıdan Türkçeleştirilmiştir https://www.sciencespo.fr/opalc/sites/sciencespo.fr.opalc/files/Fiche%20MRTA%20PDF.pdf )
Kaynakça
Informe final de la Comisión de la Verdad y Reconciliación (2003): El movimiento revolucionario Túpac Amaru, pp. 379-435, Lima.
SALINAS CAŃAS, Sergio Fernando (2003): Las Guerrilas en el Perú: 1965-1980, dos experiencias distintas, erişim : http://www.stormpages.com/marting/guerrillasperu PAZ, Veronica, Perú: una crisis con amplias repercusiones in FASOC, Año 12, N1 2, abril-junio 1997
« El MRTA pierde apoyo popular », La Nación, Arjantin, 1997, http://www.ser2000.org.ar/base.html
DEGREGORI, Carlos Iván, PAZ, Carlos Rivera, Perú 1980-1993: fuerzas armadas, subversión y democracia. Redefinición del papel militar en un contexto de violencia subversiva y colapso del régimen democrático, 1993, Instituto de Estudios Peruanos, documento del trabajo no 53