Skip to main content

Kōzō Okamoto

1972, Japon Kızıl Ordusu (JRA) için talihsiz bir yıldır. İçinden doğduğu Birleşik Kızıl Ordu (URA), örgüt içi sekter tartışmalar ve üyelerinin yarısının yaşamına mal olan bir tasfiye sürecine girmişti. Fusako Shigenobu liderliğindeki Japon Kızıl Ordusu, 1971'den beri Lübnan'da konuşlanmıştı. URA’nın çöküşü ve Japonya’da yaşanan aksaklıkları gidermek üzere dünya çapında ses getirecek bir eylem yapılması gerekiyordu.

Shigenobu, özellikle Birleşik Kızıl Ordu üyesi Kōzō Okamoto'nun Orta Doğu'ya geçişini ayarlamıştı. Lübnan'ın Baalbek kentinde FHKC (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi) militanları tarafından üç ay boyunca eğitilen Okamoto (kod adı Ahmad), Shigenobu'nun kocası Tsuyoshi Okudaira'nın önerdiği bir operasyona katılmayı kabul etti. Avrupa üzerinden uçakla bir yolculuğun ardından Lod Havaalanı'na (bugünkü Ben Gurion) inip silahlı eylem yapacaklardı. Ayrıntılı eylem planı FHKC’nin Dış Operasyonlar Bölümü kurucusu ve sorumlusu Vedi Haddad (Ebu Hani) tarafından, Okamoto'nun da yardımıyla yürütüldü. Operasyona dahil olan üçüncü kişi ise Yasuyuki Yasuda'dır.

Havaalanındaki güvenlik güçleri Filistinlilerin saldırı gerçekleştirme olasılığına odaklandığı için, Japon militanların kullanılması güvenlik görevlilerini şaşırttı.

30 Mayıs 1972 tarihinde eylemciler, Roma'dan kalkan Air France uçağıyla havaalanına geldiler. Okamoto uçağa bindiğinde üzerinde 1923'te Veliaht Prens Hirohito'ya suikast girişiminde bulunan Daisuke Namba adına hazırlanmış sahte bir pasaport bulunuyordu.

Muhafazakar giyinmiş ve ince keman çantaları taşıyan adamlar, pek dikkat çekmediler. Bekleme salonuna girdikten ve bagajlarını banttan aldıktan sonra keman çantalarını açtılar ve dipçikleri çıkarılmış Çek Vz 58 saldırı tüfeklerini çıkardılar. Hemen ardından, havaalanındaki güvenlik görevlilerine ve görevli personele ateş etmeye ve şarjör değiştirirken el bombası atmaya başladılar. Yasuda vurularak öldürüldü ve Okudaira havaalanı binasından iniş alanına geçerek El Al uçağından inen yolculara ateş ettikten sonra bir el bombasıyla kendisini havaya uçurdu. Okamoto, terminalden ayrılmaya çalışırken bir El Al güvenlik personeli tarafından vurularak etkisiz hâle getirildi.

Operasyon sonrasında yaklaşık yüz kişi hastaneye kaldırıldı, bunların 70'inin durumu ciddiydi. Eylemde toplam 26 kişi öldü.

Ölenler arasında Porto Riko'dan Amerikan vatandaşı17 Hristiyan hacı, bir Kanada vatandaşı ve aralarında uluslararası alanda tanınmış bir biyofizikçi ve İsrail nükleer araştırmalarında önde gelen bir isim olan Profesör Aharon Katzir'in (kardeşi Efraim Katzir ertesi yıl İsrail cumhurbaşkanı seçilecekti) de yer aldığı 8 İsrailli vardı.

1973'te Filistin Kurtuluş Halk Cephesi (FHKC), Japan Air Lines 404 sefer sayılı uçağını kaçırdı ve Kōzō Okamoto'nun serbest bırakılmasını talep etti. İsrail bunu reddetti. Rehineleri serbest bıraktıktan sonra, FHKC Japon Boeing uçağını havaya uçurdu.

Okamoto yargılanarak ömür boyu hapse mahkum edildi.

1976'da FHKC üyeleri Air France’ın 139 sefer sayılı uçağını kaçırdı. Bu, Uganda'daki Entebbe Havaalanı baskını ile sonuçlanacak olayın başlangıcı oldu. Korsanlar, Kōzō Okamoto da dahil olmak üzere 53 kişinin serbest bırakılmasını talep etti.

1985 yılında İsrail-Filistin esir takası kapsamında serbest bırakıldı ve ardından Libya'ya transfer edildi. Trablus havaalanına varışında AFP tarafından çekilen bir fotoğrafta, Filistinli savaşçıların omuzlarında onu zafer işareti yaparken görüyoruz.

Okamoto daha sonra Suriye'de kaldı ve 1997'de Lübnan'a yasadışı girerken yakalandı ve tutuklandı. Lübnan yetkilileri 2000 yılında ona siyasi sığınma hakkı verdi.

O zamandan beri Beyrut'ta yaşıyor ve yarı gizli bir hayat sürüyor.

Bugün, saçları grileşmiş bu zayıf adam, memleketi Japonya'da hâlâ aranıyor, ancak Lübnan'daki Filistinli mülteci kamplarında kahraman gibi yaşamaya devam ediyor.

Okamoto'ya barınma, yiyecek ve sağlık hizmetleri dahil her şeyi sağlayan Beyrut'taki FHKC yetkilisi Ebu Yusuf, « Hapisten çıktığında bir ceset gibi görünüyordu » dedi.

FHKC’ye göre, Okamoto İsrail'deki tutsaklığının çoğunu hücre hapsinde geçirdi, elleri arkadan kelepçeli bir şekilde köpek gibi yerde yemek yemeye zorlandı.

Ebu Yusuf AFP’ye verdiği bir röportajda, serbest bırakılmasının üzerinden uzun zaman geçmesinde sonra bile, hâlâ bazen masanın üzerine eğilip tabağını yalayarak bitirdiğini söyledi.

Bir Pazartesi günü, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi militanları eşliğinde Beyrut'taki Şatila Filistinli mülteci kampının dışındaki bir mezarlığa götürüldü ve çatışmada hayatını kaybeden iki Japon militanının komandosunun anısına düzenlenen kısa bir çelenk bırakma töreninde, kameralara gülümsedi, zafer işareti yaptı ve geri götürüldü.

Kimlik belgesi olmayan Kozo Okamoto, sessiz ve yarı gizli bir hayat sürüyor.