Sigara böreği tadında

Birinci tekilden yazılmış –tıpkı hayat gibi– bir günceden kopartılan satırlarla o günleri çok sınırlı yönleriyle yeniden canlandırmaya çalışmak ne kadar anlamlı olabilir?

Yine de belki sadece kendi adıma illa ki biraz anımsamak için.

Çıldırmamanın yolu unutmak derler, aksine ben de –şekillerini değiştirmek tehlikesini göze alarak– yaşanmışlıkları unutmadan oyunu sürdürmeyi öğreniyorum. Hem de en ince ayrıntısına kadar kurcalayarak.   

Usta birliğime dağıtımımın kesinleşmesiyle birlikte on beş aylığına İzmir’e yol göründü.

Devamını oku...

yerine

Hayırsız olan sen değil, en az her insan kadar bencil olan bendim. İyi günde, sonradan sahteliği doğrulanacak kısa kısır mutluluk alışverişlerinde de olsa, kötü günde, hastalığının doruğa ulaştığı anlarda yanında olamadım. Gerçi şatafatlı bir tören eşliğinde herkesin gözü önünde el ele, ayak basmalı verilmiş bir söz de yoktu aramızda, ama bunca geri dönüşün, bunca yakın temasın hatırına bunu yapmalıydım. Olmadı, yapamadım. Yaşamın boğucu sıradanlığına teslim olarak her zamanki gibi kolayı seçtim. Zamanın uğursuz bir yerinde, farkına varmadan ya da bile bile ve umursamadan yapılan anlık bir hareketle yıkılıveren koskoca yüklü geçmiş. Şimdi durup –bu yok edici akışta gerçekten durmak mümkün mü?– geriye bakınca daha iyi anlıyorum, söylemesi zor ama bana olan bağımlılıkta açlıktan, sığınma arayışından çok sevgi ihtiyacının payı vardı. Benim ilgim ise her koşulda yinelenen bir gündelik devinimin bir kez daha yeniden yaşanması arzusundan kaynaklanıyordu. Yemek yemek, su içmek gibi rahatlatıcı ama fazlasıyla bağlayıcı.

 

Devamını oku...

hasarlı anılar ambarı

Denizin incileri bu kez tabloda - GÜNCEL - Kaptan Haber Yüz çizgilerini yitirmiş toplu fotoğraflar, vitrin camlarında, çerçeve kenarlarında, biraz destekle de olsa hala o kayıp bakışları anımsatmakta. Gün geçtikçe mevcutlarını yitirmekten yorgun düşmüşler. Biri omuzdan diğeri belden birbirine sarılı iki beden, kafada kurdele, siyah beyaz ama capcanlı duygular; içinden laciverdimsi ışıltıların göz kırptığı yuvarlak cama yönelmek yerine çoktan yitmiş bir öteye dalmış bakış, içinin eridiği torunlarını kucağına eğreti oturtmuş muzaffer bir dede, yan yana dizilmiş cinsiyeti farklı ama muzipliği bir ikizler, ismi çoktan unutulmuş kedinin kucakta bıraktığı hafif nemli sıcaklık, merdivenli sokağa açılan kapı –orada çiçekler mi vardı?–.  

Devamını oku...

Pürtelaş günler

 “Ne o aslanım kimi arıyorsun? Feruşka’yı mı? Senin Feruşka’nın ağzı burnu yamuldu, şimdi hastanede düzelttiriyordur, hadi çek arabanı!” (Feruşka, asıl adı Feyyaz olan sakallı bıyıklı kıllı bir dönmedir).

Burada, mahallenin temiz aile orospu çocukları yakaladığını, polis gözüne kestirdiğini, müşteri dönmeyi, dönme şoförü dövüyor. Arabalara pencerelerden saksı fırlatılıyor, camları kırılıyor, ısrarcı olanlar indirilip bir güzel hırpalanıyor. Arada kurunun yanında yaş da yanıyor.

Devamını oku...

Patates ekmek

patates ekmek ile ilgili görsel sonucu Belki de güneşin en tepede olduğu saat denilebilirdi. Kendisini göstermeyen iki karganın sonları soru vurgulu ses cümleleriyle atışması, dış cephe sıvaları tamamlanmış, buradakilerin “kule” olarak adlandırdıkları uzun blokların arasında yankılanıyor. Gücünü esirgemeyen güneşin altında kavrulan ovadan binlerce yıllık buğday tarlaları üzerinde yeni yükselen mahalleye doğru esen, yönünü şaşırmış belli belirsiz bir rüzgarın bir türlü havalandıramadığı çimento torbası parçası, gölgesini kapı içerisine kaçırmış sundurmanın önünde küçük, çekingen ve istikrarsız yan hamlelerle yer değiştirmek için boşa çabalıyordu.

Devamını oku...

  • 1
  • 2

Web Tasarım M.ISTIN 05307600735